Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının önemli bir bölümünü toplumsal birliktelik ve eşitlik ilkesine ayırdı. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan hiç kimsenin bu topraklarda öteki, kiracı veya sığıntı olmadığını belirten Erdoğan, geçmişte yaşanan başörtüsü tartışmalarının ülkenin gündeminden kalıcı olarak çıktığını ifade etti. Siyasette farklılıkların korunarak ortak zeminde buluşulması gerektiğine de dikkat çeken Erdoğan, Milliyetçi Hareket Partisi ile kurulan Cumhur İttifakı'nın ülkenin bekası için sergilediği güç birliğini en güzel örnek olarak gösterdi. Cumhuriyet Halk Partisi içindeki ayrışmalara ve tartışmalara da değinen Cumhurbaşkanı, bu kavgaya taraf olmadıklarını ancak Türkiye'nin dış mihraklardan bağımsız, vesayetten arınmış ve gücünü kendi tabanından alan güçlü bir ana muhalefete ihtiyaç duyduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarında öne çıkanlar şöyle:
Merkez kurullarımızın kıymetli üyeleri, kadın ve gençlik kollarımızın merkez karar ve yürütme değerli mensupları, kıymetli kurucularımız, kıymetli milletvekilleri, değerli kabine üyelerimiz, muhterem dava ve yol arkadaşlarım, hepinizi en kalbi duygularımla hürmetle muhabbetle selamlıyorum.
Sizlerin şahsından, ülkemizin dört bir yanından, AK Parti davasını ve Türkiye sevdasını bir madalya misali gururla taşıyan tüm yol arkadaşlarıma selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum.
Gönül ve kültür coğrafyamızın farklı köşelerinde, özellikle kalbi bizimle atan tüm dostlarımıza kardeşlerimize en derin muhabbetlerimi iletiyorum.
AK Parti istişare ve değerlendirme toplantılarımızın 33’üncüsünde bir kez daha sizlerle beraber olmanın ve hasbihal Hal etmenin siz kardeşlerimle hasret gidermenin memnuniyetini yaşıyorum.
Davetimize icabet ederek kampımızı teşrifleriniz için, her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Toplantımızın ve burada iki gün boyunca yapacağımız istişarelerin partimiz, ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile Rabbimden niyaz ediyorum.
Daha önceki buluşmalarımızda olduğu gibi, değerli fikirlerinizle, görüş ve önerilerinizle istişare toplantımıza kıymetli katkılar sunacağınıza inanıyor sizlerden kanaatlerinizi samimiyetle paylaşmanızı özellikle rica ediyorum.
Değerli kardeşlerim, konuşmamın hemen başında şu hatırlatmayı yapmak isterim: Ne kendi içimizde, ne de milletimizle aracılarla konuşan perdeyle konuşan bir kadro asla olmadık. Partimizin kuruluşundan itibaren yatay ve dikey iletişim kanallarını açık tutmaya danışma ve istişare kültürünü işletmeye özel önem verdik. Düşüncelerimizi özgürce dileyip eleştirilerimizi serbestçe ifade ettik. Kendi muhasebemizi, hem de çok cesur biçimde çok özgüvenli bir şekilde yaptık.
Partimiz için hareketimizin istikbali için mücadelemizin başarısı için en doğru siyaset neyse ortak akılla onu bulmanın ve uygulamanın gayretinde olduk.
Birlikte hedefler doğrultusunda gönül birliği içinde omuz omuza vererek yolumuza kararlılıkla devam ettik. İnşallah 33. istişare toplantımızda da aynısını yapacağız.
Yorumlar farklı olabilir, düşünceler farklı olabilir, anlayışlar farklı olabilir. Değerlendirmelerimiz farklı olabilir. Mezhepler de üslupta. Yolda yöntemde farklı kulvarlarda olabiliriz. Meseleleri ele alma biçimleri farklı. Olabilir. Çözüm önerileri farklı. Yaşam tarzları hassasiyetler farklı olabilir. Ancak nihayetinde hepimiz aynı vatan toprağı üzerinde. Aynı bayrak altında aynı hilalin gölgesinde aynı istikamete ilerleyen gönülleri aynı ülküde kenatlenmiş bir topluluğuz. Şunu bir defa çok açık ve net söylemek isterim: Bu ülkede Türkiye Cumhuriyeti'nde olan hiç kimse vatan toprağında misafir değildir.
Kiracı değildir. Sığıntı değildir. Öteki değildir. Üvey evlat değildir. Bilakis hepsi de bu vatan toprağının sahibidir ev sahibidir bu milletin asli unsurudur bu milletin öz evladıdır.

Yaşadığı coğrafya neresi olursa olsun dedeleri nereden gelmiş olursa olsun mezhebi meşrebi kökeni görüşü düşüncesi her ne olursa olsun değil mi ki Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşıdır o halde herkes kadar bu ülkenin bu vatanın bu devletin sahibidir.
Biz kadınlarla birlikte on yıllar boyunca bu tesettür mücadelesi verirken, bir imtiyazın peşinde değil, bir ayrıştırmanın, kutuplaştırmanın peşinde değil, diğerlerini ötekileştirmenin, diğerlerinin özgürlüklerine müdahale etmenin peşindeyiz. Biz sadece normalleşmenin, eşitliğin, adaletin, böylece kaynaşmanın, böylece kucaklaşmanın peşindeyiz. Şimdi zaman zaman marjinal, cahil, geri kafalı bazı fosiller çıkıyor; başörtüsüne, başörtülüye kin kusuyor.
Nesli tükenmekte olan bu numuneler, son üstenci bir dille küstah bir eda ile güya kadınlara ders veriyor. Kadınları aşağılıyor, tehdit ediyor. Herkes şunu anlamalıdır: Türkiye, bu meseleyi artık geride bırakmıştır. Türkiye bu meselede normalleşmiştir. Türkiye bu meselede eşitlik ve adalet çizgisini gelmiştir. Türkiye bu meselede olması gereken ama on yıllar boyunca geciktirilen on yıllar boyunca engellenen makul zemine ulaşmıştır. Artık şunu anlamayanların da anlaması gerekir: Başörtüsü anormal değildir; marjinal değildir; radikal değildir; ekstrem değildir. Belli bir tarikatin, bir cemaatin, veya ideolojinin sembolü hiç değildir. Bakın, bu yeni normal de değildir; bu tüm zamanların normalidir. Bin yıllık normalimizdir. Biz beraberiz, son nefesimize kadar da inşallah burada birlikte olacağız.
Biz, bizden farklı düşünüyor diye hiç kimseye husumet beslemedik. Ama şunu da herkes bilsin ki kendisinden farklı düşünüyoruz diye hiç kimse de husumet besleyemez.
Kıymetli dostlarım, değerli arkadaşlarım, siyaset aynılar aynı yerde, ayrılar ayrı yerde anlayışıyla yapılmaz. Siyaset uzlaşmaktır; konuşmaktır; müzakeredir; farklılıkları koruyarak ortak bir zeminde buluşma çabasıdır. Her meselede birebir aynı düşünmek mecburiyetinde değiliz.
Milliyetçi Hareket Partisi ve değerli lideri Sayın Devlet Bahçeli ile biz işte bunun en güzel örneğini sergiliyoruz. Farklı siyasi partiler olarak, ülkemizin bekası, milletimizin sulh ve selameti için güç birliği yaptık. Ortak noktalarda buluştuk. Cumhur İttifakı'nı kurduk.
Cumhuriyet Halk Partisi seçmeniyle de diğer partilerin seçmenleriyle de elbette her konuda aynı düşünmüyoruz. Ama hepimiz aynı vatanın, aynı toprağın çoğu zaman aynı ailelerin çocuklarıyız. Gündüz siyaset meydanlarında kürsülerde birbirimize rakip olabiliriz.Fakat akşam aynı gök altında. Toplanıyor, kimi zaman aynı çatının altında aynı sofrada buluşuyor, aynı çorbaya kaşık sallıyoruz.
AK Parti olarak 25 yıl boyunca yasakları kaldırmanın hak ihlallerine son vermenin çabası içinde olduk. 25 yıl boyunca normalleşmenin mücadelesini verdik. 25 yıl boyunca kardeşlik mücadelesi verdik. 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında Cumhur İttifakı'nı kurarak bu mücadeleyi daha da güçlendirdik.
Şimdi bakınız, değerli kardeşlerim, biliyorsunuz şu anda CHP içinde bir çatışma; bir ayrışma var. Her zaman söyledim, yine söylüyorum: Biz CHP içindeki bu kavganın bir tarafı değiliz. Dün yoktuk, bugün de yokuz. Yarın da olmayacağız. Birbirlerine tuzak kurdular. Birbirlerinin kuyularını kazdılar. Birbirlerini şikayet ettiler. Ve bizim değil, yargının değil, bizzat kendi elleriyle kendi eylemleriyle bu noktaya geldiler.
Ama buna rağmen bizim arzumuz ve umudumuz şudur: CHP'nin içindeki dış mihraklardan kurtulması ve Türkiye siyaseti adına hem Türkiye adına kuşkusuz hayırlı olacaktır. Başarabilirler mi, başaramazlar mı, bunu biz bilemeyiz. Ancak Türkiye'nin her türlü vesayetten arınmış bir ana muhalefet partisine ihtiyaç duyduğu son derece açıktır. Gücünü tabandan almayan, gücünü seçmeninden almayan, gücünü Türkiye üzerine hesabı olan bir takım dış güçlerden gücünü yolsuzlukla elde edilmiş yetim hakkından haram paradan alan bir muhalefet, Türkiye'ye fayda getirmez; zarar getirir.
Ancak iktidar kadar muhalefetin de ayaklarının bu vatan topraklarına basması, bu milletin değerlerinden beslenmesi hayati derecede önemlidir. Şunu unutmayalım: FETÖ 15 Temmuz'da o hain darbe girişimini yaparken bunu sadece şahsıma, sadece bize yapmadı; o kalleş darbeyi Türkiye'ye yaptılar. 86 milyon vatandaşımızın tamamına yaptılar. FETÖ ihanet şebekesini bu ülkeden temizlerken kendimiz için değil, devletimiz, milletimiz, geleceğimiz için temizledik. Siyonizm adı verilen soykırımcı, işgalci, yayılmacı ideoloji sadece şahsıma, sadece partimize, sadece ittifakımıza değil, herkese kastediyor. Biz de Siyonizme karşı mücadele verirken kendimiz için şahsi mücadele vermiyoruz. Bunu kendimizin, milletimizin, topyekûn bekası için yapıyoruz.Bugün terörü sona erdirirken belli bir kesim için belli bir kesimin çıkarı için değil, ülkemiz, vatanımız, devletimiz, milletimiz için sona erdiriyoruz.
Sağ dediler, sol dediler, Alevi Sünni Kürt Türk dediler. Yıllarca bu millete çok ağır bedeller ödettiler. Çok büyük acılar çektirdiler. Biz artık milletimizin yeni bedeller ödemesini istemiyoruz. Raf ömrü dolmuş bayat senaryolarla Türkiye'ye vakit kaybettirilmesini istemiyoruz. Bugün artık hep birlikte bunları geride bırakmanın, geçmişte bırakmanın zamanı gelmiştir. Görüş ayrılıklarımız elbette olacaktır.
AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak başta terörsüz Türkiye sürecimiz olmak üzere dış politika gibi güvenlik gibi hak ve özgürlüklerin ilerletilmesi gibi milli meselelerde uzlaşıya ortak noktalarımızı büyütmeye hazırız.

Değerli kardeşlerim, 25 yıl.
AK Parti'yi kurarken Türkiye'nin bütün renklerinin partimiz içinde temsil edilmesine özellikle ihtimam gösterdik. AK Parti'nin temellerini ayrıştırma üzerine değil, kucaklaştırma üzerine çatışma üzerine değil, uzlaşma üzerine kutuplaştırma üzerine değil, birleştirme bütünleştirme üzerine inşa ettik. Mevlana gibi her ne olursan ol yine gel; Yunus gibi gelin tanış olalım dedik. Hacı Bektaş gibi hırslar kinler yok olur aşkla meydanımızda dedik.
25 yıldır bizim kapımız açıktır. Çatımızın altında herkese yer vardır. 25 yıldır soframız Halil İbrahim sofrasıdır. Gönlümüz okyanus misali geniştir. Türkiye neyse AK Parti tam olarak işte odur. Bunu kimse yanlış anlamasın. Bunu kimse yanlış yorumlamasın.
Kitabın her sayfası aynı renkte olmak zorunda değildir. Farklı görünse de, usta bir yazarın bir editörün becerikli bir mücellidin elinde kitap, bir bütündür; nevi şahsına münasırdır.
AK Parti işte bir Türkiye kitabıdır;
Ama bu kitabın bir cildi, bir şirazesi, bir mücellidi, bir müellifi, kitabın ortak bir ruhu; ortak bir duygusu var. Yolumuz birdir. İstikametimiz birdir. O yolda o istikamette, o menzille yürümek isteyen herkesle yol yürürüz. Yolunu ayırana uğurlar olsun dediğimiz gibi, yolumuza girene de hoş geldin der, bağrımıza basarız, yol ve mücadele arkadaşlığı yaparız.AK Parti kitabının şirazesinin, dağılmasına asla göz yummayız. Biz partilerden bir parti değiliz. Biz bir dava hareketiyiz. Biz bir misyonun temsilcisiyiz. Biz mukaddes bir emanetin taşıyıcısıyız. Zaferle değil, seferle mükellefiz.
Zafere ulaşmak için her yönteme başvuran, zafere ulaşmak için her yolu mübah gören ilke, hudut, kural tanımayan anlayış bizden uzaktır.Partimiz 25 yıl önce nasıl bir duygu ve heyecan üzere kurulduysa, bugün de aynı duygu ve heyecan içinde yoluna devam ediyor.25 yıl önce hangi ilkeler ve değerler etrafında kenetlendiysek, bugün de aynı ilkeler ve değerler etrafında birbirimize yoldaşlık ediyoruz.
İstikametimiz nettir. Menzilimiz nettir. Allah'a sonsuz hamd olsun ki şımaranlardan olmadık. Başımız dönmedi. Makamlarda eriyip gitmedik.Tekebbüre kapılmadık. İstikametimizi şaşırmadık. Yolumuzdan ayrılmadık. Menzilimizden sapmadık. Gönül bağımızı koparmadık. Hamdolsun, büyüdük, güçlendik, dev olduk. 25 yıllık destan olduk. Ama davamızı unutmadık. Nereden geldiğimizi neyi temsil ettiğimizi nereye gittiğimizi aklımızdan bir an olsun çıkarmadık.
Her zaman söylüyorum: Bu dava kadim bir davadır. Bu dava kökü mazide, gözü atide, mukaddes bir davadır. Bu dava bizden önce vardı, bizden sonra da var olacak. Bu mesele sel bir mesele, değildir. Bu mücadele kişisel bir mücadele, değildir. Bu mücadele millet mücadelesidir, memleket mücadelesidir. Bu mücadele ümmet mücadelesidir, insanlık mücadelesidir. Rabbim ömür verdikçe bu mücadeleyi şanla, şerefle yürüteceğiz.
Milletimizin emanetine leke sürmedik. Asla leke bulaştırmayacağız. İnandığımız yolda eğilmeden bükülmeden. Yürümeye devam edeceğiz. Hep birlikte yazdığımız çeyrek asırlık destanda alın teri, emeği, katkısı olan tüm yol arkadaşlarıma kademesinden en uçtaki birimine kadar her bir dava arkadaşıma teşekkür ediyorum. Partimizin çatısı altında bulunmuş bu harekete omuz vermiş. Fakat bugün aramızda olmayan hakkın rahmetine kavuşmuş tüm kardeşlerimize de Allah'tan rahmet diliyor, kendilerini hasretle, minnetle yad ediyorum. Bu duygularla 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Yarın tekrar görüşmek üzere sizleri Allah'a emanet ediyorum."




