Ortadoğu'da savaş sonrasında oluşacak yeni güç dengeleri merak konusu olurken, İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Uzmanı Oral Toğa, İsrail ve Lübnan arasındaki krize dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
-
"Krizin Kökeni 1960'lı Yılların Sonuna Dayanıyor"
İsrail'in Lübnan'daki emellerinin yeni olmadığını ve 2023 yılında başlamadığını belirten İRAM Uzmanı Oral Toğa, sorunun temellerinin 1960'lı yılların sonuna dayandığını ifade etti. Bu stratejinin 'savunulabilir sınırlar' doktrininin bir parçası olduğunu dile getiren Toğa, "Savunulabilir İsrail, savunulabilir sınırlar diye kavramsallaştırdıkları bir olay var ve bunun içerisinde Lübnan'ın güneyi de yer alıyor" değerlendirmesinde bulundu.
-
Hedef Sınırda Fiili 'Tampon Bölge' Oluşturmak
İsrail'in kendisini coğrafi ve nüfus bağlamında küçük bir ülke olarak gördüğünü ve stratejik derinliğe ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Toğa, işgal stratejisinin kilit noktalarını şu sözlerle anlattı:
Stratejik Hat: Golan Tepeleri'nden Hermon Dağı'na kadar olan bölgeler, Litani Vadisi ve Ürdün Nehri boyunca uzanan doğu sınırı İsrail için kritik bir tampon alan oluşturuyor.
Devlet Politikası: İsrail'in bu adımlarının dönemsel bir refleksten ziyade köklü bir devlet politikası olduğu gerçeği unutulmamalı.
Güney Lübnan Planı: İsrail, güney Lübnan'ı işgal ederek Litani'nin doğal bir hat oluşturmasıyla bu hattın güneyini tamamen kontrolü altında tutmayı amaçlıyor.
Harita üzerinden de duruma açıklık getiren Toğa, "İsrail aslında dikey bir dikdörtgen çizmeye çalışıyor. O dikdörtgenin üst cephesi ise Litani Nehri'nin güney kısmıdır" ifadelerini kullandı.
-
İsrail İçin Tehdit, İran İçin Bir Koz
Lübnan'ın güneyindeki Şii varlığı ve Hizbullah'ın, İsrail için her zaman bir tehdit, İran içinse devrim öncesine kadar giden köklü bir "koz" olarak görüldüğünü belirten Toğa; İran'ın bu kozu bırakmak istemediğini, İsrail'in ise bu güvenlik tehdidini kabullenmeyeceğini hatırlatarak krizin on yıllara dayanan yapısına dikkat çekti.
-
ABD ve İran Müzakereleri Çıkmazda mı?
Sürecin başından beri yapısal sorunlar barındırdığının altını çizen İRAM Uzmanı, Nisan 2024'teki savaş öncesi müzakere sürecini hatırlatarak Amerika'nın talepleri ile İran'ın söylemleri arasındaki uyuşmazlığa işaret etti. İran'ın ağır sanayi tesisleri, otoyol ve demiryolu ağlarında ciddi zayiat ve altyapı yıkımı yaşamasına rağmen Hürmüz Boğazı gibi bir kaldıracı harekete geçirmesinin kolay taviz vermeyeceğinin göstergesi olduğunu vurguladı.
Sürecin dünya gündemini uzun süre daha meşgul edeceğini belirten Toğa, "Yapısal bir durum söz konusu olduğu için bir mutabakat belki gerçekleşebilir ancak kalıcı bir şey inşa etmek bu şartlar altında çok zor olacaktır" sözleriyle uyarıda bulundu.




