Ali Rıza Demircan, Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’in "şer’î ve meşru" kavramları üzerine yaptığı konuşmasını eleştirdi. Görmez'in "Her şer’î olan meşru değildir" çıkışının itikadî bakımdan sakıncalı olduğunu belirten Demircan; söz konusu beyanların acz içerdiğini ve Kur'an'ın açık hükümlerini gölgelediğini öne sürdü.
"Şer’î Olan Şey Nasıl Meşru Olmaz?"
Ali Rıza Demircan, "meşru" kelimesinin özü itibarıyla zaten "şer'î" anlamına geldiğini belirterek, ikisinin karşıt kavramlar gibi sunulmasını temel bir hata olarak niteledi. Meşruiyetin ölçüsünün İslam Şeriatı olduğunu savunan Demircan, bu kavramların ayrıştırılmasının ilahi bilgiyi ve kudreti eksiklikle niteleme tehlikesi doğurduğuna dikkat çekti.
"Açık Nasslar ile İçtihatlar Bir Tutulamaz"
Şer’î hükümlerin iki ana kategoride değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Demircan, kavram kargaşasının bu ayrımdan yoksun olunmasından kaynaklandığını belirtti:
Sabit Şer’î Hükümler: Kur’ân ve sahih sünnet ile sabit olan ibadetler, ahlaki ilkeler, miras, adalet ve kısas gibi hükümler üzerinde tartışma yürütülemeyecek açık esaslardır.
İçtihadî Hükümler: Müçtehitlerin yorumlarına dayanan hususlar meşru kabul edilmeyebilir veya eleştirilebilir; ancak bu durum doğrudan Kur'an nasslarını inkâr anlamına gelmez.
Demircan, Görmez'in konuşmasında verdiği kölelik ve Hz. Ömer'in tarihi uygulamalarına dair örneklerin, açık Kur'an hükümlerini geçersiz kılmak için delil gösterilemeyeceğini savundu. Hz. Ömer'in bazı hükümleri ilga etmediğini, sadece dönemin özel şartları nedeniyle tehir ettiğini belirten ilahiyatçı; dinin asıl kaynağının sadece Kur'an ve sahih sünnet olduğunun altını çizdi.
Ali Rıza Demircan’ın 'MEHMET GÖRMEZ HOCA NE DİYOR?' başlıklı yazısını okumak için tıklayınız




