Dudak damak yarığı, bebeğin anne karnındaki gelişimi sırasında yüz bölgesindeki bazı dokuların beklenen şekilde birleşmemesi sonucunda ortaya çıkan doğumsal bir durumdur. Halk arasında çoğu zaman tek bir hastalık gibi ifade edilse de aslında farklı şekillerde görülebilir. Bazı bebeklerde yalnızca dudakta küçük bir açıklık vardır. Bazılarında yarık burun tabanına kadar uzanabilir. Damak da etkilenmişse ağız ile burun boşluğu arasında normalde olmaması gereken bir açıklık bulunabilir.
Bu nedenle iki çocukta da “dudak damak yarığı” tanısı bulunmasına rağmen ihtiyaç duyulan tedaviler birbirinden oldukça farklı olabilir.
Yüzün gelişimi gebeliğin oldukça erken dönemlerinde başlar. Üst dudak, burun çevresi ve damak tek parça halinde oluşmaz; farklı dokular zaman içerisinde gelişir ve birbirleriyle birleşir. Bu birleşmenin tam gerçekleşmediği bölgelerde yarık ortaya çıkar.
Dudak yarığı çoğunlukla doğumdan hemen sonra fark edilir. Damak yarığı ise ağız içinde bulunduğu için özellikle küçük veya arka bölümde yer alan yarıklarda ilk bakışta anlaşılmayabilir.
Dudak yarığı ile damak yarığı aynı şey değildir
Dudak yarığında üst dudağın bir tarafında veya her iki tarafında açıklık görülebilir. Tek taraflı yarıklarda burnun o tarafındaki şekil de etkilenebilir. Daha geniş yarıklarda burun tabanı ve dişlerin bulunduğu kemik bölgesi de sürece dahil olabilir.
Damak yarığı ise ağız tavanında meydana gelir. Damak; önde bulunan sert damak ve daha geride bulunan hareketli yumuşak damaktan oluşur. Yarık yalnızca yumuşak damakta bulunabileceği gibi ağız içinde daha geniş bir bölgeyi de kapsayabilir.
Damak yapısı sadece ağız ile burun boşluğunu birbirinden ayırmaz. Konuşma ve yutma sırasında da aktif olarak görev yapar. Dolayısıyla burada meydana gelen bir gelişim farklılığı yalnızca görünümle ilgili değildir.
Dudak damak yarığı neden oluşur?
Ailelerin en fazla merak ettiği konulardan biri budur. Ancak çoğu vakada tek bir neden göstermek mümkün değildir.
Dudak ve damak yarıklarının gelişiminde genetik yatkınlığın rol oynayabildiği bilinir. Ailede benzer bir durum bulunması riski artırabilir ancak ailesinde hiç dudak damak yarığı öyküsü olmayan bir çiftin çocuğunda da görülebilir.
Bunun yanında gebeliğin özellikle erken dönemindeki bazı çevresel faktörlerin risk üzerinde etkili olabileceği düşünülmektedir. Sigara ve alkol kullanımı, bazı ilaçlar, annenin bazı hastalıkları ve beslenmeyle ilişkili faktörler araştırmalarda ele alınan başlıklardan bazılarıdır.
Yine de bir bebek dudak veya damak yarığıyla dünyaya geldiğinde bunu tek bir olaya bağlamak çoğunlukla doğru değildir. “Gebelikte şu yapıldığı için oldu” gibi kesin ifadeler bilimsel açıdan da çoğu vaka için karşılığı olmayan yorumlardır.
Gebelik sırasında fark edilebilir mi?
Dudak yarıkları bazen gebelik takiplerinde yapılan ayrıntılı ultrason sırasında görülebilir. Özellikle belirgin ve dudağı etkileyen yarıkların prenatal dönemde fark edilme olasılığı daha yüksektir.
Damak yarığının anne karnında tespit edilmesi ise daha zordur. Çünkü damağın ultrasonla değerlendirilmesi dudağa göre teknik olarak daha güçtür. Bu nedenle doğum öncesinde herhangi bir problem görülmemiş olsa bile doğumdan sonra damak yarığı tespit edilebilir.
Tanının gebelik sırasında konulmasının bazı avantajları vardır. Aile, doğum sonrasında nasıl bir beslenme yöntemine ihtiyaç duyulabileceğini öğrenebilir ve bebeği takip edecek ekiple önceden iletişim kurabilir.
İlk günlerde en önemli konu beslenmedir
Dudak yarığı olan her bebek beslenme sorunu yaşamaz. Damak yarığı bulunduğunda ise durum biraz farklıdır.
Bir bebeğin etkili şekilde emebilmesi için ağız içinde negatif basınç oluşturması gerekir. Damakta açıklık olduğunda bu basıncı oluşturmak zorlaşabilir. Bebek memeyi veya standart bir biberonu emmek için daha fazla enerji harcayabilir, beslenme süresi uzayabilir veya yeterli miktarda süt alamayabilir.
Bu tür durumlarda yarık damaklı bebekler için geliştirilmiş özel biberon ve beslenme sistemlerinden yararlanılabilir. Anne sütü de sağılarak bu sistemlerle bebeğe verilebilir.
Burada amaç yalnızca bebeğin karnını doyurmak değildir. Yeterli kilo alması, ameliyat dönemine sağlıklı şekilde ulaşması açısından da önem taşır. Bu nedenle ilk aylarda kilo gelişiminin yakından izlenmesi gerekir.
Ameliyat ne zaman yapılır?
Dudak damak yarığının cerrahi tedavisinde bütün çocuklar için geçerli tek bir takvim yoktur. Ameliyat zamanına; yarığın tipi, bebeğin kilosu, genel sağlık durumu ve tedaviyi yürüten ekibin yaklaşımı değerlendirilerek karar verilir.
Dudak yarığı genellikle yaşamın ilk aylarında onarılır. Operasyonda yalnızca cildin birbirine dikilmesi söz konusu değildir. Dudağın altında bulunan ve yarık nedeniyle normal anatomik konumunda olmayan kasların da düzenlenmesi gerekir. Burun tabanı ve burun kanadı da yarıktan etkilenmişse aynı ameliyat sırasında bu bölgeler üzerinde işlem yapılabilir.
Damak ameliyatı genellikle daha sonraki bir dönemde gerçekleştirilir. Buradaki temel amaç ağız ile burun boşluğunu birbirinden ayırmakla birlikte yumuşak damağın kas yapısını da mümkün olduğunca fonksiyonel hale getirmektir.
Bu özellikle ilerideki konuşma gelişimi bakımından önem taşır.
Tek ameliyat her zaman yeterli olmayabilir
Dudak damak yarığının tedavisini yalnızca bebeklik döneminde yapılan bir operasyon olarak düşünmemek gerekir. Bazı çocukların büyüme sürecinde ek tedavilere ihtiyacı olabilir.
Örneğin dişlerin bulunduğu kemik bölgesinde yarık varsa ilerleyen yaşlarda kemik grefti planlanabilir. Üst çenenin gelişimi etkilenmişse ortodontik tedaviler gerekebilir. Bazı hastalarda ergenlik veya erişkinlik döneminde çene cerrahisi gündeme gelebilir.
Dudak ve burunda bulunan asimetriler için de büyümenin farklı dönemlerinde ek düzeltmeler yapılabilir.
Ancak bunların tamamının her çocukta uygulanacağı düşünülmemelidir. Tedavi planı mevcut anatomik probleme göre oluşturulur.
Konuşma neden takip edilir?
Damak, konuşma sırasında ağızdan çıkan havanın yönlendirilmesinde önemli bir görev üstlenir. Özellikle bazı seslerin doğru çıkarılabilmesi için yumuşak damağın hareket ederek burun boşluğunu uygun zamanda kapatması gerekir.
Damak yarığı bulunan çocuklarda bu mekanizma etkilenebilir. Ameliyat anatomik yapıyı büyük ölçüde düzeltse bile bazı çocuklarda konuşma sırasında burundan fazla hava kaçışı veya seslerin yanlış oluşturulması görülebilir.
Bu nedenle konuşmanın gelişmeye başladığı dönemden itibaren çocuğun takip edilmesi önemlidir. Gerekli görülürse konuşma ve dil terapisi desteği alınabilir.
Kulak sorunları da takip edilmelidir
Damak yarığı ile orta kulak problemleri arasında da ilişki vardır.
Orta kulağın havalanmasında görev alan östaki tüpünün çalışması damak çevresindeki bazı kaslarla bağlantılıdır. Damak yarığı bulunan çocuklarda bu sistem normalden farklı çalışabildiği için orta kulakta sıvı birikmesi daha sık görülebilir.
Bu durum bazen belirgin bir şikâyet oluşturmaz. Ancak uzun süre devam ederse işitmeyi etkileyebilir. Küçük bir çocukta işitmenin azalması da konuşma gelişimini olumsuz yönde etkileyebilir.
Bu nedenle kulak muayenesi ve gerektiğinde işitme testleri dudak damak yarığı takibinin doğal bir parçasıdır.
Dişler ve çene yapısı neden önemlidir?
Yarığın dişlerin bulunduğu üst çene bölgesine uzandığı çocuklarda bazı dişlerin hiç oluşmaması, farklı konumlarda sürmesi veya çapraşıklık görülmesi mümkündür.
Üst çenenin büyümesi de zaman içerisinde etkilenebilir. Bu yüzden çocuk büyüdükçe ortodonti takibi önem kazanır.
Ortodontik tedavinin amacı yalnızca dişleri düzgün sıralamak değildir. Üst çenenin genişliği, alt ve üst çenenin birbiriyle ilişkisi ve ileride yapılması planlanan cerrahi işlemler de değerlendirmeye dahil edilir.
Tedavi uzun soluklu ama planlanabilir bir süreçtir
Dudak damak yarığıyla doğan bir bebeğin tedavisinde plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanı, çocuk hastalıkları uzmanı, kulak burun boğaz hekimi, ortodontist, diş hekimi, konuşma terapisti ve odyolog gibi farklı branşlardan sağlık profesyonelleri görev alabilir.
Buradaki önemli nokta bütün işlemlerin aynı anda yapılması değil, doğru işlemin doğru gelişim döneminde planlanmasıdır.
Bebeklikte öncelik beslenme ve ilk cerrahi onarımlar olabilirken okul öncesi dönemde konuşma ve işitme daha fazla önem kazanabilir. İlerleyen yıllarda ise dişler, üst çene gelişimi ve yüz görünümü tedavi planının ön plana çıkan başlıkları haline gelebilir.
Dolayısıyla dudak damak yarığı tedavisi bir ameliyattan çok, çocuğun büyümesine eşlik eden bir takip sürecidir.
Doğru zamanda yapılan cerrahi işlemler, düzenli diş ve çene takibi, konuşma gelişiminin izlenmesi ve işitme kontrolleri sayesinde dudak damak yarığı bulunan çocukların büyük bölümü günlük yaşamlarını sağlıklı ve aktif biçimde sürdürebilir.




