Dün başka bir konuyu ele almıştık, bugün başka bir konu üzerinden bir gerçeğin altını çizmek istiyorum. Biz fonla, forexle meşgulken bu ülkede başka şeyler de oluyor. Onları bir kenara bırakalım demiyorum, ama kriz onlardan ibaret değil. Kriz her gün biraz daha derinlik ve hız kazanıyor ve yayılıyor. Avrupa yanıyor, sıra Arnavutluk’a geldi, peki ya sonra?
Evet, “BİR HAYATA ÇATTIK Kİ!” Hayata kurulmuş pusu! Dün kaldığım yerden devam ediyorum. Sözünü edeceğim sorun PKK’dan, FETÖ’den, fon vurgunundan, uyuşturucu ve sanal kumardan, fuhuş belasından daha büyük bir sorun. Mümin ve/veya kâfir olmak için önce yaşamanız gerek. Anlatacağım hikaye, “hayata pusu kuranlar”ın ve bu pusularda yaralananların hikayesi. Ve derdimiz 1 değil, 1000! Chemtrail, 5G, IoT, Neuralink, İstanbul Sözleşmesi, Lanzarote, İklim Sözleşmesi, ilaç/sağlık, gıda, kozmetik vd. Say say bitmez!
İnanın, ne biz ne de bir başka ülke, hiçbir savaşta bu kadar can kaybına uğramadı. Dünyada yaşayan 8 milyar insanın 7,5 milyarını öldürmek üzere kurulan bir plandan söz ediliyor. Ve bu plan çerçevesinde her gün bir adım daha bu felakete yaklaşıyoruz. İnsanlar bazı gerçekleri görüyor, duyuyor ama anlamıyor. Kalpleri var, hissetmiyor. Başka şeylerle meşgul oluyorlar. Evlilik kurumu çökertiliyor. Gençler evlenmek istemiyor, “birlikte yaşam” daha cazip geliyor onlara; çocuklarla uğraşmak yerine köpek sahibi olmak tercih konusu. Kısırlaştırıldı toplum aslında COVID ile büyük ölçüde; neredeyse doğum kontrolüne gerek kalmadı. Yediklerimiz, içtiklerimiz, ilaç ve aşılarla, kozmetik, spor yoluyla, enerji içecekleri, hormon takviyesiyle büyük ölçüde tüketildi insanların hayalleri, umutları!
Bütün kara derilileri köleleştirdiler, neredeyse bütün Kızılderilileri öldürdüler. Sarı ırkı sömürdüler. Boxer İsyanı’nda iki misyoner öldürüldü diye 100.000 Çinliyi öldürdüler (başka kaynaklarda bu rakam çok daha fazla). Gerçek sayı bile bilinmiyor, ama bunların hiçbiri sözünü edeceğim katliam kadar büyük olmadı. Kaç çeşit aşı vardı! Ülkeler, bölgeler, dönemler hepsi ayrı ayrı izlendi. Kimi kalpten öldü, kimi turbo kanserden, kimi 40 yaşında Alzheimer oldu, kimi kısırlaştırıldı.
Bakın, 12 Ağustos 2024 itibarıyla toplamda 13,53 milyar doz aşı üretildi ve dağıtıldı. Yani dünya nüfusuna göre yaklaşık %169 oranında, 8 milyar nüfustan daha fazla aşı üretildi. Bazıları 2-3 doz aşı oldu. En az 1 doz aşılananların sayısı 5,645 milyar; yani dünya nüfusunun %70,7’si. İlk aşılama İngiltere’de 8 Aralık 2020’de, Türkiye’de 14 Ocak 2021’de başladı. Hem mecbur bıraktılar hem de aşının muhtemel yan etkilerine karşı sorumluluğun aşı olana ait olacağına ilişkin ONAM aldılar; zorunlu tuttukları bir işe rıza beyanı aldılar.
“Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?”
Eee, artık sessiz kalmayın; aşıdan zarar görenler, yakınını kaybedenler, hukuk içinde hakkınızı arayın!
Pfizer-BioNTech 4,9 milyar doz aşı dağıtmış. Moderna 1 milyar civarında (bazı kaynaklarda 3 milyar). Çin, Sinovac ve Sinopharm markalarıyla 3 milyar doz dağıtmış. Moderna’nın kendi raporlarına göre, 2021 yılında dünya genelinde yaklaşık 800 milyon doz COVID-19 aşısı sevk edildi. 2021 başında üretim hedefi 500-600 milyon dozdu; kapasite artışıyla yıl içinde 800 milyon - 1 milyar doz potansiyeline ulaşıldı. 2022 ve sonrasında hatırlatma dozları ve varyant aşıları üretildi. Toplam kümülatif üretim/sevk miktarı 800 milyonun üzerine çıktı, 1 milyar diyen de var.
Çin’de uygulanan 3,5 milyar+ dozun neredeyse tamamı Sinovac + Sinopharm (inaktif) aşılardan oluşuyor. mRNA aşılar (Pfizer + Moderna) toplamın yaklaşık %35-50’si arasında. Geri kalan büyük kısım ise özellikle Çin, Hindistan, Türkiye, Brezilya, Endonezya gibi ülkelerde kullanılan Sinovac, Sinopharm, AstraZeneca ve diğer aşılar.
2021’den 2023’e kadar aşılama sürecinde dünyada resmi ölüm rakamı 8 milyon, Çin’de 122.000. Ancak Aralık 2022’de sıfır COVID politikası sona erdikten sonraki dalgada bağımsız tahminler Çin için 1-2 milyon ölümden söz ediyor. Türkiye’de resmi rakamlara göre 101 bin kişi hayatını kaybetti. Hindistan’da resmi olarak 533.849 ölüm vakası olsa da bağımsız kaynaklar 3-5 milyon civarında can kaybından söz ediyor. Bağımsız kaynaklar toplamda 15 milyon can kaybından söz ediyor.
Türkiye’de aşı uygulaması 14 Ocak 2021’de başladı. Yoğun kampanya 2021-2022’de devam etti. 2023’ten sonra resmi yoğun program azaldı; toplam 152,7 milyon doz uygulandı. 1. Dünya Savaşı’nda 10 milyon asker, bir o kadar da sivil can kaybından söz ediliyor. mRNA’nın sebep olduğu ölümler bugün 1. Dünya Savaşı’ndaki toplam can kaybını katlayacak kadar. Yukarıdaki kayıplar, aşı dönemindeki 2021-2023 arası kayıplar.
Birileri harekete geçmek için ne bekliyor? Haksızlıklar karşısında susanlar dilsiz şeytanlardır. Yok mu ey vicdan sahibi kimse? Neredesiniz? Ne bekliyorsunuz, nereye kadar bekleyeceksiniz? Sıranın size ve çocuklarınıza gelmesini mi bekliyorsunuz? Bekleyin o zaman, sıra size de gelecek!
BU KARANLIK GECENİN YOK MU SABAHI!
Ben sabırla hâlâ, bu bilgileri ve ülkemizde bu konuda yapılanları sorgulayacak akıl, cesaret ve vicdan sahibi savcıların, politikacıların, bürokratların, STK’ların, ilim adamlarının, meslek odalarından birilerinin bu işe sahip çıkmasını bekliyorum. Yoksa yokluğa, karanlık ve derin kuyulara mı sesleniyorum? Gerçekten “kaht-ı rical” dönemini mi yaşıyoruz? Sesimi duyan var mı?
Enjeksiyondan 168 güne kadar canlı sperm hücrelerinin içinde Pfizer mRNA’sı tespit edildi. Aşılanmamış hamile kadınların %50’sinin kanında ve/veya plasentasında Pfizer mRNA’sı bulundu. Pentagon, Moderna’nın mRNA grip aşısının ABD ordusu genelinde satın alınmasına ve uygulanmasına son verdi.
RFK Jr.’ın Çarpıcı Açıklamaları:
“Aşılar Moderna veya Pfizer tarafından bulunmadı, NIH tarafından geliştirildi ve askeri yükleniciler tarafından üretildi, patentlerin sahipleri onlar...” “Pfizer ve Moderna, bunların ilaç endüstrisinden geliyormuş gibi görünmesi için onlara ödeme yaptı...”
Yani bizim Prof. Dr. Uğur Şahin ve Dr. Özlem Türeci Global Resetçilerin tetikçisi imiş. Yakalayın, sorgulayın bunları!
“COVID AŞILARI 7 ÖNEMLİ KANSER RİSKİNİZİ ARTIRIYOR: Meme +%54, Kolon +%35, Prostat +%69, Mesane +%62, Mide +%34, Akciğer +%53, Tiroid +%35. YÜZLERCE çalışma artık COVID-19 ‘aşılarının’ TARİHİN EN BÜYÜK KANSEROJEN maruziyetlerinden biri olduğunu doğruluyor.” (Savaş Bakanı Pete Hegseth)
Bu açıklamaların bağımsız bir grup tarafından sorgulanması gerek. Pfizer’ın yöneticilerinden gelen itiraflar var; insan üzerinde denenip denenmediği ve yan etkileri konusunda. Evet, bu çevrelerden gelen yaygın bir talep var: HERKESİ AŞI YAPTIRMAYA TEŞVİK EDEN HERKES SOYKIRIMDAN ÖTÜRÜ CEZALANDIRILMALIDIR. Nedense bizde bu konuda tek bir itirafçı yok. Bunlar hadi kuldan utanmıyorlar, Allah’tan da mı korkmuyorlar? Ahirete, hesap gününe de mi inanmıyorlar?
Bin belge, bin tanık, bin iddia; Ankara’nın siyasilerinin, bürokratlarının, medyasının, STK’larının, savcılarının umurunda bile değil. PCR, Sinovac, mRNA yolsuzluğunu araştıran oldu mu? Viranşehir’de genç bir savcı bir soruşturma açacak oldu, adamı görevden aldılar. Bakın, bu olay bin tane fon skandalından daha büyük bir skandal. Bütün bunlar olurken Sağlık Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ne yapıyordu acaba?
“Ve gerçek, hayal ettiğimizden bile kötü! Bunu bizden saklıyorlar.”
Maske, mesafe, HES kodu hepsi bu planın bir parçası idi. İddia o ki:
“Kan pıhtılaşması vakaları arasında inme, kalp krizi veya pulmoner emboliye yol açabilecek pıhtılar; derin ven trombozu, hepatik ve spinal arter trombozları, brakiyosefalik ven trombozu ve kalp ventriküllerinde tromboz yer alıyor. Beyin sapında emboli ve tromboz gibi tıkanıklıklar ise motor fonksiyon kaybı, solunum yetmezliği ve ölüme yol açabilecek engeller olarak listelendi. Kalp krizi vakaları, kalp yetmezliği, kardiyojenik şok, miyokardit ve perikardit gibi terimler ise kalbin iltihaplandığı, zayıfladığı veya durduğu durumları tanımlıyor. ‘Ani ölüm’ de açıkça belirtildi.
Sinir sistemi vakaları da az tehlikeli değil; listede akut flask miyelit (çocuk felcine benzer felç), hemorajik ensefalit ve beyin sapı ensefaliti, merkezi sinir sisteminde vaskülit, frontal ve temporal lob epilepsisi, jeneralize tonik-klonik nöbetler, yenidoğanlarda epileptik nöbetler, epileptik psikoz, yüz felci ve Hashimoto ile ilişkili ensefalopati bulunuyor. Akut böbrek hasarı, otoimmün hepatit, karaciğer hasarı, pankreatit, interstisyel akciğer hastalıkları ve herpes zoster virüsünün (zona) yeniden aktive olması gibi durumlar ise diyaliz ihtiyacına, yara izine veya organ yetmezliğine yol açabilir.
Liste ayrıca çocuklarda multisistem inflamatuar sendromu ve yeni ortaya çıkan tip 1 diyabeti de içeriyor. Zorunlu önlemler doğurganlık ve bebeklerle ilgili sorunlarda bile durmadı; sperm antikorları ve testis otoimmün hastalıkları gibi vakalar, erkek doğurganlığını zayıflatabilecek bağışıklık saldırısına işaret ediyor. Fetal distres, düşük doğum ağırlığı, ölü doğum, yenidoğan ölümü ve yenidoğanlarda ven trombozu gibi durumlar ise fetüse ve yenidoğana verilen zararları tanımlıyor.”
Prof. Francis Boyle, COVID-19 mRNA aşılarının iddia edilen tehlikeleri konusunda Bill Gates ve Albert Bourla’ya karşı tanıklık etmeyi kabul ettikten sadece günler sonra ÖLÜ BULUNDUĞU ile ilgili iddialar var. İnsanlar bir yandan bu cinayetlerden korkuyor, bir yandan da birileri Epstein dosyalarına benzer dosyalardan korkuyor.
Bir başka iddia:
“COVID aşısının genetik kodu, agresif ve hızlı yayılan bir kanser türüne (dördüncü evre) yakalanmış bir hastanın 19 numaralı kromozomuna entegre olmuş. Bu, hakem incelemesinden geçmiş ilk çalışma ve COVID aşısında bulunan deoksiribonükleik asidin (DNA) insan genomuna entegre olabileceğini gösteriyor. Pfizer veya Moderna’ya ait deoksiribonükleik asidin insanlardaki kanser tümörlerinde hiç bulunmaması gerekiyor. Bu, Makis, Malone, Corey ve McCullough’ın resmi operasyon odası.”
Pfizer eski başkan yardımcısı Dr. Mike Yeadon, “COVID mRNA aşıları kasıtlı olarak zarar vermek, sakat bırakmak ve öldürmek, ayrıca insan doğurganlığını azaltmak amacıyla tasarlandı” diyor.
“Japonya, ‘aşılanmışlar’ için bir uyarı yayınladı... COVID’e karşı ‘aşılanmamış’ olanlara kıyasla, eğer iki kez ‘aşılanırsan’ ölüm oranı beş kat daha fazla... Bu mRNA ‘aşılarıyla’ devam edemeyiz...” (Prof. Dr. Seiji Kojima)
“Johns Hopkins, KANSERİ HAFTALAR İÇİNDE TEDAVİ EDEN ucuz antiparaziter ilaçları GÖMDÜ… Bu arada Tıbbi Kartel (Pfizer, Bayer, AstraZeneca, Merck, J&J ve Roche) trilyon dolarlık kanser endüstrisinin tamamına SAHİP ve senin acılarından KÂR elde ediyor!”
Şimdi bir de bu var. Bunları kim araştırıp soruşturacak? Bu ülkede bu iddiaları soruşturacak kimse yok mu? Evet! Şu mesajın üzerinde herkesin düşünmesi gerek:
“En büyük düşmanımız ilaç endüstrisi değil. En büyük düşmanımız, kendi ailelerini, çocuklarını ve sevdiklerini ‘COVID aşıları’ yoluyla zehirledikleri gerçeğini kabul etmek istemeyen milyonlarca harika doktor ve insandır...” (ABD Konut ve Kentsel Gelişim eski Bakan Yardımcısı Catherine Austin Fitts)
Uyanın! Ey dünyadaki akıllı, dürüst, cesur ve mazlum insanlar, birleşin.
Selam ve dua ile.