Az zamanda büyük işler başardık. Siyasette, sermayede, bürokraside kademe kademe yükseldik. Bugün geldiğimiz yer malum. Akıl, din ve ahlakımız ile servet ve makamımız ters yönde ilerledi. Davamız için dünyevi servet ve makamı ayaklarımızın altına almak yerine, oralara ulaşmak için sanki dinimizi ayaklar altına aldık. Dindar kimlik artık itibar kazandırmıyor, güven telkin etmiyor. Siyaset, ticaret, cemaat ve cemiyet ilişkilerinin doğurduğu sonuç bu. Birileri belki de bu dünyevi kazanımlarıyla, başarılarıyla övünüyordur... Savulun, yeşil Kemalistler, yeşil feministler, yeşil sermaye, yeşil burjuvalar geliyor! 25 yılda her yaştan 25 milyon “muhafazakâr demokrat” ürettik!

Mehmet Ali Kulat, X’teki bir mesajında diyor ki: “7 kişi toplanıp kurbana giren topluluktan, toplanıp fona giren topluluğa dönüşümümüz... Ölünceye kadar hiçbir iş yapmadan yeme hırsı, bereketi de alıp götürdü. Eskilerin duası ne kadar da yerinde: Allah akıbetimizi hayreylesin.” Ben de ona şunu ekledim: Bu iş kadınların altın gününe de dönmüş. Bakarsınız kadınlar altın günlerinde topladıkları altınlarla fona girmişlerdir. Ekonomide makyaj, “fon-döten” etkisi. Makyajlı ekonomi. Biraz davul tozu, biraz minare gölgesi... Besmeleyle piyango alan teyze gibi vurgun yapan başörtülü ablalar, sakallı amcalar belki umreye gidip şükür secdesi bile yapmışlardır. Belki (tevbe estağfurullah). Güleriz ağlanacak müptezel hâlimize.

Bir özeleştiri eseri olan “Hophopname”yi çoğu kimse bilmez. Kendini kınayan nefsin usta şairi, zamanının “Molla Nasreddin”i, 30 Mayıs 1862’de doğdu, 12 Temmuz 1911’de hayata veda etti. Azerbaycan edebiyatının en önemli şairlerinden biri olan Mirza Elekber Sabir’in (asıl adıyla Mirza Elekber Zeynelabidin oğlu Tahirzade) şiirleri “Molla Nasreddin” dergisinde “Hophop” imzasıyla yayımlandı. Bir şiirinde “Dev görirem korkmirem, Cin görirem korkmirem, nerde bir Müsilman görirem korkirem” der. O yıllarda bu, Müslümanların hâl-i pür melalini anlatan önemli bir uyarıydı aslında. Peki bugün yaşıyor olsaydı durumumuzu nasıl anlatırdı acaba? Azerbaycan’da kipanın serbest, başörtüsünün yasak olduğunu, Bakü’den Türkiye üzerinden İsrail’e yol gittiğini ve bu yoldan sadece petrol gitmediğini de görelim artık!

Müslümanlar, 7 Ekim Aksa Tufanı’nın yıl dönümü arifesinde, “Mekke” adını kullanarak “Mekke İttifakı” diye bir deklarasyon yayımladılar. Sacayağının bir ucunda Türkiye; diğer iki ucunda Kenan Evren misyonuna sahip darbeci generallerin yönettiği Pakistan ile Arabların Mustafa Kemal’i olma iddiasındaki Selman’ın Suudi Arabistan’ı var. Hani Cemal Kaşıkçı’nın katillerinin elini sıkmayacaktık? Hani Mursi’nin katillerinin elini sıkmayacaktık!

Saff Suresi 2-3. ayetler: “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir gazap/nefret sebebidir (çok çirkin bir davranıştır).” Başımıza gelen felaketlerin sebebini araştırın bakalım, ne göreceksiniz? Bu riba bataklığından bu akılla nasıl çıkacağız?

https://charlierose.com/videos/27952 Sahi bu konuda ne diyeceksiniz? İsrail İç İstihbarat Örgütü’nün (Şin Bet) eski başkanı Ami Ayalon, 8.8.2012’de Amerikalı televizyon programcısı Charlie Rose’a verdiği röportajda, Ortadoğu’da İsrail’in güvenliği için “Türkiye ve Suudi Arabistan’ın önderliğinde bir Sünni devletler koalisyonu” önermişti. Bu röportaj hâlâ https://charlierose.com/videos/27952 adresinde duruyor. Charlie Rose’un konuyla ilgili bir sorusuna Ami Ayalon şu cevabı veriyor: “Sünni koalisyonu demek, Türkiye’nin Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan ile birlikte, asıl çatışmanın İran önderliğindeki Şiilerle olduğunu anlaması ve daha önce de belirttiğim gibi bu koalisyonu kurması demektir. İran’a karşı koymak için bu koalisyonu kurduk, Filistin-İsrail... tamam. İşte bu koalisyon.”

Konuyla ilgili olarak ABD Temsilciler Meclisi’nin Cumhuriyetçi üyesi Joe Wilson, X’teki paylaşımında “Mekke Savunma İttifakı, Ortadoğu’nun NATO’su olma potansiyeline sahip” diyor ve ekliyor: “Husilerin İran destekli saldırganlığı karşısında ittifakı harekete geçirdikleri için müttefiklerimiz Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’a minnettarım.”

“Kushner-Dahlan senaryosu”nun bir parçası olan “Gazze koalisyonu”na hiç girmeyelim. Sermayenin, siyasetin, bürokrasinin fillerini görünce aklıma hep “Ebabil kuşları” geliyor. Bana kalırsa bu skandal, fon krizinden çok daha büyük bir skandal. Onun için Fatma Sayan’ı linç etmeyi bırakıp asıl meseleye gelelim. Hem zaten bu kadar para kazanınca, parayı bir şekilde aklamak için yatırım yapacaklar (!?), vergi verecekler, istihdam oluşturacaklar; Allah bilir (haşa), belki çaldıkları paranın zekâtını bile verecekler. Bakarsınız bir de anneleri babalarının hayrına cami yaptırırlar (!?). Bu durumu anlatmak için bir Mirza Elekber gerek.

Yahu kardeşim, Somali gitti gider. Yemen, ABD ve İsrail destekli bir işgalle, darbeyle karşı karşıya. Sudan’ın hâli malum. Adamlar bütün Kızıldeniz’i işgal ediyor; ne İslam İşbirliği Teşkilatı’nın ne Arab Birliği’nin ne de Afrika Birliği’nin gıkı çıkıyor. İsrail Gazze’de katliam yaparken seslerini çıkarmıyorlar; Yemen İsrail’i vuruyor diye aralarına Türkiye’yi de alıp İsrail’in varlığı ve güvenliği için bizden asker istiyorlar. İHA-SİHA, mühimmat istiyorlar. Biz Teknofest’lerle oyalanıyoruz.

“Mekkeciler”in olağanüstü toplantısı öncesinde, MOSSAD’ın davetiyle Abu Dabi’de Netanyahu ve ABD’li yetkililerle birlikte 10 İslam ülkesinin katıldığı bir toplantı yapıldı. (“Mekkeciler” diyorum, çünkü o buluşma için Mekke adının kullanılması benim açımdan onur kırıcı bir durum.) Tam da böyle bir zamanda fon krizi patladı. 2 yıldır 20 ülkede faaliyet gösteren, 20 ülkeden 600’e yakın kişinin çalıştığı, başında kendilerini MOSSAD’a ve İsrail mafyasına nisbet edenlerin bulunduğu FOREX çetesiyle uğraşırken, insanlar çevremizde neler olup bittiğini bile anlayamadı.

Sahi ne oluyor, nereye gidiyoruz? Daha fon krizinde, Forex krizinde sona gelinmeden şimdi de “altın kaçakçılığı yoluyla Türkiye üzerinden kara para aklayan bir ağ” tesbit edilmiş. Bu ağın elemanlarına Almanya ve Hollanda’da operasyon yapılmış. Bu örgüt 2024’ten beri takip ediliyormuş ve zaman zaman birtakım operasyonlar yapılmış.

Türkiye üzerinden yürütülen bu kara para aklama operasyonunun Almanya ve Hollanda ayağında Türkler de varmış. Peki Türkiye ayağında kimler var? Alman polisi 200 milyon euroluk tonlarca altından söz ediyor. İster misiniz bu kirli oyunun arkasından da Yahudiler çıksın, bu işi iktidar ve muhalefet çevresinden birileriyle ortaklaşa yapmış olsunlar! AK Parti içinde giderek güçlenen ve sesini yükselten “AKP’liler”in ne yapmaya çalıştığı belli değil. Belediye başkanlarının AK Parti’ye geçişi masum bir iş olarak algılanmıyor. Parti tabanı bunu anlamış değil; bu durumdan ciddi rahatsızlık duyan bir kesim var. AK Parti, “dökme su ile değirmen dönmeyeceği”ni bilmeli. Bu işin getirisinden çok götürüsü olur.

Hele şu “Mekke İttifakı” samimi dindarlar için büyük bir şok oldu. Bu karar, AK Parti’nin Gazze konusundaki samimiyetinin tartışılmasına sebeb oldu. Zaten bir de başımızda bir Habad belası var. Adamlar KKTC’de ne satılıyorsa alıyorlar. Doğu Avrupa, Türk dünyası, Arab dünyası ve Ortadoğu merkezleri ise İstanbul’da. Türkiye’de de ekonomik krizden etkilenenlerin satışa çıkardıkları şeyler bir şekilde birilerinin eline geçiyor; kimsenin umurunda değil.

Bölgemizde öyle şeyler oluyor ki insanlar bir anlam veremiyor. Suudi Arabistan’dan sonra Azerbaycan’da da BÇG hortladı. Yukarıda Netanyahu’nun da katıldığı Abu Dabi toplantısından bahsettim. Tabii gündemde toprakları işgal edilen Gazze, Filistin, Lübnan, Suriye yok. Somali yok. Çünkü toplantının ana gündemi İsrail’in varlığı ve güvenliği. Tabii bütün bunlar olurken fon krizi, Forex ve Almanya-Hollanda üzerinden yürütülen kara para aklama soruşturmalarında Türkiye ayağına henüz sıra gelmedi!?

İlginçtir, tam da böyle bir zamanda Kul Sadi Hoca’ya operasyon yapıldı. Birtakım gazeteciler gözaltına alındı; sanki birilerine “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” der gibi. Bir de tağut tartışması çıktı. Fahşa daha çok kişilerle ve küçük topluluklarla ilgili haddi aşmayı, sınırın öbür tarafına geçmeyi ifade eder. Tağut ise İslam’da haddi aşan, Allah’tan başka tapınılan veya O’nun koyduğu ölçülerin dışında kendisine itaat edilen, hükmüne başvurulan güç, varlık ya da yapı olarak tanımlanır. Kur’an-ı Kerim’de şöyle geçer: (Bakara 256): “Dinde zorlama yoktur. Gerçekten hak, sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu tanımayıp Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, her şeyi işitendir, bilendir.” (Bakara 257): “Allah, iman edenlerin dostudur; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlerin dostları ise tağuttur; onları aydınlıktan alıp karanlıklara sürükler. İşte onlar cehennemliklerdir, orada devamlı kalacaklardır.” Bu şablona göre kişi ister kendi nefsini değerlendirsin, ister içinde ya da karşısında olduklarına baksın; sonuçta Allah böyle buyurdu. Bu konudaki diğer ayetleri görmek için yazının sonundaki nota bakınız.

Selam ve dua ile.

NOT: (Nisa 51): “Kendilerine Kitap’tan bir nasip verilenleri görmedin mi? Cibt’e [büyü, put, batıl inanç] ve tağuta inanıyorlar ve inkâr edenler için ‘Bunlar, iman edenlerden daha doğru yoldadır’ diyorlar.” (Nisa 60): “Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıklarını iddia edenleri görmedin mi? Onu reddetmekle emrolundukları hâlde tağutun önünde muhakeme olmak [ona itibar etmek,başvurmak] istiyorlar. Şeytan da onları derin bir sapıklığa saptırmak istiyor.” (Nisa 76): “İman edenler Allah yolunda savaşırlar; inkâr edenler ise tağut yolunda savaşırlar. Öyleyse şeytanın dostlarıyla savaşın; çünkü şeytanın hilesi cidden zayıftır.”

(Maide 60): “De ki: Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size bildireyim mi? Onlar, Allah’ın lanetlediği, gazap ettiği, aralarından maymunlar ve domuzlar yaptığı kimseler ile tağuta tapanlardır. İşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan çok uzaklaşmışlardır.” (Nahl 36): “Andolsun ki biz, her ümmete ‘Allah’a kulluk edin ve tağuttan sakının’ (diye tebliğ etmesi için) bir elçi gönderdik. İçlerinden kimini Allah hidayete erdirdi, kimine de sapıklık hak oldu...” (Zümer 17): “Tağuta kulluk etmekten kaçınıp Allah’a yönelenlere müjde vardır. O hâlde müjde ver kullarıma!”