Meclisin açılışından sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın, diğer parti liderleriyle aynı masada poz vermesi çok önemli bir mesajdır. Bu ülke bizim. Ülkemin yararı için birlikte hareket etmekten daha önemli ne olabilir?

Bu fotoğraf, Meclis'te bazı ortak kararların alınacağının mesajı olarak algılandı. Hatta anayasa değişikliğinin halka sunulması gibi değerlendirmeler yapıldı.

Kimi zaman ülkeme yapılan onca hizmeti gördükten sonra, ülkemizde olan bitenlere sadece muhalefet gözüyle baktığımızda, insanın aklına şu geliyor: "Bu ülkede hiç mi iyi şeyler olmuyor?" Sadece olumsuzluklara odaklandığımızda, her şey kötüye gidiyor gibi görünüyor; bitiyoruz, eriyoruz... Oysa olaylara bu kadar karamsar bir açıdan bakmak bizi çıkmaza sürükler.

Gerçekten de ülkemde sivil toplum kuruluşlarının çok güzel işler yaptığına sıkça şahit oluyoruz. Geçmiş yıllarda, Deniz Feneri Derneği tarafından “Şehir ve Ramazan” adıyla ekranlarda yapılan sunumlar, insanları iyiliğe teşvik etti. Bu süreçten sonra benzer onlarca dernek kuruldu. Ancak geçtiğimiz günlerde bir söyleşide o sunumu yapan İbrahim Bey şu gerçeği dile getirdi:

"Öyle evlere gidiyorduk ki, engelli insanlar zincirlerle bağlıydı. Aileler onları zincirliyordu. Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı en güzel işlerden biri, hem engelliye maaş bağlaması hem de ona bakana destek ödemesi yapmasıdır. Böylece engelli bireyler kümesten, ahırdan kurtarılmış oldu."

Diyeceksiniz ki: “Sivil toplum kuruluşlarının yaptıkları kişisel yardımlar…” Ancak bu ülkede işler iyi olmasa o insanlar nasıl para kazanacaklar? Ayrıca, kendisi aç olan bir insan kolay kolay başkasına yardım eder mi? Çok kaba bir tabirle söylemek gerekirse, “Dolmayan havuz taşmaz.”

İnsanlara karşılıksız yardım eden onca insanın bu gücü inancından aldığını da unutmamalıyız. Demek ki bizim ortak noktada buluşabileceğimiz pek çok değerimiz var.

Sındırgı depreminde, kadim dostumun Alacaatlı köyünde yaşayan ve yatağa bağlı olan amcasının hanımı, depremden saatler sonra devlet korumasına alındı. Devlet, bakımını üstlendi.

Ben bu yazıyı, işlerin iyi ya da kötü gitmesinden ziyade, bir beklentiyi ifade etmek için kaleme alıyorum: Her biri bu ülkenin kalkınmasını isteyen, memleket sevdalısı tüm siyasiler, bazı şeylerde diğer partilerin yararına da olsa, iyi giden işleri birlikte söylemeli, hatta bu olumlu gelişmelerden mutluluk duymalıdır. Bunu dile getirmek suç mudur?

Halkın yararına olan bir şey, herkesi mutlu etmelidir.

Meclis içinde muhalefet milletvekilleri olarak bilinseler de onlar da bu vatan topraklarında yaşıyor. Ülkemizde olan her türlü olumlu gelişmeye dolaylı da olsa katkıları vardır. Çünkü aynı parlamentonun aktörleridir. Muhalefette olmaları, iktidarın yaptığı işlerin oluşmasına ya da oluşmamasına katkı sunmaları açısından onların varlığını anlamlı kılar.

Kısacası neden "iktidar" diyoruz? Çünkü yöneten konumundalar. Neden "muhalefet" diyoruz? Çünkü yönetenleri denetleyen ve eleştiren konumundalar. Oradaki herkes milletin vekilidir. Hepsini bu millet seçmiştir ve aynı Meclis çatısı altında çalışmaktadırlar. Böyle olmasaydı, iktidar ve muhalefet kavramlarının bir anlamı kalmazdı.

Halk olarak beklentimiz; siyasi partilerimizin, ülkemizin geleceğine yönelik bazı ortak iyilikleri bulmaları ve bu iyilikleri birlikte sahiplenmeleridir. İlla ki siyasi partilerin ortak bir bildiri yayınlaması için bir terör olayı, Kıbrıs meselesi, Filistin sorunu, olağanüstü durumlar ya da komşu ülkelerdeki olaylar mı yaşanmalı? Ülkemizin yararına olan başka konularda da ortak hareket etmeleri gerekmez mi?

Gözle görülen bazı olumlu gelişmelere muhalefet etmek, bana göre, muhalefet partilerine de bir şey kazandırmaz. Yanlışlara muhalefet etmek en doğal haklarıdır ve bunu büyük bir titizlikle yapmaları gerekir. Ancak iktidarın da her şeyi “ben bilirim, benden başka doğru bilen yok” anlayışı içinde sürdürmesi doğru değildir.

Bu tür karşılıklı anlayış farkları sürdüğü müddetçe, işler ne kadar iyi gitse de halk nezdinde farklı değerlendirmelerle ayrışma yaşanacaktır. Kısacası, iktidar ve muhalefet arasındaki nefret durumu ortadan kalkmalıdır. Bu tutum, farkında olunmadan halk tabanında ciddi ayrışmalara neden olmaktadır. Hatta bu ayrışma, aile bireylerine kadar yansımaktadır. Bu, hoş bir durum değildir.

Memleket yararına pek çok çalışma yürütülürken, insanlar arasında nefret uçurumlarının oluşmasına sebep olmamak gerekir. Bu siyaseten hoş bir durum değildir. Böyle bir davranış ne iktidara ne de muhalefete fayda getirir. Nefret yerine, sevgi bağlarını yerleştirmeliyiz. Medeniyetimizin özü de budur.

Şimdi ülkenin gündeminde iki önemli konu vardır: Yeni Anayasa ve terörsüz bir ülke. Bu sıkıntılı günlerde umarım siyasiler, bu iki konuda birlikte hareket ederler ve ülkenin yararına olacak girişimleri hayata geçirirler.

Bunu Meclis’ten beklemek en doğal hakkımızdır.

İlaveten, Polis Yetki ve Selahiyet Yasası’nın yeniden düzenlenmesi ülke yararına olacaktır. Şu an bir yargı paketi çalışması olduğundan haberdarız. Beklentimiz; bu yasada hem suçlara verilen cezaların artırılması hem de 18 yaş altı suç işleyen gençlerin durumunun ayrıca değerlendirilmesidir. Buna ilaveten Polis Yetki ve Selahiyet Yasası da çıkarsa, bu alandaki boşluk da giderilmiş olur.

Yeni yasama yılında öncelikli konuları belirtmiş olduk. İhmal edilmemelidir.