Benim hayatımda şiiri sevdiren insanlardandır. Sivas hatıralarını anlatan eserlerini büyük bir zevkle okurduk. Aynı zamanda Beşir Ayvazoğlu, okuldan abimiz idi. Bu iki edebiyat adamı bizim için çok önemli insanlardı. Beşir Bey’in okul günlerinde, bizi aydınlatmak ve bilgi vermek için okul mikrofonundan anlattığı güzel bilgileri hatırlarım. Örnek alırdık, şevkle dinlerdik...
Bu insanlarla gurur duyardık...

1976 yılında, Sivas MTTB olarak yönetimde bulunduğumuz için, o gün iktidarda olan Millî Cephe Hükûmeti’nden bir istekte bulunmak üzereydik. Abdulkadir Kırkgöz ile Ankara’ya gitmiştik. Talebimiz; o gün metruk vaziyette olan Şifaiye Medresesi’nin kullanımının MTTB teşkilatına verilmesiydi.

Önce Yavuz Bülent Bakiler Bey’in yanına gitmiştik. Çünkü Hacı Kasım Oğullarının, PTT binasının karşısında, bir zamanlar Anadolu FM’in bulunduğu binanın dördüncü katında, MTTB teşkilatı ile aynı katı paylaşan Milliyetçi Öğretmenler Derneği'nden tanışıklığımız vardı.

Kendisi, Millî Cephe Hükûmetleri’nde Kültür Bakanlığı'nda Müsteşar Yardımcısı idi. Bizleri dinledi, “Çok iyi düşünmüşsünüz.” diyerek tebrik etti ve bizi yönlendirdi.
Kendisiyle görüştükten sonra bizi ilgili yerlere gönderdi.

Girişimlerimiz sayesinde, rahmetli Yahya Yerlikaya ve Mükremin Karakoç Bey, Çalışma Bakanlığı'nda danışman olarak çalışıyorlardı. Onlar bir cuma günü, cuma namazına yakın bir zamanda, Çalışma Bakanı ile bizi görüştürdüler.
Biz de çok sevinmiştik. Yirmili yaşlarda genç ve dinamik birisiydik.

Cuma namazı öncesi bizleri, Sayın Bakan Ahmet Tevfik Paksu kabul etti. Düşüncemizi söyledik. Hemen o gün, vakıflardan sorumlu olan Bakan Hasan Aksay’ı aradı. Bizler için randevu talep etti.

O gün, Bakan Bey ile birlikte Kocatepe Camii inşaatının alt tarafında cuma namazımızı kıldık...

Öğleden sonra verilen saatte, eski Başbakanlık binasında bulunan Devlet Bakanlığı birimine gittik. Orada telaşlı bir şekilde gezerken, rahmetli Burhanettin Kayhan abi ile karşılaştık.

O, bir zamanlar MTTB Genel Merkez yönetiminde olduğu için tanışıyorduk. Telaşımızı sordu, biz de heyecanla konuyu anlattık. Burhanettin abinin yüzünde bir hayret ifadesi vardı. Bizi odasına aldı. Sonrasında, Sayın Bakan Bey’in Adana’ya gittiğini söyledi.

Biz yıkılmıştık...

Ne yapacağımızı düşünürken Başbakanlığa gitmek aklımıza geldi. Çünkü ben ve arkadaşlarım, Erbakan Hoca’nın eşinin çalışmalarına katkı vermek için onları karşılamaya gittiğimizde, arabamız kaza yapmıştı. Hatta Sayın Hanımefendi ve ekibi, beni kazadan sonra ziyarete gelmişti. Bana, Özel Kalem Müdürü’nün ismini ve telefonunu vermişti. Bir sıkıntı olduğunda iletişim kurmamızı istemişti.

Burhanettin abiye teşekkür ederek, o günkü gençlik heyecanıyla Başbakanlığa gittik. Oradaki isteğimiz, Başbakan Yardımcısı olan Sayın Erbakan ile görüşmekti.

Yolda Mustafa Ateş ile karşılaştık. O, eskiden MTTB Sivas Başkanı idi. Bizim moralimizi bozan bazı şeyler söyledi.

Başbakanlığa gittik. O günkü Özel Kalem Müdürü Fatih Bey, bizi Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne gönderdi. Orada bazı insanlarla görüşerek konuyu anlattık… Ama bir sonuç alamadık.

Tekrar Çalışma Bakanlığı’na, Sayın Bakan’a bilgi vermek için gittiğimizde, Bakan Bey bizi teselli etti...

Böylece ilk defa, bürokrasi çarkının ne kadar güçlü olduğunu yaşayarak öğrenmiştik...
Hatıralarımızda acı bir yer bırakmıştı...
Ancak bir sonuç almadan Sivas’a üzgün bir şekilde döndük...

Bugün kaybettiğimiz büyüğümüz Yavuz Bülent Bakiler Beyefendi’yi rahmetle anıyorum.
O gür ve tok sesini özleyeceğiz...

Sivas’ta Ulu Camii avlusunda çocuklar
Yalvaran gözlerle etrafa baka baka
Açıyorlar küçük esmer avuçlarını:
– Emmilerim sadaka! Emmilerim sadaka!

Yavuz Bülent Bakiler