Günümüzde değerler eğitimi, çocuk gelişimi açısından hayati bir önem taşımaktadır. Ama hangi değerler eğitimi? Kimin değerleri önem taşımaktadır? Sözde modern dünyanın hızla değişen yapısı, geleneksel değer sistemlerinin çocuklar üzerindeki etkisini zayıflatmakta, bu da kimlik bunalımı, ahlaken çöküş, merhametsizlik, zamanla oluşan yalnızlık ve sorumluluk duygusunun zayıflaması gibi sorunlara yol açmaktadır. Bu bağlamda, çocuklara erken yaşta kazandırılacak “Allah bilinci, Allah sevgisi, Allah’ı kendisi ile beraber bilme şuuru, Allah’ı her an düşünce ve uygulama ikliminde hissetmek” , onların hem bireysel hem de toplumsal yaşamlarını anlamlı kılacak bir temel inşa eder. Bu bilinç, temel dini bir öğreti olduğu kadar aynı zamanda insani ve toplumsal değerlerin de taşıyıcısıdır.
Çocuğun dünyası, büyüklerin gözünde çoğu zaman oyun, eğlence, neşe ve masumiyetle sınırlı görünür. Oysa çocuk, küçük bir bedenin içine gizlenmiş büyük bir ruh taşır. Bu ruh, kutsal ve derin bir güç sahibi arar, onunla bağ kurmak ister, sevgiyi duymak ve onda köklenmek ister. Ve en önemlisi, varlığının görülmesini, bilinmesini, sevilmesini ve kendisine her halde eşlik edilmesini arzular.
İşte bu noktada, çocuğa erken yaşta fısıldanan şu dört cümle, onun iç âleminde yankılanarak hem dünyasını hem de ahiretini şekillendirecek kadar kudretli hale gelir. Bu tespitler de bana ait değil. Sadece ‘Allah beni seviyor’u ben ekledim. Diğer üç tanesi Sehl b. Abdullah et-Tüsteri isimli hikmet ehli bir zata ait.
Bu gün çocuk eğitiminde unuttuğunuz, bilmediğimiz, önemsemediğimiz ve sonunda da kendi ellerimizle kendimize, ailemize, toplumumuza en tehlikeli organizmayı yetiştirerek kötülük ettiğimiz bir hakikatle yüzleşiyoruz artık.
Anne Adayları, Anneler Bu Teklif Sizlere..!
Çocuk Eğitiminde Gerekli Dört Ana Temel;
Önce kalben sonra lisanen ama çocuğa sürekli telkin edilecek şu güzel sözlere bakar mısınız?
- Allah beni görüyor,
- Allah beni biliyor,
- Allah beni seviyor,
- Allah benimledir.
Bu cümleler, bir çocuğun daha doğmadan kalbine ilka edilmesi gereken en büyük merhamet tohumlarıdır. Görme, bilme, birliktelik ve sevgi… Soyut ve somut bir halle hem dem olmak..
Keşke çocuğum olmadan önce bu tespitleri bilseydim diye iç geçirdiğim ama sonradan öğrendiğim, Allah bilincini çocuğa veren şu hakikatler ne kadar da önemli… Allah benimle’ bilinciyle yetişen çocukların oluşturduğu dünyayı bir düşünsenize…Hangi kötülük yeşerme imkanı bulur bu bilinçle inşa edilen toplumlarda…
“Anne’nin Dilinden, Gönlünden, Elinden Masum Kalbe: Allah’la Büyüyen Çocuk”
Henüz kelimeler yokken…
Henüz göz göze gelinmemiş, henüz bir ismin telaffuz edilmediği o sessiz zamanlarda başlar aslında anneyle çocuk arasındaki görünmez yolculuk. Sadece yaşanarak bilinen; bezmi elestten dünyaya, dünyadan kabre, kabirden ahirete ve sonunda ebedi hayatla devam edecek bir yolculuk serencamı..
Bir tarafta anne, diğer tarafta baba, elini şefkatle annenin karnına koymuşlar…
Ve hiçbir kelimeye ihtiyaç duymadan,
sadece kalplerinin diliyle şöyle fısıldasalar:
"Yavrum...
Allah seni görüyor.
Allah seni biliyor.
Allah seni seviyor.
Ve Allah seninle beraber…”
Bu cümleler; bir hal, bir akış, bir sevgi, verilen evlat nimetine hal diliyle teşekkürün ta kendisi, bir kutsal emanet olan evlat nimetine karşılık hakkın teslimi.
Özellikle anne kalbinin en derininden yükselen bu ilahi yakınlık fısıltısı
Rahimde atan o küçük kalbin ritmiyle ebeveynin telkinleri birleşir.
Anne, rahminde taşıdığı cana, Allah’ın adını ve şefkatini aktarır.
Ve bu aktarım, bir kelime değil, bir his olarak siner çocuğun ruhuna…
Manevi link hattı kurulmuştur. Online bağlantı mükemmeldir. Rahman ve rahim Allah (cc) anneye, anne’den nimeti ilahi olan çocuğa hak tecellisi nurani akış devam ediyor. Zaman geçer, hak tecelli eder ‘Ol der’ ve olur…
Çocuk, doğar bu imtihan dünyasına.
Henüz dili yoktur ama kalbi ve duyu organları mevcuttur.
Ve gözleriyle ilk tanıştığı, ruhuyla bütünleştiği annesinin bakışlarında ruh beden bütünlüğü ilahi merhametin tecellisiyle yol almaya başlamıştır.
Her kucağa alınışında, her emzirilişinde, her ninniyle uyutuluşunda, o fısıltılar tekrar eder:
“Allah seni görüyor,
Allah seni biliyor,
Allah seni çok seviyor,
Allah hep seninle yavrum…
Ve bu tekrarlar, çocuk konuşmaya başlayana dek sürer. Kodlama devam etmiş mesaj hedefine ulaşmıştır. Şimdi geri dönüşüm aslına uygun olarak gelecektir.
Tekrar Sırası Artık Çocuktadır
Çocuk, annesinin sesinde duyduğu bu kudretli cümleleri bir gün kendi diliyle mırıldanmaya başlar. Belki oyuncaklarının arasında,belki gece yalnız başına yatarken dili kalbine tercüman olarak fısıltıyla söyler:
“Allah beni görüyor…
Allah beni biliyor…
Allah beni seviyor…
Allah benimle…”
O an, çocuğun diliyle dua, yüreğiyle iman konuşur. Ve anneden çocuğa geçen o ilk bilinç tohumu, şimdi artık çocuğun kendi iç sesine dönüşmüştür.
Bu bilinçle büyüyen bir çocuk, başkasının gözetimine muhtaç olmadan da doğruyu arar.
Çünkü bilir, görülmektedir.
Yalnız kaldığında korkmaz.
Çünkü bilir, yanında biri vardır.
Değersiz hissettirilse bile kırılmaz.
Çünkü bilir, sevilmektedir.
Kendini anlatamasa da susmaz,
çünkü bilir, anlaşılmaktadır.
Ve her adımında, bir anne duası gibi içinden yükselir bu cümleler…
“Ben Allah’ın nazarındayım.”
“Ben yalnız değilim.”
“Ben seviliyorum.”
“Ben O’nunla beraberim.”
İşte böyle yetişen bir çocuk, yalnız bir birey değil, ilahi rahmetten süzülen bir ahlâk örneği olarak yetişecektir.
Korkuya karşı cesaret, korkutan sahte güçlere karşı şecaat,
Bencilliğe karşı empati, paylaşma duygusuyla veren el sahibi olma bilinci,
Zalimliğe karşı adalet, haksızlıklara karşı adilane bir duruş,
Yalnızlığa karşı ilahi kudrete dostluğu taşır yüreğinde.
Bir annenin kalbinden çocuğun ruhuna uzanan bu eğitim, sadece pedagojik bir yöntem değil;
aynı zamanda tevhidi bir iman mirasıdır.
Ve bu miras; kalpten kalbe, riyasız bir durulukta, sevgiyle, rikkatle, duayla samimi bir teamülle nesilden nesile aktarılır.
Çünkü bir çocuk, Allah’la büyüdüğünde, artık sadece bir evin çocuğu değil,
ilahi rahmetin tecelli ettiği topluma faydalı bir insan olur. Toplumların arzuladığı ‘İnsanı Kamil’ olur.
(MEB’e ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına teklifimizdir; Anne eğitimleri, 4-6 yaş çocuk eğitimlerinde deneyelim tüm insanlığa fayda sağlasın diye…)
İnsan Değer Görmek İster
Çünkü insanı en çok yaralayan şey, görünmemek, bilinmemek, sevilmemek ve yalnız hissetmektir. Ve bu olumsuz tohumlar, çocuk büyüdükçe onun içinde bir ukde olarak ezilmiş ve yalnızlaştırılmış bir ruhsal travma olarak kalır. Bunu olumlu algı ile düzenlemenin yolu Allah bilinci ve Allah ile birlikte olma şuuru sonunda bir içtenlikle donatılmış samimiyete, bir kalbi rikkate, hali yaşamada bir sadakate dönüşür.
"Allah beni seviyor ve benimledir" inancı, çocuğun kendisini yalnız hissetmediği, daima korunduğu bir bilinç inşa eder. Özellikle travmatik olaylar, korkular ve kaygılar karşısında bu inanç, çocuğun ruhsal direncini artırır. Çocuğun yalnızca ailesine değil, yüce bir kudrete bağlılık hissini geliştirir.
Bir çocuğun “Allah beni biliyor, Allah beni kalbim, sözüm ve fiilimle beraber biliyor” inancıyla yetişmesi, onun değerli ve önemli biri olduğunu hissetmesini sağlar. Bu, özgüveni yüksek bireyler yetiştirmede güçlü bir faktördür. Yani en kutsalla bağlantılı olmak çocuğun karakter gelişimine kalite ve kararlılık sunar. Diğer insan ya da ideolojilerden korkarak sinmesinin ve kimlik kaybının önüne geçer. Ayrıca, başkalarının onayına bağımlı kalmadan öz değerini koruyacak cesareti şahsında inşa eder. Yaratılıştan var olan vicdan hakiminin istikrarını korumasını sağlar.
Empati ve Merhamet Gelişimi
Her varlık sevgiye muhtaçtır. Zira gördüğümüz görmediğimiz mükevvenat ilahi sevginin tezahürüdür. İnsanlar ve hayvanlar sevgiyi bekleyen, hisseden ve sevgiye muhtaç olan varlıklardır. Sevginin tezahür etmediği ortamda ne insan, ne insanlık ne de yaşamın renklerine ulaşmak mümkün olmayacaktır.
Çocuğa telkin edilen “Allah beni seviyor” bilinciyle büyüyen çocuklar, en kutsalın sevgisini bilen ve kabullenen anlayışı ile diğer varlıklardan gelen ya da diğer varlıklardan beklediği ama göremediği sevgi karşısında hayal kırıklığına uğramaz ve en sevgilinin sevdiği şeyleri yaptığı müddetçe O’nun tarafından sevileceğini bilir ve ‘O’ sevgiyi her halinde yaşadığı için ruhsal bunalıma düşmeden hayat boyu ‘O’ sevgiyi kaybetmeme aşkıyla gayretlerini devam ettirir.
Sekülerleşmenin, bireyde anlam ve aidiyet sorunlarına yol açtığı çağımızda, Allah bilinciyle yetişen çocuklar bu boşluklara karşı daha dirençlidir. Manevi anlam evreni güçlü bireyler, nihilizm, depresyon ve bağımlılıklar gibi tehditlere karşı daha korunaklıdır. Allahsız yetişen ya da yetiştirilen nesillerin dünyayı nasıl yaşanmaz hale getirdiğinin kötü örneklerini her gün yazılı ve görsel medya mecralarında okuyoruz. İsyanda, günahta, şehvette, gücü ellerine geçirince zulüm yapmada nasıl haddi aştıklarını duyuyoruz. Tüm aşırılıklara karşı Allah bilinci ve Alla inancı sınırı insanı hazreti insan olma şerefine sevk eden muazzam bir ilahi kontrolü sağlamaktadır.
Sonuçta ilahi sevgiye mazhar olma hazzı sebebiyle kendileri sevildiği için başkalarını saymayı ve sevmeyi de daha kolay bir şekilde hayata tatbik ederler.
Bu sevgi hali çocukta, merhameti, affetme düşüncesini ve empatiyi doğurur. Başkalarının duygularını önemseyen, acıyı paylaşabilen bireyler böylece yetişir. Ve böylece daha adil daha yaşanabilir dünyayı inşa edebiliriz. Zaman hepten geçmiş değil…
Allah beni görüyor, Allah beni biliyor, Allah beni seviyor ve Allah benimle şuuruna yol almamız lazım. Haydi Anneler, Babalar, Eğitimciler…
Bunu yapamaz mıyız ne dersiniz?