Orta Doğu’da dengeleri sarsan suikastın perde arkasıyla ilgili çarpıcı bilgiler ortaya çıktı. İran Ulusal Güvenlik Konseyi’nin en kritik isimlerinden biri olan Ali Laricani’nin, İsrail tarafından hedef alındığı öne sürüldü.
Oğlu da hayatını kaybetti
İran makamları, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani'nin, 17 Mart Salı günü sabah saatlerinde düzenlenen saldırıda oğlu Murteza, yardımcısı Alirıza Beyat, Konsey Sekreterliği çalışanları ve birkaç korumasıyla öldüğünü açıklamıştı.
Saldırı sırasında neredeydi?
İngiliz gazetesi The Guardian'a göre, operasyon önceden planlandı ve İsrail istihbaratı Laricani'nin Tahran'daki apartmana girişini doğruladıktan sonra saldırı emrini verdi. Fars Haber Ajansı, Laricani'nin Tahran yakınlarındaki Perdis'teki kızının evinde vurulduğunu bildirirken, bazı kaynaklar onu devlet tarafından tahsis edilmiş bir "güvenli tesiste" saklandığını belirtti.
“Rejimin beyni” olarak görülüyordu
Uzun yıllar İran siyasetinde kritik görevler üstlenen Laricani, özellikle güvenlik ve nükleer politika alanında etkili bir isimdi. Ali Laricani, 1958 yılında Irak'ın Necef şehrinde doğdu. İran'ın Amul kentinden, dini ve siyasi açıdan etkili bir aileye mensuptu. Babası, tanınmış bir din alimi olan Mirza Haşim Amuli idi.
Laricani, ülkenin en prestijli üniversitelerinden Şerif Teknoloji Üniversitesinde matematik ve bilgisayar bilimi alanında lisans yaptı ardından Batı felsefesi üzerine doktorasını tamamladı ve özellikle Alman filozof Immanuel Kant üzerine çalıştı.
Laricani, 2005 yılında Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri oldu ve aynı zamanda İran'ın nükleer başmüzakerecisi olarak görev yaptı. 2007 yılında bu görevinden ayrıldı. İran Meclisine 2008'de giren Laricani, 2020'ye kadar üç dönem boyunca Meclis Başkanı olarak görev yaptı. Bu süreçte özellikle 2015 yılında İran ile Birleşmiş Milletler Daimi Üyeleri ve Almanya arasında imzalanan ve nükleer anlaşma olarak bilinen Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın Meclisteki onay sürecinde önemli rol oynadı.




