350'den fazla köklü aşireti bünyesinde barındıran ve 60 ilde temsilciliği bulunan yüzden fazla sivil toplum kuruluşunu temsil eden Anadolu Aşiretler Federasyonu, eğitim sistemindeki tartışmalara dair kritik bir basın açıklaması yayımladı. Federasyon adına açıklamalarda bulunan Genel Başkan Ferhat Armağan, son günlerde gündeme gelen "eğitimde tercih hakkı" konusunun ideolojik kalıplarla çarpıtıldığını vurguladı.

Yeni Akit gazetesinde yayımlanan ve karma eğitimin yanında kız ve erkek öğrenciler için ayrı okul seçeneklerinin de bulunmasını savunan röportajın ardından bazı sol medya organları tarafından yürütülen tartışmaları dikkatle takip ediyoruz.

Ne yazık ki söz konusu açıklamada dile getirilen “eğitimde tercih hakkı” değerlendirilmek yerine konu bağlamından koparılmış; kız ve erkek okullarının açılması yönündeki demokratik talep, karma eğitimin tamamen kaldırılması isteniyormuş gibi sunulmuştur. Bazı yayın organlarının meseleyi pedagojik, psikolojik ve hukuki yönleriyle tartışmak yerine ideolojik kalıplar ve algı yönetimi üzerinden ele almasını doğru bulmuyoruz.

Anadolu Aşiretler Federasyonu olarak talebimiz açık ve nettir:

Karma eğitim isteyen aileler çocuklarını karma okullara; kız okulunu tercih eden aileler kızlarını kız okullarına; erkek okulunu tercih eden aileler ise oğullarını erkek okullarına gönderebilmelidir.

Biz karma eğitimin bütünüyle kaldırılmasını değil, karma eğitimin tek ve zorunlu seçenek olmaktan çıkarılmasını savunuyoruz. Mesele yasaklama değil, seçenek sunma; dayatma değil, tercih hakkını güvence altına alma meselesidir.

Hangi Bilimsellik?

Karma eğitimi tartışmaya açan her görüşün “bilim dışı”, karma eğitimi savunan her yaklaşımın ise kendiliğinden “bilimsel” ilan edilmesi kabul edilemez. Bilim, ideolojik kanaatlerin üzerine yapıştırılan bir etiket değildir. Bilimsel yaklaşım; farklı modelleri araştırmak, sonuçlarını karşılaştırmak ve her çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarını dikkate almaktır.

Bu nedenle soruyoruz:

Kız ve erkek okullarının varlığını tartışmayı dahi reddedenlerin bilimden anladığı nedir? Bilimsel çoğulculuk mu, yoksa tek bir eğitim modelini tartışılmaz kabul eden ideolojik dogmatizm mi?

Gelişim psikolojisi ve nörobilim alanındaki çalışmalar, kız ve erkek öğrenciler arasında kesin ve değişmez kalıplar bulunduğunu değil; özellikle ergenlik döneminde nörolojik olgunlaşma, ilgi alanları, sosyal baskılar, öğrenmeye katılım ve dikkat süreçleri bakımından dikkate alınması gereken farklılıklar oluşabildiğini göstermektedir. Bu farklılıklar her öğrenci için aynı ölçüde geçerli olmasa da eğitim politikalarının alternatif modeller geliştirmesine gerekçe oluşturabilecek niteliktedir.

Pedagojinin temel ilkelerinden biri bireysel farklılıklardır. Her öğrencinin mizacını, gelişim hızını, öğrenme biçimini ve sosyal ihtiyacını farklı kabul eden eğitim biliminin, bütün öğrenciler için yalnızca tek bir okul modelini zorunlu görmesi kendi içinde çelişkilidir.

Tek Cinsiyetli Eğitim de Meşru Bir Pedagojik Seçenektir

Tek cinsiyetli eğitim üzerine yapılan araştırmalarda birbirinden farklı sonuçlar bulunmakla birlikte bazı çalışmalar, uygun şartlar sağlandığında bu okulların belirli öğrenci grupları açısından önemli avantajlar meydana getirebildiğini göstermektedir.

Özellikle ergenlik döneminde karşı cinsten öğrencilerin bulunduğu ortamlarda ortaya çıkabilen sosyal onay arayışı, kendini beğendirme çabası, görünüş kaygısı ve akran baskısı öğrencinin zihinsel enerjisini bölebilmektedir. Tek cinsiyetli sınıflarda ise bazı öğrenciler kendilerini daha az baskı altında hissedebilmekte; derse katılım, öz güven ve akademik odaklanma bakımından daha rahat davranabilmektedir.

Bakan Tekin'den LGS ve YKS iddialarına net yanıt! Sistem değişiyor mu?
Bakan Tekin'den LGS ve YKS iddialarına net yanıt! Sistem değişiyor mu?
İçeriği Görüntüle

Karma sınıflarda oluşabilen örtük toplumsal beklentiler, öğrencilerin yeteneklerini sergilemelerini de sınırlandırabilmektedir. Bazı kız öğrenciler analitik alanlarda hata yapma endişesiyle geri planda kalabilirken bazı erkek öğrenciler de sözel, sanatsal ve duygusal anlatım gerektiren alanlarda “zayıf görünme” kaygısıyla yeteneklerini bastırabilmektedir. İyi planlanmış tek cinsiyetli eğitim ortamları, bu baskıları azaltabilecek alternatiflerden biri olabilir.

Elbette hiçbir eğitim modelinin başarıyı kendiliğinden garanti ettiğini iddia etmiyoruz. Öğretmen niteliği, okul iklimi, aile desteği, sosyoekonomik şartlar ve öğrencinin ferdî özellikleri başarı üzerinde belirleyicidir. Ancak araştırmalar tek cinsiyetli eğitimin belirli şartlarda fayda sağlayabildiğini ortaya koyuyorsa bu seçenek peşinen reddedilmemelidir.

Dünyada Birden Fazla Eğitim Modeli Birlikte Uygulanmaktadır

ABD, Birleşik Krallık, Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya ve Güney Kore başta olmak üzere birçok ülkede karma okulların yanında yalnızca kız veya yalnızca erkek öğrencilere eğitim veren köklü devlet ve özel eğitim kurumları bulunmaktadır.

Aynı ülkelerde karma eğitim uygulanırken tek cinsiyetli okulların varlığını sürdürmesi önemli bir gerçeği ortaya koymaktadır: Demokratik ve gelişmiş bir eğitim sisteminde farklı modeller birbirinin düşmanı değildir. Asıl gelişmişlik, ailelere ve öğrencilere ihtiyaçlarına uygun seçenekler sunabilmektir.

Batı’daki uygulamaları örnek gösteren çevrelerin, aynı ülkelerdeki kız ve erkek okullarını görmezden gelmesi açık bir tutarsızlıktır. Dünyanın farklı ülkelerinde uygulanan bir eğitim modeli Türkiye’de gündeme getirildiğinde neden çağ dışı ilan edilmektedir? Bilimsel olduğu iddia edilen bir yaklaşım, alternatifleri susturmak yerine onların sonuçlarını veriler üzerinden tartışmalıdır.

Ailelerin Tercih Hakkı Görmezden Gelinemez

Çocuğun eğitiminde en temel sorumluluk anne ve babaya aittir. Ailelerin inançları, değerleri, çocuklarının gelişim özellikleri ve pedagojik ihtiyaçları doğrultusunda eğitim kurumu seçebilmesi temel bir haktır.

Karma okulu tercih eden ailelerin hakkı nasıl korunuyorsa, kızını yalnızca kız öğrencilerin bulunduğu bir okula veya oğlunu yalnızca erkek öğrencilerin bulunduğu bir okula göndermek isteyen ailelerin hakkı da aynı şekilde korunmalıdır. Bir kesimin tercihinin “özgürlük”, başka bir kesimin tercihinin ise “gericilik” olarak damgalanması demokratik çoğulculukla bağdaşmaz.

Hak ve özgürlükler yalnızca belirli ideolojik çevrelerin talepleri söz konusu olduğunda hatırlanamaz. Gerçek hukuk devleti, kendisi gibi düşünmeyen vatandaşlarının meşru taleplerini de güvence altına alabilen devlettir.

Medyanın Görevi Algı Oluşturmak Değil, Gerçeği Aktarmaktır

Bazı medya kuruluşlarının, Millî Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin’in eğitimde tercih hakkı çerçevesinde daha önce dile getirdiği değerlendirmeleri çarpıtarak sunmasını şaşkınlıkla karşılıyoruz. Sayın Bakan’ın kız ve erkek okullarının da bir seçenek olarak tartışılabileceğini ifade etmesi, karma eğitimin kaldırılacağı anlamına gelmemektedir.

Buna rağmen bazı yayın organlarının meseleyi bütün yönleriyle tartışmak yerine korku senaryoları üretmesi, kamuoyunu yanlış yönlendirmektedir. Gazetecilik; söylenmeyeni söylenmiş gibi göstermek, farklı görüşleri yaftalamak veya toplumsal talepleri küçümsemek değildir. Medyanın görevi, kamuoyunu doğru bilgilendirmek ve farklı görüşlerin medeni biçimde tartışılmasına imkân sağlamaktır.

Fikirler eleştirilebilir; ancak hakaret, aşağılama, etiketleme ve kasıtlı çarpıtma fikir hürriyeti olarak değerlendirilemez. Kız ve erkek okulu talep eden aileleri çağ dışı göstermek, toplumun önemli bir kesiminin değerlerine ve tercih hakkına karşı saygısızlıktır.

Çağrımız: Çoğulcu, Özgür ve Millî Bir Eğitim Sistemi

Anadolu Aşiretler Federasyonu olarak başta Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Millî Eğitim Bakanımız olmak üzere bütün yetkililere çağrıda bulunuyoruz:

Kısa vadede, yeterli talebin bulunduğu bölgelerde kız ve erkek öğrenciler için ayrı okul uygulamalarına başlanmalıdır. Orta ve uzun vadede ise anaokulundan üniversiteye kadar kız okulları, erkek okulları ve karma okulların bulunduğu çoğulcu bir eğitim sistemi oluşturulmalıdır.

Bu modelde hiçbir aile belirli bir okul türüne mecbur bırakılmamalı; tercihler arasında imkân, bütçe ve eğitim kalitesi bakımından ayrım yapılmamalıdır. Uygulamalar gönüllülük, bilimsel takip, pedagojik yeterlilik ve fırsat eşitliği ilkeleri üzerine kurulmalıdır.

Böyle bir eğitim sistemi;

* Öğrencilerin gelişimsel ve pedagojik ihtiyaçlarına daha nitelikli cevap verecek,
* Ailelerin eğitimde tercih hakkını güçlendirecek,
* Farklı toplumsal kesimlerin devlete ve eğitim sistemine duyduğu güveni artıracak,
* Millî ve manevi değerlerle bilimsel eğitimi karşı karşıya getiren yapay tartışmaları sona erdirecek,
* Demokratik çoğulculuğa ve toplumsal barışa katkı sağlayacaktır.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin insanı yalnızca akademik başarıdan ibaret görmeyen; ahlaklı, erdemli, şahsiyetli ve sorumluluk sahibi fertler yetiştirmeyi hedefleyen yaklaşımını önemsiyoruz. Bu hedefin eğitimde çoğulculuk ve ailelerin tercih hakkıyla güçlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Tekrar ifade ediyoruz:

Karma eğitim kaldırılsın demiyoruz. Karma eğitim tek seçenek olarak dayatılmasın diyoruz. Kız okulu isteyen kız okuluna, erkek okulu isteyen erkek okuluna, karma eğitim isteyen karma okula ulaşabilsin istiyoruz.

Bu talep bir ayrımcılık değil, demokratik tercih hakkıdır. Bir yasaklama değil, seçeneklerin çoğaltılmasıdır. Bir ideolojik dayatma değil, milletimizin farklı ihtiyaçlarına cevap verilmesidir.

Çocuklarımızın geleceği; ideolojik sloganlarla değil, bilimsel araştırmalar, pedagojik ihtiyaçlar, millî ve manevi değerler ile ailelerin meşru tercihleri dikkate alınarak şekillendirilmelidir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Anadolu Aşiretler Federasyonu