MHP lideri Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Devlet Bahçeli Terörsüz Türkiye ile ilgili yaptığı açıklamada ''Terör bitecek, kardeşlik yükselecek'' dedi. Ayrıca Bahçeli, Libya ile olan anlaşmaya ve Avrupa'da artan şiddet olaylarına ilişkin açıklama yaptı.
İşte Bahçeli'nin açıklamalarından satır başları:
Cumhuriyet, bundan 103 yıl önce çetin bir mücadelenin fecrinde, istiklalinin ufuklarına doğan inşirah vuslatıdır.
Bu inançla kurduğumuz Cumhuriyetimizin 103. yıl dönümünü şevkle, heyecanla, aziz ecdadımıza hürmet ve minnet duygularımızla kutladık. Cumhuriyete gidilen süreçte Türk milleti, Mustafa Kemal Paşa ve kahraman silah arkadaşlarının arkasına saf saf dizilerek Anadolu'da Türk tarihinin ikinci Ergenekon Destanı'nı yazmıştır. Bu destan ki dünya tarihinin nadir ve nadide örneklerinden biri olarak cümle mazlum milletlere umut olmuştur.
Ey Türk genci! Cumhuriyet sana bırakılmış yalnızca bir miras değil; aklınla, ahlakınla, azminle ve fedakârlığınla yaşatacağın bir emanettir. Ufuk sensin, güneş sensin, ümit sensin; Cumhuriyetin kutlu olsun!
TERÖRSÜZ TÜRKİYE, TERÖRSÜZ BÖLGE
Milliyetçi Hareket Partisi olarak kaos ve çatışmaların ürettiği fırtınalara gebe olan dünyada güven ve istikrarın limanı, barış ve refah ikliminin mimarı bir Türkiye idealinin sahibiyiz. Bunun için ülkemizin ve bölgemizin huzur ve barış iklimini kirleten, başta terörizm olmak üzere bütün radikal unsurlardan kurtulmayı mümkün kılacak "terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge" vizyonunun bütünüyle hayata geçmesinin tarihî bir öneme sahip olduğunu düşünüyoruz.
Siyasi rakiplerimiz sığ sularda kulaç atmaya varsın devam etsinler; türlü karalamalar ve çarpıtmalarla suyu bulandırmayı sözüm ona siyaset zannetsinler. Türk milleti kararını vermiştir: Terör bitecek, kardeşlik yükselecek, bölgemizde barış ve huzur inşallah sökün edecektir.
Bu bağlamda merhum Abdülhamid Süleyman Çolpan'ın gönül diliyle diyoruz ki:
Birliğimizin sarsılmaz dağı,
Ümidimizin sönmez çerağı,
Birleş ey halkım, gelmiştir çağı,
Bezensin şimdi Türkistan bağı!
TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI ZİRVESİ
Dilde, fikirde, işte birlik şiarıyla Türk devletlerinin yolu aydınlanmalı; çağın gerektirdiği donanımla atılan umut tohumları muhabbet fidanlarına, kardeşlik ormanına dönüşmelidir. Aynı kıbleye yönelen yürekler, Türkçe düşünen, Türkçe çağıran diller; ortak bir gelişme stratejisiyle kendi mukadderatına yön vermelidir. Bu vesileyle Ankara'da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı 13. Zirvesi'nde; üye ülkeler arasında kurumsal bağların güçlenmesi, ekonomik, teknolojik, kültürel ve askerî ilişkilerin gelişmesi, siyasal ve stratejik iş birliklerinin artması yönündeki kararlılığın ve güçlü iradenin bir kere daha ortaya konulmasından memnuniyet duyduğumuzu vurgulamak istiyorum.
AVRUPA'DAKİ GERİLİM
Değerli milletvekillerim Fransa ile başlayan ve farklı vesilelerle diğer Avrupa ülkelerine de sirayet eden sosyal hareketler, çok kısa bir zamanda kamu düzenini ve toplumsal huzuru bozan şiddet içerikli gösterilere dönüşmüştür. Milliyetçi Hareket Partisi olarak Avrupa'da vuku bulan bu süreci başından beri yakından takip ediyoruz. Avrupa Birliği'nin temel hak ve özgürlükler noktasındaki hassasiyetini üyesi olan devletlere de hatırlatmasını bekliyoruz. Şiddetin gittikçe tırmandığı gösterilerin altında yatan temel sebeplerin Avrupalılar tarafından iyi okunması gerektiği kanaatini taşıyoruz. Uzun zamandır göçmen karşıtlığıyla İslamofobi ve Türkofobi'yi körüklemek suretiyle siyasi rant oluşturma peşinde koşan Avrupa'nın ektiği fitne tohumları kendilerine dönmeye başlamıştır.
LİBYA ANLAŞMASI
Uluslararası sistemde büyüyen ve derinleşen adaletsizlik, insanı yaşamından, toplumu huzurundan, devletleri ise istikrarından hızla uzaklaştırmaktadır. Böylesi bir durumda Türkiye egemenlik haklarının gerektirdiği tedbirleri almak mecburiyetindedir. Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırasının Libya Temsilciler Meclisi tarafından 20 Ekim'i 2026 tarihinde onaylanmış olması memnuniyet verici bir gelişme olmuştur. Uzun bir tarihi geçmişe, ortak kültür ve anlayışa sahip iki dost ülke arasındaki ilişkilerin daha da geliştirilmesi yönündeki iradenin bir sonucu olan söz konusu mutabakat muhtırası, uluslararası hukuk ve kaniyet ilkeleri temelinde iki ülkenin hak ve menfaatlerini gözetmekte, herhangi bir ülkenin hakkını da ya da uluslararası hukukun ilke ve kurallarına halel getirmemektedir.
YUNANİSTAN'A SERT TEPKİ
Ne var ki Türkiye ile Libya arasındaki dostani ilişkilerden rahatsızlık duyanların bu gelişme üzerine feryat ettikleri de görülmüş ve tarafımızca not edilmiştir. Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum yönetimi ve onları Türkiye aleyhine kışkırtan İsrail, ayrıca birlik dayanışması adı altında Türkiye'yi Rum-Yunan tezleriyle eleştirmekten çekinmeyen Avrupa Birliği'nin bu gelişmeden rahatsızlık duydukları hemen ortaya çıkmıştır. Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı ve Avrupa Birliği Konseyi Başkanı'nın da ortak basın açıklaması Avrupa Birliği'nin çelişkilerle dolu.
Diğer yandan 23 Ekim 2026 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirilen Türkiye, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ile Almanya Birleşik Krallık, Fransa ve İtalya Dışişleri Bakanlarının toplantısı, Türkiye'nin uluslararası barış ve istikrar içinde yürütmekte olduğu çok taraflı diplomasinin somut bir tezahürü olmuştur.
SAVUNMA SANAYİDE GÜÇ BİRLİĞİ
Tarafların askeri imkan ve yeteneklerinin konuşlandırılması da dahil olmak üzere, uygun görecekleri tedbirlerle birbirlerine destek olmasını öngören Mekke Ortak Savunma Anlaşması, onaylanmak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gündemindedir. Hususi saldırganlığının sona erdirilmesi ve sivil kayıplarının öne geçilebilmesi amacıyla bu anlaşma hükümleri çerçevesinde tüm imkanlar harekete geçirilmelidir. Taraflar arasında savunma ve savunma sanayi işbirliğinin daha da geliştirilmesinin gerekli olduğunu kayda geçiren söz konusu anlaşmanın 21 Ekim 2026 tarihinde Doha'da Türkiye, Katar, Pakistan ve Endonezya arasında imzalanan Bedir Mutabakat zaptı ile daha sağlam bir zemine kavuştuğu da bir gerçektir. Zira dört dost ve kardeş ülkenin savunma sanayi alanındaki birikimini, kabiliyetlerini ve kapasitelerini bir araya getirerek askeri üretim, ortak araştırma ve geliştirme teknoloji paylaşımı ve teknik askeri eğitim alanlarında iş birliğini artırmayı hedefleyen Bedir Mutabakatı'nın iki üyesi olan, üyesi aynı zamanda Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın tarafıdır.
İSRAİL SİYASETİ
İsrail seçimleri hiçbir siyasi partinin ülkeyi yönetecek çoğunluğu elde edemediğini ortaya koymuş. İsrail siyasetini adeta ortadan ikiye bölmüştür. Arap partilerinin bu tabloda güçlü bir konum elde etmesi dikkat çekici bir gelişme olmuştur. Bu sonuçlar İsrail toplumunun önemli bir kesiminin Netanyahu hükümetinin Gazze ve Filistin politikalarına yönelik tutumunun dikkatle değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmiştir. Bununla birlikte İsrail'in önünde önemli bir fırsat oluşmuştur. Bu fırsatı bölgede barış ve huzur ikliminin tesis edilmesi, toplumsal uzlaşının güçlendirilmesi ve farklı kesimlerin bir arada yaşama iradesinin pekiştirilmesi için değerlendirmek mümkündür. Bu çerçevede Arap partilerinin de yer aldığı bir hükümetin kurulması, İsrail siyaset açısından önemli ve tarihi bir adım olacaktır. Böyle bir adım, İsrail'in toplumsal barışına katkı sağlamakla kalmayacak, bölgesel barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından da yeni imkanlar oluşabilecektir.
ABD Başkanı Trump'ın ve Uluslararası Yahudilik Kuruluşları'nın İsrail halkının tümünü kapsayan bir hükümet oluşumunu desteklemesi, Filistin için oluşturulan barış çabalarında yeni pozitif bir aşamayı da mümkün kılacak. İran ve Yemen dahil bölgesel istikrarsızlıkları tetikleyen çatışmaların çözümüne katkı sağlayacaktır.
ABD'nin yeniden saldırı seçeneğini gündeme tutmaya devam ettiğine, İran'ın ise askeri ve ekonomik baskıya rağmen temel pozisyonundan vazgeçmek niyetinde olmadığına işaret etmektedir. Diğer taraftan Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın sonlandırılmasına yönelik girişimlerde henüz başarı sağlanamamıştır. Bu durum belirsizliğin devam edeceğini, savaşların sebep olduğu enerji, ekonomi, ticaret ve tedarik alanlarında yaşanan menfi yansımaların tüm dünyada daha büyük tahribata yol açma ihtimali olabileceğini göstermektedir. Bu kaygı verici gelişmeler yanında Suriye ve Irak'ta sevindirici gelişmeler vuku bulmaktadır. Irak Başbakanının silahların devlet elinde toplanması, geri dönüşü olmayan nihai bir karardır şeklindeki beyanatıyla yasa dışı silahlı grupların silahsızlandırılmasına yönelik bir irade, terörsüz bölge hedefinin mevcuttur. vermeye devam edeceğine işaret etmektedir. Irak'ın egemenlik sahasının tamamında devlet otoritesinin tesis edilmesi, Irak halkı ve bölgemiz için kuşkusuz memnuniyet vericidir. Türkiye ve Irak arasındaki güçlenen ilişkiler, kalkınma yolu projesinin hayata geçmesiyle çok daha ileri bir noktaya taşınacak.



