banner5

banner29

Amr bin As kimdir? Amr bin As‘ın hayatı...

Amr bin As kimdir? Amr bin As nerede doğmuştur? Amr bin As ne zaman doğmuştur? Amr bin As nasıl Müslüman olmuştur? Amr bin As nasıl hicret etmiştir? Amr bin As nasıl evlenmiştir? Amr bin As’ın cesareti, Amr bin As‘ın hayatı, Amr bin As’ın vefatı…

İslam 19.12.2019, 15:16
Amr bin As kimdir? Amr bin As‘ın hayatı...

İşte, ”Amr bin As kimdir? Amr bin As nerede doğmuştur? Amr bin As ne zaman doğmuştur? Amr bin As nasıl Müslüman olmuştur? Amr bin As nasıl hicret etmiştir? Amr bin As nasıl evlenmiştir? Amr bin As’ın cesareti Amr bin As‘ın hayatı, Amr bin As’ın vefatı…” sorularının cevapları…

Zaman geçtikçe İslâm nuru daha geniş kitlelere ulaşmakta, hidayete erenler günden güne çoğalmaktaydı. Hendek Muharebesi Müslümanların muzafferiyetiyle neticelenmiş, Hayber fethedilmiş, Hudeybiye Antlaşması Müslümanların lehine gelişmişti.

Gün geçtikçe, müşriklerin ileri gelenlerinden Müslüman olanlar çoğalmaktaydı. Bu arada müşriklerin siyaset dâhisi Amr bin As çok tedirgin ve huzursuzdu. Kureyş'ten kendisinin sözünü dinleyen ve ona tabi olan bir grubu topladı ve şöyle konuştu:

"Siz de biliyorsunuz ki, Muhammed'in faaliyeti hızla gelişiyor. Bu durum karşısında benim bir fikrim var. Siz ne dersiniz, bilmiyorum. Beraberce Necaşi'ye iltica edip onun yanında kalalım. Eğer Muhammed bize galip gelirse, Necaşi'nin himayesi altında olmak, Muhammed'in emri altına girmekten daha iyidir. Eğer bizim taraf galip gelirse, zaten onların bize bir kötülük yapması düşünülemez."

Amr'ın bu sözlerini dinleyen müşrikler onun fikrine iştirak ettiler ve beraberce yola çıkarak Habeş Kralı Necaşi'nin yanına vardılar. O sırada Resul-i Ekrem’in (a.s.m.) elçisi Amr bin Ümeyye de (r.a.) orada bulunmaktaydı. Amr bin As, Ümeyye'yi Necâşi'nin huzurunda görünce çok şaşırdı, kızardı, küplere bindi.

Kendisi Mekke'den, Müslümanlardan kaçmıştı. Ancak tâ Habeşistan'da bile onlarla karşı karşıya geliyordu! Amr bin As, arkadaşlarıyla istişare etti. Kureyş'in intikamını almak için Ümeyye'yi öldürmeye karar verdiler. Ancak Necaşi'nin ülkesinde bunu yapmak kendilerinin başına dert açabilirdi. En iyisi, getirdikleri pahalı hediyeleri Krala takdim ettikten sonra Ümeyye'yi istemekti.

Amr bin As, Necaşi'nin huzuruna çıktı ve getirdiği pahalı hediyeleri takdim ettikten sonra şöyle konuştu:

"Ey Melik! Senin huzurundan bir adamın çıktığını gördüm. O, bize düşman olan bir adamın elçisidir. Onu bize ver de öldürelim. Çünkü o, bizim eşrafımızdan birçoğunu öldürdü."

Bu sözler Necaşi'yi öylesine kızdırdı ki—Amr'ın ifadesiyle—"Elini burnuna vurarak, neredeyse kırdı." Amr bin As çok mahcup olmuştu. (Amr bin Äs, yıllar sonra bu hâdiseyi anlatırken, "Öylesine korktum ki, yer yarılsaydı içine girerdim" diyordu.)

Amr bin As Necaşi'den özür diledi:

"Ey Melik! Eğer bu isteğimden memnun olmayacağınızı bilseydim hiç böyle bir istekte bulunur muydum?"

Necaşi bunun üzerine şöyle konuştu:

"Mûsâ'ya gelen Nâmus-u Ekberin [Cebrâil'in] kendisine geldiği bir zâtın elçisini, öldürmek üzere sana vermemi istiyorsun, öyle mi? Yazıklar olsun sana, ey Amr! Haydi sözümü tut da ona tâbi ol. Allah'a yemin ederim ki, o gerçekten doğruluk üzerinedir. O, Mûsâ bin İmrân'ın (a.s.) Firavun ve ordusuna galip geldiği gibi, kendisine karşı çıkanlara mutlaka galip gelecektir."

Necâşî'nin bu sözleri Amr bin As'ta şok tesiri meydana getirmişti. O esnada Peygamberimizin hak peygamber olduğunu ve İslamiyet’in hak din olduğunu düşündü ve inandı.

Necaşi'den İslam’a girmek üzere Hz. Muhammed (a.s.m.) namına biatını kabul etmesin istedi. Necâşi Amr'ın bu isteğini kabul etti, elini uzattı. Amr bin As orada Müslüman oldu.

Dışarı çıktığında arkadaşlarının kendisine bir kötülük yapmalarından korkarak Müslümanlığını gizledi. Arkadaşlarından ayrılarak Resulullaha kavuşmak üzere yola çıktı. Hidde denilen mevkie geldiğinde iki kişi ile daha karşılaştı. Bunlar da hakkı idrak etmiş ve Müslüman olmak üzere Resulullaha gitmekte olan Osman bin Talha ile Arabın harp dâhisi Halid bin Velid’den başkası değildi.

Resulullaha kavuşmak üzere beraberce yola koyuldular. Medine civarındaki Ebû Atebe Kuyusuna geldiklerinde birisi ile karşılaştılar. Orada bulunan kimse, gelenlerin kim olduğunu ve ne maksatla geldiklerini anlamıştı. Hâlid bin Velid ile Amr bin Âs'ı kastederek, "Artık bu ikisinden sonra Mekke müşrikleri hâkimiyetini kaybetmistir" dedi ve Resulullahın mescidine doğru koştu. Resulullaha gelenleri müjdeleyecekti. Gerçekten de o zatın dediği gibi, Mekke bu iki kahramanın da İslama girmesinden sonra hâkimiyetini kaybedecekti.

Harre'de develerini çökerttiler, en güzel elbiselerini giydiler ve Mescid-i Nebevîye doğru gittiler. Bu esnada Resulullah da onların geldiğini haber almış, Ashabıyla birlikte onları beklemekteydi. Manzara gerçekten heyecan vericiydi. Bir zamanlar, "Bütün Kureyş Müslüman ben yine Müslüman olacağımı sanmam" diyen, İslâm ordularına karşı en şiddetli mücadeleyi yapan ve hattâ Resul-i Ekremin vücudunu ortadan kaldırmak için fırsat arayan Amr bin As, Resul-i Ekreme (a.s.m.) biat etmek üzere gelmekteydi.

Müslümanlarda sevinç ve sürur hâkimdi. Ancak Amr bin As sevinmekle birlikte eski günahlarını ve hatalarını düşünüyor, heyecanla ve korkuyla Resulullaha doğru yaklaşıyordu.

Önce Halid bin Velid ile Osman bin Talha Resulullaha biat etti. Daha sonra Amr bin As kendisini Hz. Peygamberin dizleri dibinde oturmuş buldu. Mahcûbiyetinden Hz. Peygamberin yüzüne bakamıyordu. Resulullaha, o zamana kadar işlediği günahların affedilmesi için dua etmesi şartıyla biat edeceğini söyledi. Resulullah şöyle buyurdu:

"Ey Amr! Biat et. Hiç şüphesiz, İslâmiyet, önce yapılanların hesabını sormaz."

Bu müjde üzerine Amr bin As sevinç gözyaşları içerisinde Resul-i Ekremin (a.s.m.) ellerine kapandı ve biat etti. Bir zamanlar düşmanları safında yer alarak vücudunu ortadan kaldırmak için fırsat aradığı Resulullah için Amr, Müslüman olduktan sonra şöyle dedi:

"Insanlardan hiçbirisi, bana Resulullahtan (a.s.m.) daha sevgili ve daha yüce olmamıştır."

Hz. Amr mahcuptu. Şimdiye kadar yaptığı düşmanlıktan ve verdiği eziyetten dolayı mahcubiyet duyuyordu. İç aleminde bütün bunları affettirecek hizmetlerde bulunmanın hesabını yapıyordu. Bir defasında Peygamberimize gelerek şöyle dedi: "Ya Resulallah, şimdiye kadar bu dini yıkmaya çalışıyordum. Şimdi ise Islamiyet’e girdiğimin belli olmasını arzu ediyorum"Peygamberimiz onun samimiyetine güveniyordu. "Yakında bir hizmete göndeririz" buyurdu.

Nihayet bir gün Peygamberimiz (a.s.m.) Hz. Amr'a, "Silahını kuşan yanıma gel" buyurdu. Hz. Amr denileni yaptı. Sevinçliydi. Peygamberimizin huzuruna çıktı. Resulullah (a.s.m), "Seni ordunun başında bir yere göndereceğim. Allah seni korusun, bol ganimet ihsan etsin" buyurdu. Hz. Amr ganimet sözünü duyunca ihlâsa zarar verir düşüncesiyle, "Ya Resulallah, ben ganimet için Müslüman olmadım. İslama olan sevgimden dolayı Müslüman oldum" dedi.

Peygamberimiz, "Ya Amr, iyi insan için helal mal ne kadar güzeldir" buyurdu.?

Peygamberimiz daha sonra Hz. Amr'ı bazı kabileleri İslama davet etmesi için vazifelendirdi. Amr (r.a.) bu hizmete muvaffak olarak Resulullahın takdirini kazandı. Bundan başka Hz. Amr (r.a.) daha bir çok seriyyeye katıldı. Bir defasında da Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve Ebû Ubeyde bin Cerrah (r.a.) gibi büyük sahabelerin bulunduğu bir birliğe kumanda etti. Diğer taraftan Peygamberimiz Mekke'nin fethinden sonra Umman Hükümdarına bir mektup yazdı. Bu mektubu Amr bin As ile (r.a.) gönderdi. Hz. Amr mektubu Umman hükümdarına verdi. Hükümdar mektubu okuduktan sonra Müslüman oldu. Peygamberimiz bu defa da Hz. Amr' Umman'a zekât memuruolarak görevlendirdi.

Resulullah (a.s.m.) zaman zaman Hz. Amr'a iltifatta bulunur, onun için dua ederdi. Bu cümleden olarak bir defasında, "Asın iki oğlu Hişam ve Amr, tam ve hakiki mü'mindir" buyurmuş; bir defasında da, "Allah'ım, Amr bin As'a mağfiret eyle" diye dua etmişti.

Hz. Amr, Allah yolunun kahraman bir mücâhidiydi. Ömrü at sırtında, harp meydanlarında geçti. Hz. Ebû Bekir zamanında başlayan dinden dönme hadiselerinin bastırılmasında büyük gayret gösterdi. Umman'da zekât vermek istemeyenleri yola getirdi. Hz. Ebû Bekir tarafından Medine'ye çağrıldı. Beni Kuda Kabilesini cezalandırmakla vazifelendirdi. Onların tekrar Müslüman olmalarını temin etti. Sonra tekrar Umman'a döndü. Daha sonra da, Şam'ın fethi için görevlendirildi. Bizanslılarla yaptığı muharebelerde büyük başarılar kazandı. Hz. Halid bin Velid ve Ebû Ubeyde bin Cerrah ayrı ayı orduları sevk ve idare ederek zaferden zafere koştular.

Amr bin As (r.a.) Hz. Ömer devrinde de mühim fetihlerde bulundu. Kudüs fethinde bulundu. Şam'ın fütuhâtu tamamlanınca, Hz. Ömer'e Mısır'ı fethetmek istediğini bildirdi. Hz. Ömer başlangıçta muhalefet ettiyse de, Hz. Amr'ın ısrarlarına dayanamadı. Allah'ın izniyle bu siyâset dâhisinin Mısır'ı fethedeceğine inanıyordu. İzin verdi. Ayrıca Zübeyr bin Avvam kumandasında bir ordu hazırlayarak Hz. Amr'ın yardımına gönderdi.

Hz. Amr başarılı sevk ve idâresiyle Babulyun, Ariş, Aynişems, Iskenderiye, Berka. Züveyla, Trablusgarp ve Siyre'yi, hülâsa Mısır'ı bir baştan bir başa fethetti. Hz. Ömer'e müjdeci gönderdi. İzin verdiği takdirde, Merâkeş ve Tunus'u da fethetmek istediğini bildirdi. Fakat Hz. Ömer buna müsaade etmedi. Hz. Amr'ı Mısır'a vâli tayin etti.

Amr, iyi bir idâreciydi. Mısır halkının her türlü işleriyle meşgul oluyordu. Halk rahatlıkla kendisine gelip meselesini anlatabiliyordu. Bir gün bir grup Mısırlı Amr'ın (r.a.) huzuruna çıktı ve "Ey kumandan! Bizim Nil Nehri için yapageldiğimiz bir âdet var. Onu yapmazsak nehir taşmaz. Bunun sonucunda ise kuraklik olur" dediler.

Amr bin As (r.a.), "Bu âdet nedir?" diye sordu. Onlardan bir temsilci şöyle anlattı:

"Biz Haziran ayının on ikinci günü bekar bir kızı, anne ve babasını râzı ettikten sonra alır, güzel bir şekilde süsleriz. Sonra da onu Nil Nehrine atarız."

Bu sözü dinleyen Amr'ın (r.a.) tüyleri diken diken oldu. Böyle vahşi bir âdet devam edemezdi, "İslâmiyette böyle birşey yoktur. Bizim dinimiz böyle bâtil âdetlerin hepsini ortadan kaldırmıştır" dedi. Onların böyle birşey yapmalarına izin vermedi.

Mısır halkı, korku içerisinde Haziran ayını beklemeye başladılar. Nihayet Haziran ayı geldi. Nehir taşmadı. Aslında Nil Nehrine kız atmakla onun taşması arasında hiçbir bağ yoktu. Fakat şeytan onları böylece aldatıyordu.

Nehrin taşmaması üzerine halk telaşa kapıldı. Bazıları Hz. Amr'a gelerek göç etmek istediklerini söylediler ve ondan izin istediler. Fakat Hz. Amr, onlara izin vermedi. Birkaç gün beklemelerini emretti. Ve hemen Hz. Ömer'e bir mektup yazarak durumu izah etti.

Hz. Ömer mektubu alır almaz derhal valisine cevâbî bir mektup yazdı. Mektubunda şöyle diyordu:

"Böyle yapmakta iyi etmişsin. Mektubun ilişiğinde sana bir yazı gönderiyorum. Onu Nil Nehrine at."

Bu mektup Hz. Amr'a ulaştığında hâlifenin emrini hemen yerine getirdi. O gece Cenab-ı Allah, Hz. Ömer'in bir kerâmeti olarak Nil Nehrini yükseltti. Halk sevinç içerisindeydi. Adeta bayram ediyordu. Çünkü hem Nil Nehri taşmış, hem de bâtıl bir âdet ortadan kalkmıştı. Artık nehrin taşması için çocuklarını kurban etmeyeceklerdi.

Akıl, bilgi ve siyâsette Araplar arasında sayılı şahsiyetlerden olan Hz. Amr’ın. Hz. Ömer'in yanında büyük bir yeri vardı. Zaman zaman onu takdir eder. "Amr bin As'ın idaresinde bulunan bir yer düzen ile yürür" derdi. Düşüncesiz veya tedbirsiz birini gördüğünde, "Ey Allah'ım, bunu da, Amr bin As’ı da Sen yarattın" derdi.

Hz. Amr'ın da Hz. Ömer'e karşı muhabbeti sonsuzdu. Devamlı olarak kendine bağlı olduğunu bildirir, "Emrinize amadeyim, emrinize amadeyim" derdi.

Medine'de kıtlık baş gösterdiğinde Hz. Ömer ona bir mektup yazarak yardım talebinde bulundu. Hz. Amr hemen çok miktarda deve hazırladı ve Medine'ye gönderdi. Hz. Ömer gönderilen develeri Müslümanlar arasında taksim etti.

Hz. Osman, Amr bin As (r.a.) Mısır vâliliğinden azletti. Amr bin As Hz. Osman'a gücendi. Fakat Hz. Osman onun gönlünü aldi. Ayrıca karşılaştığı müşkül meselelerde her zaman onunla istişare ederdi. O da çok karışık meseleleri hallederdi.

Hz. Osman'ın şehit edilmesinden sonra Hz. Ali ile Hz. Muâviye arasında çıkan ihtilafta Hz. Amr Muâviye'nin (r.a.) tarafını tuttu. Hz. Muâviye bu siyaset dahisinden çok istifade etti. Hattâ denilebilir ki, hâlifeliğini Hz. Amr'a borçluydu. Onu yine Mısır valiliği vazifesine getirdi. Hz. Amr ömrünün sonuna kadar bu hizmette kaldı.

Amr bin As (r.a.) sadece savaşta değil, idarecilikte de bir dâhi idi. İdarede, mahkemelerin tanziminde, vergi toplanmasında çok büyük başarılar gösterdi. Fustat şehrinde bir cami inşa ettirdi. Kahire ile Kızıldeniz arasında 19 kilometrelik bir kanal açtırarak, Hicaz bölgesine gemilerle yiyecek nakletti.

Hz. Amr firsat buldukça Müslümanlara nasihatta bulunmaktan geri durmazdı. Sık sık Peygamberimizin mübârek sözlerini hatırlardı. Özellikle dünyaya fazla bağlanmamak gerektiği hususu üzerinde dururdu.

Hz. Amr, gerek geç Müslüman olması sebebiyle, gerekse vaktinin büyük bir kısmının savaşlarda geçmesi sebebiyle, fazla hadis rivayet edemedi. Sadece hadis rivayet etti. Fakat oğlu Abdullah (r.a.) hadis ilminin mümtaz şahsiyetlerinden birisi olma bahtiyarlığını kazandı.

Uzun bir ömür süren Hz. Amr, Hicretin 51. yılında hastalandı. Bu hastalıktan kurtulamayacağını anlamıştı. Durmadan ağlıyordu. Yüzünü de duvardan yana çevirmişti. Oğlu, "Babacığım, niye bu kadar üzülüyorsun? Resulullah (a.s.m.) seni şöyle şöyle müjdelemedi mi? Resulullah (a.s.m.) seni şununla müjdelemedi mi?" demeye başladı. Bunun üzerine yüzünü onlardan tarafa çevirdi ve şunları söyledi:

"Ahiret için hazırladığı en değerli şey, 'Lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammede'r-Resulullah'dır [Allah'tan başka ilâh olmadığına, Muhammed'in (a.s.m.) Allah'ın Resulü olduğuna şehadet ederim.] Hayatımın üç devresi vardır:

"Önceleri Resulullaha (a.s.m.) benden çok kin tutan birisi yoktu. Eğer bu hal üzerine ölseydim, şüphesiz ki, Cehennemlik olacaktım.

"Allah kalbimi İslâma yöneltince Resulullaha (a.s.m.) geldim ve 'Sağ elini uzat, sana biat edeyim' dedim. O sağ elini uzatınca ben elimi geri çektim. Resulullah (a.s.m.) ne oluyor sana Amr?' dedi. Önce bir şart koşmak istiyorum' dedim. Resulullah (a.s.m.), 'Ne şart koşacaksın bakalım?' dedi. Günahlarımın affedilmesini dedim. Resulullah (a.s.m.) 'Bilmiyor musun ki, İslâm, önceki günahları siler, Hicret önceki günahları siler, Hac da önceki günahları siler' buyurdu.

Artık bundan sonra, benim için Resulullahtan (a.s.m.) daha sevimli birisi olamazdı. Duyduğum saygıdan gözlerimle doya doya ona bakamazdım. Eğer onun vasıflarını dile getirmem istense, bunu yapamazdım. Çünkü hayranlıkla kendisine bakarken, yüzünün şeklini göremezdim. İşte bu halde iken ölseydim, Cennetliklerden biri olacağımı kuvvetle ümit ederdim. "Daha sonra bazı vazifelerin başına getirildim. Bu sıradaki hâlimin nasıl olduğunu bilemiyorum.

"Öldügüm zaman, hiçbir kadın arkamdan ağıt yakmasın! Buhur da yakılmasın. Beni defnettiğiniz zaman üzerime toprak serpiniz. Sonra da bir deve kesip, etini dağıtıncaya kadar, kabrimin çevresinde bulunun ki, yerime alışayım ve Rabbimin elçileri olan sual meleklerine vereceğim cevabı düşüneyim."

Yorumlar (0)
19
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Koronavirüs yasakları arttırılmalı mı?
Koronavirüs yasakları arttırılmalı mı?
Namaz Vakti 27 Ekim 2020
İmsak 05:57
Güneş 07:22
Öğle 12:53
İkindi 15:45
Akşam 18:14
Yatsı 19:34
Günün Karikatürü Tümü
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Alanyaspor 6 16
2. Fenerbahçe 6 14
3. Galatasaray 6 10
4. Karagümrük 6 8
5. Çaykur Rizespor 6 8
6. Kasımpaşa 6 8
7. Antalyaspor 6 8
8. Malatyaspor 6 8
9. Göztepe 6 7
10. Erzurumspor 5 7
11. Başakşehir 6 7
12. Beşiktaş 5 7
13. Gaziantep FK 6 7
14. Sivasspor 5 7
15. Hatayspor 4 7
16. Konyaspor 5 6
17. Kayserispor 5 6
18. Trabzonspor 6 5
19. Denizlispor 6 5
20. Gençlerbirliği 5 4
21. Ankaragücü 4 1
Takımlar O P
1. Tuzlaspor 7 17
2. İstanbulspor 7 16
3. Adana Demirspor 7 14
4. Samsunspor 7 14
5. Ankara Keçiörengücü 7 13
6. Altınordu 7 13
7. Giresunspor 6 11
8. Altay 6 10
9. Balıkesirspor 7 10
10. Adanaspor 7 9
11. Akhisar Bld.Spor 7 9
12. Bursaspor 7 7
13. Menemen Belediyespor 7 6
14. Bandırmaspor 7 5
15. Ümraniye 7 5
16. Ankaraspor 7 4
17. Boluspor 7 3
18. Eskişehirspor 7 3
Takımlar O P
1. Everton 6 13
2. Liverpool 6 13
3. Aston Villa 5 12
4. Leicester City 6 12
5. Leeds United 6 10
6. Southampton 6 10
7. Crystal Palace 6 10
8. Wolverhampton 6 10
9. Chelsea 6 9
10. Arsenal 6 9
11. Tottenham 5 8
12. West Ham 6 8
13. Man City 5 8
14. Newcastle 6 8
15. M. United 5 7
16. Brighton 6 5
17. West Bromwich 6 3
18. Burnley 4 1
19. Sheffield United 6 1
20. Fulham 6 1
Takımlar O P
1. Real Sociedad 7 14
2. Real Madrid 6 13
3. Granada 6 13
4. Villarreal 7 12
5. Atletico Madrid 5 11
6. Cádiz 7 11
7. Osasuna 6 10
8. Elche 5 10
9. Getafe 6 10
10. Real Betis 7 9
11. Eibar 7 8
12. Barcelona 5 7
13. Sevilla 5 7
14. Valencia 7 7
15. Deportivo Alaves 7 7
16. Athletic Bilbao 6 6
17. Huesca 7 5
18. Celta de Vigo 6 5
19. Levante 5 3
20. Real Valladolid 7 3