Bugün Filistin halkı, dünyanın gözü önünde katlediliyor. Kundaktaki bebeklerden yaşlılara kadar herkes, İsrail’in bombaları ve açlık politikasıyla yok edilmeye çalışılıyor. Fakat ne acıdır ki bu vahşetin karşısında sadece İsrail’i suçlamak artık tek başına anlam taşımıyor.
*Asıl soru şu: İslam dünyası neden susuyor?*
Kutsal toprakların bekçiliğini üstlendiğini iddia eden Suudi rejimi başta olmak üzere, halklarını sadece popülist söylemlerle oyalayan İslam ülkelerinin liderleri neden sessiz?
*Sessiz Ortaklar: Soykırıma Göz Yuman İslam Dünyası*
ABD’ye, Batı’ya kızmanın ötesine geçip, bu soykırıma göz yuman ve sessiz kalan “sözde Müslüman” yöneticileri konuşmadan gerçek bir duruş sergilemek mümkün değildir. Batı zaten kendi bildiğini yapıyor; asıl acı olan bizimkilerin sessizliği.
*Peki, nereden başlamalı?*
1. İğneyi önce sahte Müslüman liderlere batırmalıyız.
2. Boykotu sadece İsrail’le değil, onu destekleyen tüm işbirlikçilerle genelleştirmeliyiz.
3. Terör devleti İsrail’e ve sponsoru ABD’ye karşı net ve sürdürülebilir bir duruş göstermeliyiz.
Bugün boykot sadece bir tüketim meselesi değil, bir vicdan meselesidir. Gazze’de insanlar açlıktan ölürken, biz raflardaki kirli malları alıyorsak bu da bir suç ortaklığıdır. İsrail’e açıkça destek veren markaları tercih etmek, o bombaların finansmanına katkı sunmaktır.
*Unutmayalım:*
Gazze’de temiz su yok.
İlaç yok.
Gıda yok.
Ama bizim ülkemizde hâlâ bu katillerin malları var.
İsrail’in hedefi yalnızca toprak değil, insanı tamamen yok etmektir. Hastaneler, okullar, camiler, fırınlar vuruluyor. Açlıkla, susuzlukla, ilaçsızlıkla yok edilen bir halktan söz ediyoruz.
BM ise yalnızca kınamakla yetiniyor. “İnsan hakları” diyenler, konu Gazze olunca kör, sağır ve dilsiz kalıyor. Bu çifte standart, yalnızca İsrail’in değil tüm insanlığın yüz karasıdır.
*Tarih bu günleri yazacak.*
Ama sadece katilleri değil, sessiz kalanları da…