'Ayasofya Camii hiçbir mabetle kıyaslanamaz'

Üstad Necip Fazıl Kısakürek, Peygamber Efendimizin müjdesinin mûcizevî bir nişânesi ve fethin sembolü olan Ayasofya’nın başka camilerle kıyaslanamayacağını 1965 yılındaki bir konferansta net bir şekilde dile getiriyor.

'Ayasofya Camii hiçbir mabetle kıyaslanamaz'

İstanbul'dakİ Süleymaniye, Edirne'deki Selimiye, bunlara karşılık da Roma'daki (St. Pierre) ve Paris'teki (Notredam), bizde ve onlarda daha niceleri, madde ve hattâ gayelerine bağlı mâna kıymeti olarak, Ayasofya'nın eşik taşına bile denk olamaz. Ayasofya ise bunların yanında bir kümes bile olsa, öyle bir nasibin sahibi ki, ne madde, ne de tek taraflı mâna ölçüsüyle ona varmak kabil.

Ayasofya kıyaslanamaz

Ayasofya’nın maddi ve manevi önemine dikkat çeken Necip Fazıl Kısakürek 1965 yılında verdiği konferansta, hiçbir mabetle kıyaslanamayacağını söylüyor.

İstanbul’un kalbi Ayasofya

Ayasofya’nın maddi ve manevi önemine dikkat çeken Kısakürek, Ayasofya’nın hiçbir mabetle kıyaslanamayacağını söylüyor. Kısakürek 1965 yılında Milli Türk Talebe Birliği’ndeki (MTTB) Ayasofya Hitabesi adlı konferansta şu ifadeleri kullanıyor; “İşte bütün bunları (sembolize) eden, remzlendiren de cihanın en güzel beldesi İstanbul ve onun kalbi Ayasofya... Salibin ağırlığından kurtarılıp hilâlin kanatlarıyla kendisine gök kubbe yolu açılan, böylece Yirminci Asır dünyasına gerçek medeniyet ve ebediyet mimarisinin ne olduğu onunla gösterilen, Batı aklı ve Doğu ruhunu birleştiren eski Bizans eseri ve artık yeni tekbir yuvası tarihi kubbe...”

Ayasofya’nın eşik taşına bile denk olamaz 

“Demek ki, Ayasofya, ne taş, ne çizgi, ne renk, ne cisim, ne de madde senfonisi; sadece mâna, yalnız mâna... İstanbul’daki Süleymaniye, Edirne’deki Selimiye, bunlara karşılık da Roma’daki (Sen Piyer) ve Paris’teki (Notrdam), bizde ve onlarda daha niceleri, madde ve hattâ gayelerine bağlı mâna kıymeti olarak, Ayasofya’nın eşik taşına bile denk olamaz. Zira bunlardan herbiri, kendi gayesinin tabiî şartları içinde, tek taraflı olarak yükseltilmiş bir eser... Ayasofya ise bunların yanında bir kümes bile olsa, öyle bir nasibin sahibi ki, ne madde, ne de tek taraflı mâna ölçüsüyle ona varmak kabil... Ayasofya, bir mânanın, zıd mânaya taarruz ve onu zebun edişinin, bütün dünyada eşi olmayan âbidesi... Fatih Sultan Mehmed, bu hikmeti sezdi; ve Ayasofya’yı, İstanbul gibi misilsiz bir mahfazanın içinde, güneş çapında bir pırlanta gibi zapt ve fethetti. Târihimizde daha nice zapt ve fetih hareketinin kahramanı var; niçin hiçbirinin adı, hâs isim olarak Fatih değil?..”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5