Filistin’in mevsimlerinden giysilerini çizer, yiten işçilerin aletleriyle, mücadeleye ruh kazandırır mermilerle delik deşik olmuş binalara. Sonra yaratılan ruhta Filistin’in dizlerinde, şafak ağlar, miracı, düşleri, sınırları görünmeden. Mutluluğu batar, kişiliği yaratılır, devrimi olgunlaştırır.
Filistin Senin İçin
Hanan Avvad
Selam size ümmettin onurunu kurtaran şerefliler ordusu, karanlık tünelleri yüzlerindeki nurlarıyla aydınlatan seçkinler zümresi.
*Bakın nasıl bir müjdeyi sizinle paylaşacağım :*
Bakara Suresi
249. Tâlut askerlerle beraber ayrılınca, « Biliniz ki Allah sizi bir ırmakla imtihân edecek. Kim ondan içerse benden değildir. Sadece bir avuç içen müstesna. Kim ondan içmezse bendendir » dedi. İçlerinden pek azı hariç hepsi ırmaktan içtiler. Tâlût, susuzluk ve yorgunluğa sabreden mü’minlerle nehri geçip de düşmanlarının çokluğunu görünce onları bir korku sardı. İçlerinden bir grup : Biz Câlût komutasındaki bu düşmanla savaşamayız. Sayımız az, onlar ise son derece kalabalık » dediler. Sonunda Allah’ın huzuruna varacaklarına inanan, Tâlût’un seçkin ve âlim askerleri şöyle dediler : « Çoğu zaman, az sayıda bir topluluk, Allah’ın irade ve dilemesiyle çok sayıdaki topluluklara üstün gelmiştir. Zafer, sayı çokluğu ile değil, Allah’ın yardımıyle elde edilir. Allah, koruması, gözetmesi ve desteğiyle sabredenlerle beraberdir. Allah kiminle beraber olursa, o, Allah’ın izniyle muzaffer olur.
Kardeşlerime hakikatın sahibine ait sözler ile selam vererek başlamak istedim ki ben gibi korkaklara bakıp ümitsizliğe kapılmasınlar.
*İBRAHİM*
Içimdeki putları devir elindeki baltayla
Kırılan putların yerine yenilerini koyan kim
Güneş buzdan evimi yıktı koca buzlar düştü putların boyunları kırıldı ibrâhîm
Güneşi evime sokan kim
Asma bahçelerinde dolaşan güzelleri buhtunnasır put yaptı ben ki zamansız bahçeleri kucakladım güzeller bende kaldı
Ibrâhîm
Gönlümü put sanıp da kıran kim
Asaf Halet ÇELEBİ
“Kudüs : Bir sınav kağıdı. Her Mü’min kulun önünde…” Cahit Zarifoğlu, çoğunuzun kaldığı asıl sınavımızı belirtsede belki kırılır içimizdeki putlar niyazı ile yazmaya devam etmek istedim.
Ibrâhîm
Içimdeki putları devir elindeki baltayla
Kırılan putların yerine yenilerini koyan kim ?
Evet tam olarak bu haldeyiz. İçimizdeki putlar ile bir bayrama kucak açtık. Kucak açarken biz bayrama unuttuk bize kucak açanları , kucağını açıp bizi bekleyenleri…
Nasıl olurda bu kadar kalabalık bir coğrafya ancak kesilen İsmailler feryad figan. Ebabil kuşlarını bekliyoruz beliki.
Sormaz mı Ebabillerin sahibi sizin varlık gerekçeniz neydi ? Ebabiller taş taşımayı bildi de siz,bir boykotu dahi başaramadınız demez mi ?
İsmailleri diri diri kesenler sizden cesaret aldı derse ne olur cevabımız ?
Kudüs işgal altındayken ben nasıl gülebilirim ki diye haykıran Selahaddin Eyyûbî’yi unutmuş olmanın acziyetiyle bakıyoruz size kardeşlerim.
Filistin, ben seni unutsam, sen beni unutur musun diyen Nuri Pakdil’in sözlerini yeniden duvaralara yazmaya çalışarak ve utangaç bir edayla bakıyorum size ne olur boş bıraktık açık kucaklarınızı affedin ne olur !
Bizim korkaklığımıza bakıp hüzünlenmeyin yakındır sonsuz özgürlüğün…
Yakındır ey Mirac’ın anahtarı…
Daha yürümeyi öğrenmeden, ölmeyi öğrenen bebeklerin şehri Gazze. Kazanan sen olacaksın hem de bize rağmen kazanan sen olacaksın. Vazgeçmeyen sen, direnmeyi onur bilen sen, bir olana teslim olan sen, sıratul müstakimi hatırlatan tünellerinle kazanan sen olacaksın…
Abullah Galip Bergusi’nin sözleriyle uzaktan sana bakıyorum ey kalbimin attığı yer !
Kurtuluş gelecektir. Gelecek, senin için Allah’a yemin ederim ki ; senin sandığından daha yakın… Gül yüzlü güzel kardeşlerine müjdele. Dikenlerin sonu yok olmaktır ; özgürlük ise özgür toprakları isteyenlerindir. »
Her mısra bir dua her dua bir umut diyerek yalvarıyoruz acizliğimizi bilerek.
Ey İbrahim ! Kalk ne olur. İsmail’i kurban etmeden önce nelerini kurban ettiğini, nasıl kurban ettiğini bize bir daha göster ! Göster ki, İsmail’ler kurban olmasın. Zira biz, her yıl milyonlarca kurban kesiyoruz, ama hâlâ İsmaillerimiz, bombaların altında, zulmedenlerin kurbanı oluyorlar.
Ey Hacer anam ! Hiç olmazsa bu okulun en çilekeş öğretmeni olarak sen gel bari ! Neye, niçin, nasıl koştuğunu öğret bize ! Zira biz milyonlarca Müslüman, yüzlerce sene koştuk, kaybettiklerimizi bulmak bir yana !.. İSMAİLLER hâlâ aç, hâlâ susuz ve çölün ortasında bombaların sıcaklığında kavrularak ölüyorlar…
Ey İsmail ! Sen neyini verdin o çocuk başına, neyini kurban ettin ki kurban olmaktan kurtuldun ?
Babalar İbrahim, analar Hacer, evlatlar İsmail olmayınca nemrutlar bitmiyor, İsmailler kurtulmuyor ve beklediğimiz bayramlar gelmiyor…
İbrahimlerin ve Hacerlerin İsmaillerine kavuştuğu. İsmaillerimizin kurban edilmediği bir bayrama kavuşma niyetiyle…
KUDÜS’ÜN BAYRAMI MÜBAREK OLSUN.