26.01.2021, 12:32

Diyanet şahsıma akademik ambargo mu uyguluyor?

Değerli Okuyucularım; Türkiye’de birçok devlet hastanemizde manevî rehberlik ve destek hizmetleri sağlanıyorsa burada bizlerin de az veya çok bir katkısının olduğu bilinmektedir. Nitekim bu yönde hükümete danışmanlık yaptığım dönemde 2005 tarihli “Özürlüler Kanunu” çıktı ve akabinde “sosyal bakım” ve “manevî bakım” kavramlarının teorik ve uygulamaya dönük çalışmalarım devam etti. Nitekim 2007 yılında Türkiye’de ilk kez Manevî Bakım” ile ilgili kitabımız yayınlanmış odu.[1] Sonra bu kitabım 2010 yılında 2. baskısını gördü ve “eser, toplumumuzun büyük çoğunluğunun mensubu bulunduğu İslâm dinine ait bir terminolojiyle yazılmış olup yazarın önerdiği manevî bakım modeli de İslâm dininin esaslarına göre kurgulanmıştır” tespitleriyle bir bilimsel dergide tanıtımı yapıldı.[2] Bu çalışmalarım, Diyanet’in de dikkatlerini çekmiş olacak ki hastanelerde manevi bakım elemanı yetiştirme eğitim programlarına bizleri de dâhi ettiler. Melun 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra ilk önce açığa daha sonra ihraç listesine giren yaklaşık olarak 7 bin akademisyenden birisi de biz olduk. Bilindiği gibi Diyanet, her daim ve özellikle en kritik dönemlerde hükümetlerin politikalarına destek veren bir kuruluştur. Bunu biz 27 Mayıs’ta da gördük, 28 Şubat sürecinde de gördük. OHAL döneminde de Diyanet, KHK politikalarından doğan bazı haksız uygulamalar karşısında genelde susmuş olduğu gibi ilahiyatçı veya dindar KHK’li akademisyenler ile işbirliğine son vermiştir. Biz de buna bağlı olarak bundan sonra Diyanet’in eğitim programlarına bir daha çağrılmadık. Lakin Diyanet, manevî bakım çalışmalarını devam etmekte olduğunu memnuniyetle müşahede etmekteyiz. Bu doğrultuda Diyanet, en son olarak ilahiyatçı Dr. Ömer Faruk Söylev’e ait “Manevî Bakım ve Danışma Psikolojisi” kitabını 2020 yılında basmıştır.[3] Bu kitabı incelerken, bir tuhaflık gözüme çarptı. Kitabın başlığında Türk literatürüne ilk kez kazandırdığımız “Manevî Bakım” kavramı geçtiği halde ne içeriğinde buna dair bir tanımlama vardı, ne de kaynak kısmında bizim ismimiz geçmekteydi. Sonra Önsöz’den öğrendiğim kadarıyla meğerse bu kitap, bir doktora teziymiş. Ancak doktora tezin başlığında “Manevî Bakım” kavramı geçmemekte, bunun yerine daha genel bir ifade olan “Dinî Danışma ve Rehberlik” kavramı geçmekte ve dolayısıyla tez, bu kavram üzerine kurgulanmıştır.[4] Bununla birlikte doktora tezinin kaynağında 1 kitabım ve 3 makalem olmak üzere tam 4 çalışmama yer vermiştir. Ammâ velakin, Diyanet tarafından kitaplaştırılmış olan tezde bizim 4 kaynaktan hiçbirine yer verilmemiştir. Yani, Ali Seyyarismi duyulmasın, unutulsun diye doktora tezine böyle bir müdahalede bulunulmuştur. 2 yıldan beri mahkemece verilmiş kesinleşmiş beraatımız de olsa demek ki devlet ve Diyanet’in gözünde biz hâlen sakıncalıyız. İlahiyatçı olmadığı halde hastalarımıza, yaşlılarımıza ve engellilerimize manevî destek ve bakım hizmetlerinin verilmesi için, öncülük yapmış bir Anadolu Müslüman bilim insanına yönelik bu yaklaşım, akademik ambargo değil de nedir? HalbukiDiyanet’in önemsemediği bir dönemde “Manevî Bakım” kavramını seküler bir yapıda olan sosyal hizmet alanında kabul ettirebilmek için, ne iftiralara uğramıştım. “Manevî Bakım” kitabım hakkında Cumhuriyet Gazetesi’nin şu başlığını sadece hatırlatmak isterim: “Başbakanlık Özürlüler Yüksek Kurulu Üyesinden (Ali Seyyar’dan) Cin Tarifli Kitap Tüyler Ürpertiyor: ‘Kreşlerde Dinî İçerikli Manevî Bakım Yapılsın.”[5] Allah’a şükür bu zor dönemleri aştık ve bugün akademik camiada sayıları hızla artan oranda “manevî bakım” ile ilgili bilimsel makale, yüksek lisans ve doktora tezleri yazılmakta ve hemen her birisinde bizim ismimize yer verilmektedir. Allah (c.c.), bizim sosyal hizmet ve sağlık alanında neler yapmak istediğimizi ve nelere muvaffak olduğumuzu biliyor. Ey Diyanet; Manevî Bakım uygulamalarının ehemmiyetini ve sosyal faydasını sizler de biliyor ve görüyorsunuz. Nitekim maneviyat temelli sosyal hizmet çalışmalarınızı sosyal kurumlarda uygulamaya devam etmektesiniz. Tebrik ederim. Ben bu durumdan çok memnunum. Çünkü bizim ismimizi anmasanız da bu alanda yapılan akademik çalışmalardan ve manevî bakım uygulamalarından elde edilen sevaplardan bizim hanemize de yazılmaktadır. Bizim inancımız bu doğrultudadır, çünkü Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (sav) bizi ferahlatan şu hadis-i şerifleri bizim ümit kaynağımızdır: “Bir iyiliğe öncülük eden kimseye o iyiliği yapanın ecri gibi sevap vardır.” (Müslim; İmâre: 133).                        Prof. Dr. Ali Seyyar [1] Seyyar, Ali; Sosyal Hizmetlerde Manevi Bakım; Şefkatli Eller Yayınları; Ankara; 2007. [2] Yalova Sosyal Bilimler Dergisi; Sayı 1; Ekim 2010-Mart 2011; https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/800168; Erişim: 25.01.2021. [3] Söylev, Ömer Faruk; Manevi Bakım ve Danışma Psikolojisi: Kavram - Kuram ve Uygulamalar Kitap Açıklaması; Diyanet İşleri Başkanlığı; Anlara; 2020. [4] Ömer Faruk Söylev; Türkiye’de Dini Danışma ve Rehberlik Alanları, İmkânları Ve Yöntemleri: (Diyanet İşleri Başkanlığı Örneği; Doktora Tezi; Uludağ Üniversitesi-Sosyal Bilimler Enstitüsü; Bursa; 2014. [5] Kozak, Fırat; Cumhuriyet Gazetesi; Ankara; 08.08.2008.

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@