'Kariyer' mi yoksa 'karı' yer mi?

Eş adaylarının en büyük ikilemlerinden biri kariyer mi, evlilik mi? Evlilik kriterlerinden en çok dikkat çeken bir diğer söylem eşiniz çalışsın mı çalışmasın mı? Aile Danışmanı Asiye Türkan, evlilikte kariyerin yerini, İslâmî ilkeler ışığında kaleme aldı..

'Kariyer' mi yoksa 'karı' yer mi?
İşte 'Kariyer' mi yoksa 'karı' yer mi? başlıklı o yazı:

Kariyer, toplum içinde zirveye ulaşıp, insanların alkışını toplamaktır.  Kendisini ispat etmek ve toplumda yer edinmek, gücünü göstermek ve ben de varım demenin diğer adıdır.

Mesele kadının çalışması ya da çalışmaması değildir. Güçlerin orantısız kullanılması, dengelerin alt üst olmaması ve evde rollerin birbirine karışmamasıdır.

İç dünyasında, ailesinde ve dış dünyasında dengeyi oluşturan kadın, bu üçlü dengeyi kurarsa kariyeri ona elbette huzur getirecektir.

Çalışıyorum, yoruldum, zamanım yok denilerek annelik, eşlik, evlatlık, komşuluk rolleri kenara bırakılmaktadır.

Kariyer bir güçtür. Bir güce sahip olmak demektir. Gücün esiri olanlar, etrafındaki insanları da esir alacak kadar körleşebilmektedir.

İnsan fıtratında her gün aynı işi yapmak, saatle yarışmak, monoton bir hayatta kurulu bir makine gibi hareket etmek yoktur. Bu şekilde stres dolu bir hayat çekilecek değildir.



Yuva kurmak, içinde cıvıl cıvıl çocuklarının olması her gencin hayalidir. Hemen hemen her kızın gelinlik ve akabinde kuracağı yuvanın nasıllığı vardır.

Her kız evlilik akabinde evinin sultanı, eşinin de sevgilisi olmak ister. Korunmak ve kollanmak en büyük isteğidir.

Güçlü bir erkeğin kollarında kendini ömür boyu feda edebilir. Evdeki yerinin bilinmesini ve sevgi ile hitap edilmesini beklemektedir.

Toplumdan gördüğü negatif örnekler, her zaman kadını tedbir almaya itmiştir. Baştan güvensizlikle girilen evlilikler de pek uzun sürmemektedir.

Kız ararken oğlan anneleri ve damat adayları, çalışan bir bayan aramaktadır. Öyle ya; bu devirde tek maaşla ev geçindirmek çok zordur.

Lüksün ve israfın arttığı, kanaatkârlığın adının anılmadığı, isteklerin ve beklentilerin arttığı, kadının kaşık düşmanı olarak görüldüğü ortamda kadın da çalışmak zorundadır.

Evdeki yedikleri göze batan, her isteklerine “dur” denilen, gönül rızaları ile yedirilmeyen, evdeki konumunu hissetmeyen, hakkını vermeyen beylerin yüzünden hanımlar “kariyer” peşine düşmüştür.

Kariyer peşinde koşan anne, kendini gerçekleştirmek ve daha çok saygın olmak için kendilerini koruyan kalelerine girecek zaman dahi bulamamıştır.

Sonunda mutluluğu yakalayamadığı, saygı duyulmadığı, sahiplenilmediği, sevilmediği, değer verilmediği düşüncesi ile mahkeme kapılarına gider olmuştur.

Birbirlerine muhtaç olmalarının temeline maddeyi oturtan, evlenmeden önce “çalışan bayan olsun” diyen, karılarına paralarını yedirirken burnundan getiren beylere de ayrılırken en ağır acılar yaşatılmıştır.



Örnek olmamızın emredebildiği bir dinin müntesipleri olanlar, Hakka karşı sorumluluklarını fark edip, kadınlara hak ettiği değeri vermek zorundadırlar.

Rabbim kadına kitabında pozitif bir ayırımcılık yaparken, korunmaya muhtaç olan kadını öncelikle babasına, eşine, oğluna, kardeşine ve topluma koruması için emirler vermiştir. Bu hakikati de  Nisa suresi 34. ayette şu şekilde duyurmuştur:

Erkekler kadınları, özenle korur ve kollarlar. Bu, Allah'ın her birine diğerinden üstün özellikler vermesi ve erkeklerin mallarından harcamaları sebebiyledir. İyi kadınlar, (Allah'a) itaat eden ve Allah'ın korumasına karşılık yalnızken kendilerini koruyanlardır…"

Hak Teala kadınların özenle korunması gerektiğini ve mallarından kendilerine harcama yapmakla, iyi bir yönetici olmakla söz hakkının doğacağını dile getirmiştir.

Ezilen ve hapis hayatı yaşayan, eşi tarafından ekonomik olarak da devamlı baskı altında hisseden anne de; kız çocuğunu tamamen erkek düşmanı olarak yetiştirmiştir.

Kızının ayakları üzerinde durmasının ekonomik özgürlüğüyle olacağını söylerken, modern dünyaya ucuz işçi köleler yetiştirmiştir.

“Orman Kanunlarının” hakim olduğu ortamda, güçlü olanların gücü nispetince zalimlikler yaptığı her birimizin malumudur.

Gücünü evinde ispat edemeyen kadın ve ya erkek daha fazla merhametsiz olacak ve zulmü daha da artacağı da bir gerçektir.

Hasılı gönül rahatlığı ile yedirilen, saygı duyulan, evindeki yeri belli olan ve sevgi ile şımartılan kadın, toprak misali çok daha fazlasını verecektir.

Karılarına yedirmeyen ve evde layık olduğu değeri göstermeyen beyler de, KARİYER peşinde koşan bir hanıma dayanmak zorunda kalacaktır…
Güncelleme Tarihi: 14 Mayıs 2018, 08:18
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER