Küresel siyasetin gözü kulağı Ankara'da gerçekleştirilen NATO zirvesindeydi. Habervakti.com'un güçlü ve tecrübeli yazar kadrosu zirvenin perde arkasını, tarihi arka planını ve iç siyasete yansımalarını çarpıcı analizlerle kaleme aldılar. Yazarlarımızın eşsiz analizlerinde, NATO'nun Türkiye'ye yönelik tarihsel tutumu ve Ankara'nın dünyaya verdiği stratejik mesajlar ön plana çıktı.

- Hasan Canat: "Hangi" NATO?
Zirvenin perde arkasındaki çelişkilere dikkat çeken Hasan Canat, ittifakın Türkiye'ye yönelik tarihsel tutumunu sorgularken, Gazze'deki sessizliği şu sert sözlerle eleştirdi:
"Güya 'birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için' düsturuyla kurulan NATO 'hangi' konularda Türkiye'nin yanında yer aldı? NATO üyesi olan 32 ülkenin içinde Müslüman bir ülke olan Türkiye 'hangi' konularda NATO'dan destek gördü? [...] İran'dan, Rusya'dan, Ukrayna'dan ve Grönland'dan bahsedildi ama Gazze'den hiç bahsedilmedi. Sanki hiçbiri İsrail'in Gazze'deki katliamına destek olmamış gibi..."
Batılı ülkelerin savunma sanayimize yönelik ilgisine de değinen Canat, tam bağımsızlık için kritik teknolojilerin önemine şu sözlerle vurgu yaptı:
"Şunu unutmayın, devasa silahlar ve füzeler üretmek önemlidir ama o silahların ve füzelerin haberleşme sistemi, yazılımı, elektronik bakımı ve kritik teknolojisi daha önemlidir. Türkiye ne zaman tam bağımsız olursa, zulme karşı dimdik durursa, zalimlere karşı mazlumun yanında yer alırsa işte o zaman 'Mehter Marşı' dünyayı titretir."

- Mustafa Süs: NATO ve Muhalefetin Dayanılmaz Hafifliği
Mustafa Süs ise zirvenin iç siyasetteki yansımalarına ve muhalefetin tutumuna odaklandı. Normal şartlarda Batı ile uyumlu hareket eden çevrelerin zirve sırasındaki anlık "emperyalizm karşıtlığını" samimiyetsiz bulan Süs, metninde şu çarpıcı ifadelere yer verdi:
"Sırtında yumurta küfesi olmayanların emperyalizm düşmanı olduğu bir zamana denk geldi NATO zirvesi. Ülkemizi NATO’ya şikâyet edenler de NATO’nun yaptırdığı darbelerle ayakta duranlar da, NATO olmasa bir yudum suya hasret kalanlar da birden NATO düşmanı oluverdiler."
Ankara'yı yöneten yerel idarenin zirve hazırlıkları üzerinden yaptığı eleştirilere de tepki gösteren yazarımız, analizi şu tespitle noktaladı:
"Ankara’yı yedi yıldır yönetenler bile NATO dolayısıyla belediyenin yapacağı işi yapan devlete saydırmaya çalıştılar. 'Madem yapabiliyordun bu hizmetleri neden şimdiye kadar yapmadın?' diyerek. Ülkemizde muhalif olmanın dayanılmaz hafifliği var gerçekten. Bu 'hafiflik' bu zirveyle zirveye çıktı."

- Nurettin Taşkesen: Nato’nun dünü bugünü
NATO'nun dünü ve bugünü arasındaki eksen değişimini jeopolitik bir perspektifle ele alan Nurettin Taşkesen, Ankara'daki karşılama törenlerinin rastgele olmadığını belirtti:
"Toplantı öncesi törenler, çok bilinçli bir organizasyonu gösteriyor. Mehter marşlarıyla yapılan yeniçerili karşılama ile Nato liderlerine önemli mesajlar verildi. Ülkenin eski Türkiye olmadığı anlatıldı."
Türkiye'nin uluslararası arenadaki denge politikasına dikkat çeken Taşkesen, NATO içindeki gücümüzün İslam coğrafyasına etkisini şöyle özetledi:
"Türkiye her ne kadar denge politikası izleyerek Rusya’dan S400 almış olsa da, jeopolitik olarak Nato’nun genel politikası dışına çıkamaz. Sadece Nato içindeki ağırlığını artırabilir. Bence Nato’nun içinde etkili ve ağırlığı olan bir Türkiye’nin, İslam Alemi nezdinde liderlik pozisyonu güçlenecektir."

- Muhammed Köse: Türkiye’nin NATO serencamı
Türkiye'nin geçmişteki "söz dinleyen" müttefik rolünden çıkarak kendi askeri gücünü tırnaklarıyla kazıyarak inşa ettiğini hatırlatan Köse, ittifakın sağladığı faydaları da sorguladı. En büyük müttefiklerin Türkiye'ye karşı sergilediği ikiyüzlü tutumu eleştiren yazarımız, "İttifaka üye yani dost ülkelerin farklı ambargo ve engelleri bir tarafa, bizzat en büyük ittifak üyesi tarafından uzun yıllar terörle yola getirilen bir ülke olması Türkiye’nin NATO’dan pek bir fayda elde edemediğini gösteriyor" tespitinde bulundu.
Ankara'daki son zirve hareketliliğinin ardından NATO'nun toplum nezdindeki gerçek karşılığına da değinen Köse, analizini dilimize pelesenk olmuş meşhur bir deyim üzerinden şu sözlerle noktaladı:
"Nato kafa Nato mermer! Biz bu deyimi anlayışsız, kafasız hatta kalpsiz anlamında kullanıyoruz. Ne biz NATO’yu tam olarak anladık, ne de kimse bize bunu anlatma ihtiyacı duydu. Bu bizim kafa kalınlığımızdan mı yoksa NATO’nun soğukluğundan ve anlamsızlığından mı orasını zaman gösterecek."




