Siyasetin en tehlikeli virüsü, yenilgiden ders çıkarmak yerine suçu seçmene yükleme kolaycılığıdır. Bu virüs bulaştığında, siyasetçi aynaya bakmaz; halka bakar ve “bakın kimi seçtiniz” der. Oysa bu cümle, siyasetin bittiği, kibrin başladığı yerdir.

Üsküdar’ın eski Belediye Başkanı Hilmi Türkmen’in, mevcut başkan Sinem Serhan Dedetaş’ın bir makam aracını köpeği için kullandırdığı iddiasıyla paylaştığı fotoğraf elbette konuşulmalıdır. Kamu imkânlarının hassasiyeti tartışmaya açıktır. Ancak asıl üzerinde durulması gereken, bu paylaşımın altına gizlenen zihniyettir:

“Bakın siz seçtiniz.”

Bu ifade, bir eleştiri değil; seçmeni azarlamadır.

Bir muhasebe değil; bir kaçıştır.

Hatalardan ders almak yerine, basit çıkışlarla, davaya yakışmayan reflekslerle halkı suçlamak, siyaset ahlakına da, dava bilincine de yakışmaz. Ekonomik krizi gerekçe gösterip, “halk bizi cezalandırdı” demek; ardından da “köpeğine makam aracı seçen birini tercih ettiler” sonucuna varmak, seçmeni akılsızlıkla itham etmektir.

Peki soralım:

Bu ekonomik kriz sadece Üsküdar’ı mı etkiledi?

Zeytinburnu Belediye Başkanı Sayın Ömer Arısoy bu krizden muaf mıydı?

Bahçelievler Belediye Başkanı Dr. Hakan Bahadır başka bir ekonomik iklimde mi yaşıyordu?

Esenler Belediye Başkanı Sayın Tevfik Göksu krizden etkilenmeden mi siyaset yaptı?

Üstelik Zeytinburnu özelinde çok kritik bir detay var:

Yeniden Refah Partisi’nin güçlü bir adayla seçime girmesi, oyları ciddi biçimde bölmüştü. Buna rağmen sonuç alındı. Demek ki mesele sadece ekonomi değilmiş. Demek ki sahada başka bir karşılık varmış.

O halde gerçeği eğip bükmenin anlamı yok.

“Bakın kimi seçtiniz” demek ile, AK Parti seçmenini yıllardır aşağılayan muhalefet dili arasında yöntem farkı yoktur. Sadece rozetler farklıdır. Seçmeni suçlayan siyaset, hangi cenahtan gelirse gelsin aynı kibri üretir.

Ben yıllardır aynı şeyi yazıyorum:

Erdoğan’ın yalnızlığı.

Liderin sırtında seçilenler.

Sorumluluk almadan makam taşıyanlar.

Lider kazanırken herkes sahnede, kaybedince herkes suskun; ya da daha kötüsü, suçu halka atan bir öfke dili devreye giriyor.

Oysa siyaset, halka kızma sanatı değildir. Siyaset, halkın karşısında değil; halkın içinde yapılır.

Bir kere…

Sadece bir kere…

“Ben ne yaptım?” deme cesareti gösterin.

Yeter artık .