Eskiden devlet memurluğu çok da önemli değildi. Genelde insanlar çocuklarının ticaretle, tarımla, hayvancılıkla ilgilenmesini istiyordu. O dönemler devlet memurluğu belki maaşı yetmediği için ek iş bile yapan memurlar vardı. Mesela öğretmenlerin bir kısmı öğretmenlik yaparken aynı zamanda taksicilik ya da limon satmak, su satmak gibi ek işler yapıyordu. Daha sonra 2000'ler itibariyle devlet memurluğu biraz daha ön plana çıkmaya başladı. Mesela Covid döneminde de ticaretle uğraşan insanların bir kısmı, tarımla uğraşanların bir kısmı sarsıldı. Hizmet sektörde çalışanların bir kısmı ekonomik olarak sarsıldı. Devlet memurluğu daha ön plana çıkmaya başladı.
Erbakan hocanın Memurlara yaptığı zam ya da daha sonra Erdoğan'ın asgari ücrette veya yine Memurlara yaptığı zam biraz daha işi değiştirdi. Eskiden üniversite okumak gerçekten bir meziyetti bir maharetti. Üniversite okuyan insanların okuduğu bölümde çalışması söz konusuydu. Hatta öğrenciler üniversite seçerdi (ÜSS). Fakat şu anda her ile neredeyse bir veya birden fazla üniversite açılması, pasif bölümlerin dahi açılması son zamanlarda özellikle barajın da kaldırılması ile beraber artık hiç net yapmayanların dahi üniversiteye gittiği bir döneme denk geldi. Burada da özellikle sınav sıralamasında ilk 20-30 bine giren öğrencilerin -istisnalar kaideyi bozmaz- bir yerlere gelmesi yani önü açık bölümler kazanılması söz konusu iken, üniversitede önü açık olmayan bölümlere giden gençlerin ise 4 yıl okuyup üniversiteden mezun olup kendi alanında çalışmaması 4 yıl boşuna okumasıdır. Öyleyse bazı konulara yeniden farklı bakmamız gerekiyor.
Mesela LGS'ye giren bir öğrenci eğer önü açık nitelikli bir okul kazanmadıysa, kesinlikle ya Meslek Lisesine ya da özellikle mesleki eğitim merkezine (MESEM) gitmesinde fayda vardır. Eğer bir öğrenci lisede başarılı olamayacaksa yani ortaokul puanları düşükse, o zaman bu öğrencinin liseyi açıktan okuması ya meslek lisesi okuması ya da mesleki eğitim merkezine kayıt olması daha faydalı olacaktır. Bunların arasından belki de en önemlisi Mesleki Eğitim Merkezi'ne kayıt olmasıdır. Çünkü Mesleki Eğitim Merkezi'ne kayıt olan öğrenci ustalık belgesi alacak ve ayakları üzerinde duracağı bir meslek kazanacağı ya da Meslek lisesinden mezun olan bir öğrenci meslek lisesini bitirdikten sonra bir alanda diploma alacak ve dolayısıyla teknik eleman olarak bu işi yapabilecektir. Ama Anadolu Lisesinden, Fen Lisesinden, Sosyal Bilimler Lisesinden mezun olan bir öğrencinin iyi bir üniversite ve bölüm kazanamadığı takdirde, okuduğu lise de, okuduğu üniversite de boşa gider.
Bugün gençlerin ayakları üzerinde durması gereken bir süreçten geçiyoruz. Kiraların yıllık 100.000 lirayı geçtiği bir dönemde, kendi ayakları üzerinde durması gerekecek. Dolayısıyla kendi ayakları üzerinde duramayan, bir mesleği olmayan bir insanın evlenme problemi olacaktır. Ev geçindirme problem olacak. Bu da kişinin aynı zamanda sosyal hayatta nice zorlukları çekmesi ve sosyal hayatta başkasına zarar verme potansiyeline bile ulaşması demektir.
Öyleyse bugün belki dikkat etmemiz gereken önemli durumlardan bir tanesi, okuyabilecek olan gençlerin okuması, üniversite bitirmezsi akademik anlamda başarılı olmayan gençlerin ise Ortaokulu bitirdikten sonra mesleki eğitim merkezine devam etmesi, Meslek Lisesine devam etmesi ya da açık öğretimden liseyi bitirirken mutlaka bir yerde çalışması yolu izlenmelidir. Çünkü bugün gençlerin öğretimden çok, ayakları üzerinde duracakları, geçimini sağlayabilecekleri, kimseye muhtaç olmayacakları ve dolayısıyla mahcup olmayacakları bir mesleğe ihtiyacı vardır. Ayakları sağlam yere basmayan insan hem kendi içinde psikolojik problemleri yaşayabilir hem çevresine karşı ezik bir duruma düşebilir hem geleceğini istediği yönde inşa edemeyebilir. Yuva kurmakta problem yaşayabilir, kurduğu yuvayı devam ettirmek problemi yaşayabilir. Bugün gençler artık şuna dikkat etmelidir: Eğer gerçekten okumaya niyetleri yoksa illede “üniversite kazanacağım” diye çalışmamalıdır. Üniversite okumak artık bir maharet değil. Bazı çalışmalar önümüzdeki yıllarda şu anki birçok üniversite bölümünün artık toplumda karşılığı olmayacağını gösteriyor. Yani bugünkü birçok mesleğin gelecekte yok olacağını gösteriyor. Tam tersi yakın zamanda yeni mesleklerin ortaya çıkacağını ve bu mesleklere daha fazla ihtiyaç olacağını gösteriyor. Mesela Yapay Zekâ, robot tamiri, yazılım mühendisliği ya da teknikerliği gibi bölümler daha fazla ön plana çıkacak. İşte gençler bu yöne yönelmelidir.
Yine bir örnek verecek olursak, makine mühendisliğinden mezun olup kendi alanında çalışamayan bir genç olmaktansa, klima ve iklimlendirme bölümünden yani Meslek lisesinden mezun olup kendi işini yapan bir genci kıyasladığımız zaman Meslek Lisesi çok daha avantajlı konumdadır. Elektrik elektronik bölümünden liseden mezun olan bir genç kendi ayakları üzerinde durabiliyorsa, dolayısıyla birçok bölüm bitiren gence göre daha avantajlı demektir. Dolayısıyla bizim bugün artık ille de üniversite bitireceğim düşüncesine değil, bizim ayakları üzerinde durabilecek bir nesle ihtiyacımız var.
Özellikle meslek liselerinin kendini kanıtladığı dönem Covid dönemi oldu. Çünkü Covid döneminde Fen Liseleri, Anadolu Liseleri, Sosyal Bilimler Liseleri tatil yaparken, Meslek Liseleri ve MESEM dezenfektan ürettiler, maske ürettiler ve ülke ekonomisine katkıda bulundular. Okul sıralarını onardılar, kolonya ürettiler. Bu da en zor zamanda aslında meslek liselerinin ne kadar büyük bir öneme sahip olduğunu bize kanıtlamış oldu.
Özetleyecek olursak eğitim ömür boyu devam eden bir süreçtir. Ama Öğretim ille de üniversite okumak zarureti taşımamalıdır. Akademik dersleri iyi olmayan bir gencin en kısa zamanda Mesleki Eğitim Merkezi, Meslek Lisesi üzerinden hayata atılması ve bir ustalık kazanması söz konusu olmalıdır.
Çocuklarının hayata kısa yoldan atılmasını isteyen anne babalar çocuğunu LGS ve ortaokuldan sonra Anadolu lisesine değil MESEM veya Meslek lisesine göndermelidir. Çocuk hem asgari ücretin %30’unu 9,10,11. sınıfta %50 12.sınıfta devlet desteği alır. Meslek öğrenir.
Adnan Kalkan
[email protected]
Youtube: Adnan Kalkan
Twitter: adnankalkan01