Türkiye’de neredeyse her yargı kararı, kararın muhatabı kim olursa olsun, siyasetin sert diliyle karşılanıyor.
İktidar ya da muhalefet fark etmeksizin, kendi siyasi pozisyonuna uymayan her yargı kararı “hukuksuz”, “darbe”, “süreç sabotajı” gibi ağır ithamlarla hedef alınıyor. Bu dil, yargıyı korumuyor; yargıyı halkın gözünde itibarsızlaştırıyor.
AYNI YARGI, FARKLI TEPKİLER: HALK KİME İNANACAK?
Dün Esenyurt Belediyesi soruşturmasında yargıyı savunanların, bugün benzer bir kararda sert tepki göstermesi;
dün “hukuk devleti” vurgusu yapanların bugün “yargı krizi” söylemine sarılması, toplumda tek bir cümleyi büyütüyor:
“Kime inanacağız, neye inanacağız?”
Bu soru, bir siyasi polemik değil; bir devlet alarmıdır.
YARGIYA GÜVEN ÇÖKERSE ASAYİŞ NASIL SAĞLANIR?
Yargıya güven, yalnızca mahkeme salonlarını ilgilendirmez.
Yargıya güven; sokakta huzur, devlette otorite, toplumda düzen demektir.
Eğer halk, “yargı güçlüden yana” algısına teslim olursa;
eğer kimsesi olmayan vatandaş, hakkını arayacağı kapıya güvenmezse;
orada ne asayiş kalır ne de toplumsal barış.
SİYASİ LİDERLERİN DİLİ, DEVLETİN DENGESİNİ BOZUYOR
Siyasi parti liderlerinin yargı kararlarını hedef alan açıklamaları, sadece yargı bağımsızlığını zedelemiyor;
aynı zamanda yargıyı siyasetin bir aparatı gibi göstererek devlete olan inancı da aşındırıyor.
Yargı gerçekten sorunluysa, bu sosyal medyada verilen tepkilerle değil;
kurumsal, şeffaf ve milletle konuşularak çözülür.
İÇ HUZURU OLMAYAN ÜLKE, DIŞ POLİTİKADA GÜÇLÜ OLAMAZ
İçeride adalet duygusu zedelenmiş, hukuk tartışması bitmeyen bir ülkenin;
dış politikada güçlü, caydırıcı ve itibarlı olması mümkün değildir.
Devlet, önce kendi vatandaşına “adalet burada” duygusunu vermelidir.
ÇIKIŞ YOLU: YA SİYASET DİL DEĞİŞTİRECEK YA SİSTEM
Bugün Türkiye’nin önünde iki yol vardır:
Ya tüm siyasi aktörler, kısa vadeli hesapları bir kenara bırakıp yargı üzerinden siyaset yapmaktan vazgeçecek…
Ya da gerçekten yargı mekanizmasında ciddi bir sorun varsa, bu durum millete açıkça anlatılacak ve TBMM öncülüğünde yeni bir düzenleme millet iradesiyle hayata geçirilecektir.
Bunun dışındaki her söylem, her tutarsız açıklama, derin yaralar açmakta ve toplumsal barışı zedelemektedir.
SON SÖZ: YARGI SİYASETİN DEĞİL, MİLLETİN TEMİNATIDIR
Yargı; iktidarın da muhalefetin de değil, milletin güvencesidir.
Bu gerçeği zedeleyen her söz, her tutum, her hesap;
sadece bugünü değil, yarını da ipotek altına alır.