Birinci dünya Savaşı’nda Avrupa cephelerindeki çatışmalar bütün şiddetiyle devam ederken, İngilizler Ortadoğu'da iki hedef üzerinde yoğunlaşmıştı: Biri Basra Körfezi'nden hareketle Bağdat ve Irak'ı ele geçirmek, ikincisi ise Mısır üzerinden Kudüs ve Filistin'i işgal etmek. Irak'a yaptıkları saldırı Kut'ül Amare yenilgisi üzerine sekteye uğramış, ancak 10 ay sonra Mart 1917'de Bağdat işgal edilmişti.
Şimdi hedefte Kudüs vardı.
Çünkü Halifeler şehri olan Bağdat'tan sonra mukaddes şehir Kudüs de işgal edilirse, Osmanlı Devleti'nin İslam Âlemi nezdindeki itibarı ve Müslümanların maneviyatı çökecekti.
İngiltere'nin Mısır Seferi Kuvvetler komutanı General Murray, Londra'nın baskısıyla Mart ve Nisan 1917'de iki defa Gazze'ye saldırdı.
Her ikisinde de büyük zayiat vererek geri çekildi. Hatta İkinci Gazze Savaşı'nda İngilizler ilk defa bu cephede basit de olsa tank kullanmışlar ama başarılı topçu bataryalarımız bu tankı vurarak saf dışı bırakmışlardı.
Ahmet Cemal Paşa komutasındaki 4. Ordunun bu iki zaferi Osmanlı devletini sevindirirken, İngilizleri çok kızdırdı. Başbakan Lloyd George, hemen General Murray'ı görevden alarak yerine General Allenby'yi tayin etti.
Başbakan Lloyd George General Edmund Allenby’ye ne demişti?
Avrupa cephelerinin başarılı generali Edmund Allenby Haziran 1917'de törenle Londra'dan Kahire'ye gönderiliyordu. İngiliz Başbakanı Lloyd George, Allenby ile tokalaşıp vedalaşırken ona şöyle demişti:
"General, Filistin cephesinden müjdeli haberlerinizi bekliyorum. Bilhassa yılbaşından önce Kudüs'ü alıp, bütün Hıristiyan dünyasına Noel armağanı olarak sunmanızı rica ediyorum."
Allenby, Kahire'ye gelip makamına oturunca kulaklarında Başbakan Lloyd George'un bu sözleri çınlıyordu. Yedi asırdan fazla zamandır Müslümanların elinde olan, 400 senedir de Osmanlı idaresinde bulunan Kudüs'ü ele geçirmek öyle kolay mıydı? General Murray'ın yaptığı hatalara düşmek istemeyen Allenby, hemen Londra'ya bir mesaj çekti:
"Sayın Başbakanım. Bu cephe Avrupa'ya hiç benzemiyor. Karşımızda Alman askeri değil, maneviyatı çok yüksek Osmanlı ordusu var. Bir Osmanlı askerine karşı dört İngiliz askeri olmadıkça taarruza geçmeyeceğim. Bu yüzden acilen takviye kuvvete, silah ve cephaneye ihtiyacım var."
İngiliz ordusundaki bu görev değişikliğine karşılık, Osmanlı ordusu da Filistin ve Suriye cephesine çok önemli bir tayin yapmıştı. 4. Ordu komutanı Ahmet Cemal Paşa görevden alınmış, yeni kurulan Yıldırım Ordular Grubu’nun başına bir Alman general getirilmişti.
Birinci Dünya Savaşına girerken yapılan anlaşmaya göre Türk ve Alman Orduları arasındaki görevlendirmelerde bir üst rütbe geçerli olacaktı. Mesela Alman ordusundaki bir yarbay, Türk Ordusunda görev alacaksa albay rütbesiyle işine başlıyordu. Alman Genelkurmay Başkanı iken Verdün mağlubiyetinden dolayı azledilen Erich Von Falkenhayn, orgeneral olduğu için Türk ordusuna geldiği zaman Mareşal rütbesi ile göreve başlamıştı. Hem de Suriye ve Filistin'de bulunan 7. ve 8. Orduların birleşmesinden meydana gelmiş Yıldırım Orduları Grubu komutanı sıfatıyla tayin edilmişti.
Basit bir savaş hilesine kanan generaller kimdi?
General Allenby, Ekim ayının sonuna kadar büyük hazırlıklar yaparak sabırla bekledi. Taarruza geçeceği bölgeyi gizlemesi ve ani bir hücum yapması gerektiğine karar vermişti. Bu planın bir parçası olarak Meynertzhagen adlı bir İngiliz binbaşısı, keşif sırasında Osmanlı kuvvetlerinden kendi aracıyla kaçarken çantasını düşürdü. Askerlerimiz çantayı bulup 8. Ordu komutanı Alman General Von Kress'e teslim ettiler. O da Yıldırım Orduları komutanı Alman Mareşal Von Falkenhayn'a haber verdi. Çantadaki çok gizli bilgi ve belgelerde, İngilizlerin yakında Gazze'ye taarruz edecekleri yazılıydı.
Zaten İngiliz ordusu 1917 yılının başından beri Gazze'nin güneyinde mevzilenmiş, Filistin cephesini bu bölgeden yararak Kudüs'e doğru ilerlemek istemişti. Fakat iki hücumda da mağlup olarak geri çekilmişlerdi. Bi'rüssebi ise, Gazze'den 50 km doğuda çöl bölgesinde idi. Buraya yapılacak taarruzda en büyük problem su sıkıntısıydı. Atlı kolordunun binlerce askerine ve özellikle atlarına yetecek suyu bulmak imkansızdı. Bu yüzden İngilizlerin Bi'rüssebi'ye taarruz etme ihtimalleri çok zayıftı. İki Alman general uzun tartışmalardan sonra bu belgelere inanarak Gazze cephesine takviye yapıp, doğudaki stratejik öneme sahip Bi'rüssebi savunma cephesini zayıflattılar.
Tarih kitaplarında yer almayan Bi'rüssebi Bozgunu nedir?
İşte İngilizlerin bu basit savaş hilesine kanan Alman Generaller, Gazze'den taarruz beklerken, aniden Bi'rüssebi cephesi hücuma uğradı. Yeni Zelanda Atlı Çöl Kolordusuna bağlı birlikler, 31 Ekim 1917 tarihinde saldırdığı bu çok önemli savunma hatlarını bir günde yarıp Bi'rüssebi'yi ele geçirdi. Burada bulunan 3. Kolordu komutanı Miralay İsmet (İnönü) savunmada yaptığı büyük hatalar yüzünden, karargahını kuşatan İngiliz askerlerinden kaçarak canını zor kurtardı.
General Allenby bu taarruzu nasıl başarabilmişti acaba? Bu sorunun cevabı gayet basitti. Kendinden önceki General Murray'ın hiç önem vermediği bir istihbarat örgütünden yararlanarak.
Çoğu kızlardan meydana gelen Yahudi gençlerinin kurdukları amatör bir örgüt olan NİLİ, Filistin içindeki bütün askeri ve stratejik bilgileri toplayarak Kahire'deki İngiliz istihbarat merkezine ulaştırıyordu. Örgütün kadın lideri Sarah Aronson ile kardeşi Aaron Aronson bu görevi gönüllü olarak üstlenmişlerdi. Rothchild bursuyla Fransa'da okuyan ve ziraat mühendisi olan Aaron Aronson çekirge istilasıyla mücadele bahanesiyle bütün Filistin'i dolaşıp kara ve demir yolları, su kaynakları ve coğrafi bilgileri rapor haline getirdi. Hatta bu bilgileri harita üzerinde işaretleyerek General Allenby'nin masasına koydu.
Kızkardeşi Sarah Aronson da gençliği ve güzelliği sayesinde rahatça girdiği karargahtan gizli bilgileri sızdırmaktaydı. Çoğunluğu genç kızlardan oluşan 400 kadar amatör casus, genç subaylardan alabildikleri bilgileri ve çevrelerindeki askeri hareketleri en ince ayrıntısına kadar Kahire'deki İngiliz üssüne bildiriyorlardı.
Böylece İngiliz ordusu atlarını sulayacak kaynaklara ulaşıp çölden geçerek hiç beklenmeyen bir zamanda Bi'rüssebi'ye saldırdılar. Filistin'in ve Kudüs'ün en önemli savunma hattını yararak ilerlemeye başladılar.
Bozgundan iki gün sonra neler oldu?
Stratejik bir bölge olan Bi'rüssebi'nin Alman komutanların bir dizi hataları yüzünden işgal edilmesinden iki sonra 2 Kasım 1917'de Londra'da bir bildiri yayınlandı. Daha henüz Gazze taarruzu yapılmadan ve Kudüs işgal edilmeden bir ay önce İngiliz Dışişleri Bakanı tarafından böyle bir bildirinin yayınlanması çok ilginçti. Çünkü ellerindeki istihbarata dayanarak, bu savunma hattının aşılmasıyla kısa zamanda Kudüs'ün ele geçeceğine inanmışlardı. İngiltere bu başarıyı sağlayan NİLİ örgütüne bir teşekkür olarak Balfour Bildirisini hazırladı.
İskoç asıllı bir siyasetçi olan Arthur James Balfour'un Lord Rothschild’e gönderdiği ve tarihe Balfour Deklarasyonu olarak geçen bu utanç belgesi hem Filistin topraklarının gasbı hem de orada yüzyıllarca yaşayan halkın egemenlik hakkının ihlalidir. İngiltere'nin daha işgal bile etmeden başkasının ülkesini bir başka halka peşkeş çekmesi, Ortadoğu'da dökülen kan ve gözyaşının asıl sebebidir.
Bildirinin muhatabı Siyonist örgütün liderlerinden Lord Walter Rothschild olmasına rağmen, bu siyasi başarının asıl mimarı Rus asıllı bir Yahudi olan Chaim Weismann idi. İsrail'in ilk cumhurbaşkanı olan Weismann, İngiltere hükümeti nezdindeki yüksek itibarı sayesinde Balfour Bildirisi'nin hazırlanmasında çok etkili olmuştu.
Gazze terk ediliyor
Yıllardır canla başla savunulan, binlerce şehidin kanlarıyla sulanan Gazze, iki Alman generalin karşılıklı birer mesajı ile Kasım’ın 6’sını 7’sine bağlayan gece boşaltılarak, düşmana terk edildi. O gece çöken yoğun sis, sanki Gazze’nin İngilizlere kolayca bırakılma utancını gizlemek istiyordu. Karanlık ve sisten faydalanan 22. Kolordu Komutanı Refet Bey’in gayretiyle, bütün toplar ve cephane düşmanın eline geçmekten kurtarılmıştı.
7 Kasım günü büyük bir taarruza hazırlanan İngilizler, Gazze’nin boşaltılmış olduğunu görünce hem şaşırdılar hem sevindiler. Bir hafta içinde iki önemli şehri Bi’rüssebi ve Gazze’yi kolaylıkla ele geçiren General Allenby, artık kendisine Kudüs yolunun açıldığına inanıyordu. Zaten Haziran ayında Mısır’a gelmek üzere Londra’dan ayrılırken, Başbakan Lloyd George’a “Noel’den önce Kudüs’ü alacağını” söylemişti.
Gazze’yi ele geçiren İngilizler, sahil boyunca geri çekilen birliklerimizi takip etmeye başladılar. İleri keşif kolları Ali Muntar Tepesi’ni de boş bularak işgal etmişti. Hâlbuki 7 ay önce 125. Alay Komutanı Binbaşı Hayri Bey ve kahraman askerleri onlarca şehidin kanıyla bir destan yazarak bu tepeyi İngilizlerden geri almışlardı.