ABD seçimleri sonuçlandı. Sonuç beklendiği gibi; sadece Cumhuriyetçiler değil, aynı zamanda itibari anlamda Trump da kaybetti! Dün Biden ve Kamala Demokratların utancıydı, bugün Trump Cumhuriyetçilerin ve Evangelistlerin utancı oldu. Gelen gideni arattı.
Posta ile gelen oylar sayılmaya devam ediyor; ancak resmi olmayan sonuçlar büyük ölçüde belli oldu. Demokratlar hem Senatoyu hem de Temsilciler Meclisini kazandı. Bu durum Cumhuriyetçiler için tarihi bir yenilgi ve "mavi dalga" olarak değerlendiriliyor. 100 sandalyeli Senatoda Demokratlar 53, 435 sandalyeli Temsilciler Meclisinde ise 219 sandalye ile çoğunluğu ele geçirmiş gözüküyor. Senatoda 10, Temsilciler Meclisinde ise 25 Yahudi üyenin yeniden seçildiği belirtiliyor.
Seçimi Michigan’da, Mısırlı bir göçmen ve tıp doktoru olan Demokrat aday Abdulrahman Mohamed El-Sayed, Trump’ın desteklediği rakibi Mike Rogers’a karşı kazandı. El-Sayed’in eşi başörtülü ve kendisi açık bir Filistin destekçisi. Halk sağlığı, kamu kaynaklarının israfı ve yolsuzlukla mücadele onun öncelikleri arasında. İlk sonuçlar geldiğinde, "İnşallah diye başladım ve şimdi Elhamdülillah kazandık" dedi. COVID-19 günlerinde ise aşıyı desteklemişti. El-Sayed, ABD tarihindeki ilk Müslüman senatör olacak. Toplamda 7 Müslüman adayın Senato ve Temsilciler Meclisine girmesi muhtemel. Trump, El-Sayed ile "Muhammed, Muhammed" diyerek alay ediyor; onu aşırılıkçı, terör sempatizanı ve Yahudi karşıtı olmakla suçlayıp "Bütün Muhammed'ler aynı" diyordu. Trump ve Vance, El-Sayed üzerinden İslam’a ve Müslümanlara hakaret ederek tehlikeli bir oyun oynadılar. Şimdi sadece Michigan'da değil; büyük Somali-Amerikalı nüfusuna sahip Minnesota, Teksas, Kansas ve Iowa'da da Müslümanlar sandıkta oylarını Cumhuriyetçilerin aleyhine kullandılar.
Dugin’e göre seçim sonuçları: "Trump'ın çöküşü, liberal diktatörlüğün yükselişi ve Amerikan iç savaşı!" Rus stratejik düşünür Aleksandr Dugin; Amerikan seçimleri, Trump'ın geleceği ve dünya düzeni hakkında şunları söyledi:
"Çoğu tahmine göre Trump ve Cumhuriyetçiler ara seçimlerde Kongre üzerindeki kontrolü kaybedecek. Eğer bu gerçekleşirse Demokratların Trump ve destekçilerinden alacağı intikam, daha önce gördüğümüz hiçbir şeye benzemeyecek. Onlar; Elon Musk'ın Hükümet Verimliliği Departmanını (DOGE) kurması ve Amerikan Uluslararası Kalkınma Ajansını (USAID) parçalamaya başlamasıyla yaşadıkları dehşet halini asla affetmeyecekler."
Seçim öncesinde, zaferle çıkmayı ümit ettiği sandığın ardından Trump, İran’a saldırmaya hazırlanıyordu. ABD Ordusuna ait 6 adet C-17A nakliye uçağı Teksas’tan Orta Doğu’ya doğru yola çıkarken, İngilizlere ait Eurofighter savaş uçağı filosu Kıbrıs’taki Akrotiri Üssü’ne konuşlanıyordu. İran ise diğer taraftan Azerbaycan sınırına asker yığıyordu. Şimdi mevcut durumda kartların yeniden karılması gerekecek. Hatta küresel ölçekte bir dünya savaşı ve nükleer savaş endişesi yaşanıyordu.
Bu sonuç, 1974’te Nixon’ın istifasıyla sonuçlanan Watergate skandalından bu yana Cumhuriyetçilerin en kötü seçim gecesi oldu. Trump’a duyulan nefret, Demokratların başarısının temel itici gücü hâline geldi.
Trump’ın bu durumda rahat durması beklenemez. Ancak onun yerine başka birinin gelmesi son derece karmaşık bir prosedüre tabi. Trump’ın azledilmesi için Temsilciler Meclisinin suçlamada bulunması ve ardından Senatonun 2/3 çoğunlukla mahkûmiyet kararı vermesi gerekir. Tarihte hiçbir ABD başkanı bu yolla görevden alınmadı. Normal şartlarda 2029’a kadar Trump kör topal görevde kalmaya devam edecek gibi görünüyor. Ölür veya istifa ederse de yerine yardımcısı gelir; fakat onun yerine gelecek olan da ondan daha akıllı veya dürüst değil.
Kuşkusuz bu bir başkanlık seçimi değil; ancak Senato, Trump’ın kolunu kanadını budayacaktır.
Amerikan seçimlerinin sonucu sadece ABD’yi değil, dünya siyasetini de yakından ilgilendiriyor. Bu sonuçlar aynı zamanda İsrail’in geleceği ve Evangelistlerin teopolitik beklentileri açısından teolojik bir travmayı da beraberinde getirecektir. Trump; benmerkezci ve megaloman bir karaktere sahip. Kazansa da kaybetse de hem kendi ülkesi hem de dünya için büyük bir risk oluşturacaktı. Durmayacak; birilerine, bir yerlere saldırmaya devam edecek. Bundan sonra da çılgınca adımlar atabilir. Bu durumda ABD’nin birçok eyaletinde ciddi toplumsal olaylar yaşanabilir. Netanyahu sonrası İsrail’i ne bekliyorsa, Trump sonrası ABD’yi de o bekliyor. Bu tablo karşısında AB, Rusya ve Çin arasında yeni bir yakınlaşma söz konusu olabilir.
Dış dünyada Trump ile birlikte ABD’ye yönelik eleştirilerin artacağı öngörülüyor. Lula’nın seçim kazandıran konuşmasını hatırlayalım:
"Irak’ın işgali bir yalandı. Saddam Hüseyin’in sahip olduğu söylenen kitle imha silahları nerede? Hiçbir zaman bulunamadılar. Fransa ve İngiltere’nin Libya’yı işgali, tarihimize o anda büyük zarar veren başka bir yalandı. İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği işgal ve soykırım başka bir çok büyük yalan... Ve şimdi İsrail’in Lübnan’ı bombalaması ne bahaneyle? Şimdi Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’ı işgali ne bahaneyle?"
Putin de Kaddafi ile ilgili olarak benzer şeyler söyledi. ABD ile birlikte aslında Avrupa da eleştirilerin hedefinde olacak. Sahi ilginç değil mi, niçin İslam ülkelerinin yöneticileri buna benzer şeyleri söylemez? Söyleyemez mi yoksa?
Bundan sonra bu tür haberleri daha sık duyacağız: Amerikalı gazeteci Tucker Carlson, Trump’ın seçimden hemen sonra İran’ın Kazma Dağı’na nükleer bomba atacağını iddia ediyordu. Öte yandan İran’ın da nükleer bomba yapacak kapasiteye ulaştığı, aynı şekilde karşılık vererek İsrail’e nükleer bomba atacağı konuşuluyor. Savaş devam edecek olursa İran’ın hedefinde İsrail ile birlikte ABD üslerinin bulunduğu 8 ülke daha olacak. Birçok ülkenin geçtiğimiz günlerde kendi vatandaşlarına neden gıda stoğu çağrısı yaptığı şimdi daha net anlaşılıyor.
Henüz sandıklar açılmadan önceki son kamuoyu verilerine göre Temsilciler Meclisinde Demokratların 240, Cumhuriyetçilerin 195 tahmini sandalye sahibi olacağı öngörülüyordu. Senatoda ise Demokratların 54, Cumhuriyetçilerin 46 sandalye kazanması bekleniyordu. Valiliklerde Demokratların 29, Cumhuriyetçilerin 21 galibiyet alacağı tahmin ediliyordu. Bu tahminler büyük ölçüde gerçekleşti. Gayriresmî sonuçlar bu hafta sonu, resmî sonuçlar ise önümüzdeki hafta sonu netleşebilir.
Bu arada Abdulrahman Mohamed El-Sayed’in ilk Müslüman senatör olmasının yanında, Georgia’da Demokrat aday Keisha Lance Bottoms ABD tarihindeki ilk siyahi kadın vali oldu. Florida’nın ilk siyahi valisi Cumhuriyetçi Byron Donalds olurken; Ohio’da 20 yıl sonra ilk kez Demokrat bir vali seçildi: Dr. Amy Acton, eyaletin seçilmiş ilk kadın valisi unvanını aldı. Acton’ın rakibi Cumhuriyetçi Vivek Ramaswamy idi. Hint asıllı Amerikalı girişimci ve milyarder Vivek, 2024’te Cumhuriyetçi başkanlık ön seçimlerinde yarışmış; Trump ve J.D. Vance tarafından desteklenmişti. Ohio’daki Senato yarışında ise Demokrat Sherrod Brown, Cumhuriyetçi Jon Husted’ı yenerek koltuğu geri aldı.
Sosyal medyada "kifayetsiz muhteris, megaloman, pedofilik, satanist, Siyonist, Mesih maskeli şarlatan" olarak nitelendirilen Trump’ın seçim sonuçlarıyla ilgili ilk yorumu ne oldu dersiniz: "Ben oy pusulasında değildim; olsaydım ezici bir zaferle kazanırdık!"
Şimdi herkes bu sonuçların ABD’nin iç politikasına nasıl yansıyacağını; Ukrayna ve İran savaşına, AB, İngiltere, Çin ve Rusya ile ilişkilerine, BM ve NATO ile olan temaslarına etkisini merak ediyor. Tabii en çok da İsrail ve İslam ülkeleriyle yürütülecek ilişkiler merak konusu. Bu seçim sonucu Netanyahu’nun geleceği ve İsrail’in politikaları üzerinde de ciddi etkiler yaratacaktır.
Alınan sonuçlar sadece Cumhuriyetçiler için değil, Siyonist lobi ve Evangelistler açısından da şok edici olacaktır. Sürecin anahtar kelimeleri; Trump, Netanyahu, Epstein ve İsrail olarak not edilebilir.
Şimdi İsrail’de yeni bir hükümetin kurulup kurulamayacağını, kurulamayacaksa ocak ayında seçimin yenilenip yenilenmeyeceğini izlemek gerekiyor. Tablonun ekonomiye, altın ve petrol fiyatlarına nasıl yansıyacağının yanı sıra; Trump ile dost olan ülke ve liderlerin yeni dönemde izleyecekleri yol da geniş kitleler tarafından merakla takip ediliyor.
Bize hayır gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde Allah hayır murat etmiş olabilir. Biz bilmeyiz, Allah bilir. Bizim imtihanımız; kendi yaptıklarımız, söylediklerimiz, yapmamız gerekirken yapmadıklarımız ve söylemememiz gerekirken söylediklerimizle ilgilidir.
Selam ve dua ile.