Ortadoğu’da yaşananları hâlâ bir “din savaşı” olarak anlatmak, gerçeği ıskalamaktır.
Daha kötüsü, bu yanlış anlatı bizzat sorunun kaynağı olan ideolojinin işine yaramaktadır.
Açık konuşalım:
SİYONİZMLE MÜCADELE, BİR DİNE KARŞI DEĞİL; SAPKIN BİR İDEOLOJİYE KARŞI YÜRÜTÜLMELİDİR.
SİYONİZMİN İLK HEDEFİ: ARZ-I MEVUD MİTOLOJİSİ
Radikal siyonist düşüncenin temelinde, kendi toplumlarına yüzyıllardır anlatılan bir mit vardır.
Bu mite göre “vaat edilmiş topraklar” denilen bölge, Filistin’le sınırlı değildir.
Fırat’tan Nil’e uzanan bir coğrafya hayal edilir:
Türkiye’nin güneyi, Suriye, Lübnan, Ürdün, Mısır ve Filistin…
Bu coğrafya, “kutsal bölge” olarak tanımlanır ve ARZ-I MEVUD adıyla meşrulaştırılmaya çalışılır.
Bu düşünceye göre bu topraklarda yaşayan insanların kim olduğu önemli değildir.
MESELE MÜSLÜMANLIK DEĞİL, İNSANLIKTIR
Bu nedenle Siyonizmin hedefinde yalnızca Müslümanlar yoktur.
Hedefte olan, bu coğrafyada yaşayan herkestir.
Bu bakış açısı, üstünlükçü ve sömürgeci bir zihniyetin ürünüdür
ve insanlığın ortak değerleriyle taban tabana zıttır.
İKİNCİ AŞAMA İDDİASI: KAOS ÜZERİNDEN “KURTARICI” BEKLENTİSİ
Radikal siyonist metinlerde ve yorumlarda dile getirilen ikinci aşama iddiası daha da çarpıcıdır.
Bu anlayışa göre:
• Ortadoğu’da hedeflenen coğrafya kontrol altına alındıktan sonra
• Dünya genelinde büyük bir kaos ortamı oluşturulmalıdır
Savaşlar, krizler, toplumsal çatışmalar, ahlaki çözülmeler…
Bu kaotik ortamın, “Mesih’in yeryüzüne inişini zorunlu kılacağına” inanılır.
Yani kaos, bir sonuç değil; AMAÇ olarak görülür.
NEDEN YANLIŞ ANLATIYORUZ?
Bugün verilen tepkilerde yapılan en büyük hata, meseleyi
“Yahudiler Müslümanlara karşı” gibi dar ve tehlikeli bir çerçeveye hapsetmektir.
Bu anlatı, Siyonizmin tam olarak istediği zemini oluşturur.
Holokost üzerinden Batı dünyasında oluşan tarihsel suçluluk duygusu da
bu propagandanın en güçlü kalkanlarından biridir.
TARİH NE SÖYLÜYOR?
Osmanlı döneminde Kudüs:
• Üç din için kutsaldı
• Üç din için de güvenliydi
• Uzun yıllar boyunca ciddi bir çatışma yaşanmadı
Bu örnek bile şunu açıkça gösterir:
MÜSLÜMANLARIN YAHUDİLERLE BİR SORUNU YOKTUR.
FİLİSTİN MESELESİ BİR VİCDAN MESELESİDİR
Filistin meselesi yalnızca Müslümanların meselesi değildir.
Bu, insan onurunun sistematik biçimde çiğnenmesine karşı verilen bir mücadeledir.
Bu nedenle Batı’da siyonizme karşı sokağa çıkan vicdanlı insanlar
desteklenmeli ve görünür kılınmalıdır.
SONUÇ: DOĞRU TANIM, DOĞRU MÜCADELE
Eğer Siyonizmi doğru tanımlamazsak, onunla mücadele edemeyiz.
Eğer meseleyi dinler arası bir kavga gibi sunarsak, zulmü meşrulaştırmış oluruz.
Bu bir din savaşı değildir.
Bu, sapkın bir ideoloji ile insanlık arasındaki mücadeledir.
Ve Filistin, yalnızca bir coğrafya değil;
İNSANLIĞIN VİCDAN TESTİDİR.