Kalbimizdeki dilimize uymuyor. Dilimizdeki elimize... Niyet, söz ve fiil üçgeninde darmadağın bir halimiz var. Aslında halsizlik desek daha mı anlamlı olur?

İkiyüzlülük, yerini bambaşka bir şeye bırakıyor. Her hâl ve şarta göre bir yüzümüz var artık! Hoş, yüzümüz var mı diye sormadan da geçemeyiz! Zira bir şeyin çokluğu onun yokluğunun çıkış noktası oluveriyor. Doğrulanabilirliğe teşne tezatlarımızın, sahte mutluluğu kanatıyor ciğerlerimizi.

Ortalamanın tutunduğu yerde fışkıran çan eğrisi, artık grafiklerde sola meyyal bir homurtudan ibaret. Söz yerine sözümsü bir ifade filizleniyor, ses tellerinin titreştiği yerde. Ünsiyet yerini diyet sarmalına terk ederken, yabancılaşmanın devirdiği kaidelerin üzerinde tepinmekten yorulmuyoruz. Kefaretsizleşen bir günaha dönerken umarsızlığımız, hazzede olmanın uyuşukluğu nasır tutuyor ruhumuzda! Kaşağılanmayı bekleyen dertlerin kesafeti, perde misali örterken firaset penceresini... Bîbedel bir yoksunluk ağır ağır yanaşıyor cürüm iskelesine...

Tepetaklak, alabildiğine kurşuni, sekerattan ilham alan ve şerre öykünen bir seyir mi bu tutukluğun esbab-ı mucibesi? Maazallah lokomotifi tarafından çekilen bir gam katarı, ilerlerken raylarda; irkiltici bir sükut, baykuş misali tünemiş zamanın direksiz tellerine(!)

Sanal bir bıçakla derisi yüzülen üç boyutlu varlıklar(?) olmanın hafifliği, ele avuca sığmayan tarifsizliğimizin ikiz kardeşi! Çalkalandıkça köpüren gazlı içecek şişesinden feyz alan bir rehavetin daraltıcılığında, en geniş açıdan dinginleşmek telaşından bîzarız. Hayra yoruyorken yorgun düşen, hangi söğüt gölgesini hayallenir aceb? Efkâr derbentinde, tökezleyen bineğinden soğuyan süvari; sabrın piyadesi olsa gerek!

Terfi ediyoruz, manasızlık ikliminde her mevzi kaybedişimizde(?) Hakikatin lezzeti kamaşırken dişimizde... Gergefte işlenmiş gerçeğin tırnağı geçmiş kelebek kanadından mülhem ferdamıza!

Kifayetsizim! Kifayetsizin! Kifayetsiz!

Kifayetsisiz! Kifayetsizsiniz! Kifayetsizler!

Bu fiil çekiminin yüzlercesini farklı fiillerle tekrar edebiliriz.

Çünkü biz iflah olmaz hazzedeler! Onlar mı? Gazze'deler!