İbadet sadece niyetle değil, gösterilen özenle kemale erer.
Değerli Kardeşlerim,
Ramazan-ı Şerif’in ilk teravihine giderken içimde tarifsiz bir sevinç vardı. Sanki yıllardır beklediğim bir misafire kavuşacak gibiydim. “Elhamdülillah, yine başladık” dedim.
Ama caminin kapısından içeri adım attığımda kalbime çöken o duygu şuydu:
Biz ibadeti seviyoruz ama ibadetin hakkını ne kadar veriyoruz?
Takva dediğimiz şey sadece secdeye gitmek midir? Sadece oruç tutmak mıdır? Sadece tesbih çekmek midir?
Hayır.
Takva; Bir Müslüman hangi işi yapıyorsa o işin hakkını vermesi demektir.
Takva; Allah için yapılan her işte titiz olmaktır.
Takva; “nasıl olsa idare eder” dememektir.
Takva; görünmeyecek ayrıntıya bile özen göstermektir.
Caminin ses düzeni bozuksa ve kimse umursamıyorsa,
Halılar tozluysa ve “nasıl olsa görünmüyor” deniliyorsa,
Gençler başıboş bırakılıyorsa ve “çocuk işte” denilip geçiliyorsa…
Orada eksik olan şey sadece düzen değildir. Orada eksik olan şey takvadır.
Çünkü takva, sözle değil; hizmetle ölçülür.
Ses Düzeni mi, Sabır Testi mi?
Camiye giriyorsunuz… Merkezi sistemden bir vaaz yükseliyor. Ama vaaz mı, uğultu mu belli değil. Hoparlör cızırdıyor, kelimeler kubbenin boşluğunda kayboluyor.
Vaaz gönle inmeli. Kulak tırmalamamalı.
İbadete hazırlık olmalı; sabır testi değil.
Hafızlarımız hatimle teravih kıldırıyor. Ne büyük nimet! Ama ses düzeni perişan olduktan sonra o güzel tilavet cemaatin ruhuna nasıl ulaşacak? Bir tarafta teknik aksaklık, diğer tarafta uğultu. Huşu ararken kendimizi karmaşanın içerisinde buluyoruz.
Bir caminin ses düzenini düzgün ayarlamak küçük bir ayrıntı değildir.
Bu, ibadete ve cemaate gösterilen saygının göstergesidir.
Bu, takvanın teknik yüzüdür.
Temizlik: İmanın Görünen Hâli!
Ramazan’la birlikte mukabeleler başlıyor. Gençler heyecanla camiye geliyor. Ne güzel bir tablo!
Ama bazen şu gerçekle karşılaşıyoruz: Yeterince havalandırılmamış bir cami. Derinlemesine temizlenmemiş halılar.
Abdest alınan yerler bakımsız. Tuvaletler kokuyor.
Bu sadece temizlik meselesi değildir. Bu bilinç meselesidir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), kazılan bir mezardaki eğri taşı düzelttirmişti. “Nasıl olsa üstü örtülecek” denildiğinde, “Gözü rahatsız ediyor” buyurmuştu.
Görünmeyecek ayrıntıya bile özen göstermek… İşte ihsan budur.
Müslüman’ın Camisi şehrin en temiz mekânı olmalıdır.
Çünkü cami, vitrin değil; kalptir.
Gençlik Nimettir, Disiplin Şarttır!
Çocukların camiye gelmesi nimettir. Gençlerin saflarda olması umuttur. Cami gençsiz olmaz!
Ama cami aynı zamanda edep ve disiplin okuludur.
Namaz esnasında arka saflardan yükselen yüksek sesli konuşmalar, gülüşmeler; secdeye varan cemaatin huşûsunu zedeliyor. Gençleri kırmadan ama net bir şekilde şu bilinci vermek zorundayız:
Cami başıboşluk alanı değildir. Cami teslimiyet mekânıdır.
Bir imam namazdan önce tatlı bir üslupla şöyle diyemez mi?
“Gençler, bugün her biriniz bir büyüğünüzün yanına geçin. Namazı birlikte, huşu içerisinde kılalım.Ve namazdan sonra sizlerle özel program yapacağım”
Bu söz hem düzen kurar hem gönül kazanır.
Sevgi disiplinsizliği meşrulaştırmaz. Disiplin sevgiyi korur.
Gençlik enerjisini organize edemezsek, onları kazanalım derken caminin vakarını kaybederiz.
Denetim: Takvanın Kurumsal Yüzü!
Yeri gelmişken Almanların meşhur atasözünü buradan hatırlatmak isterim;
“Güven iyidir ama kontrol daha iyidir.”
Maalesef çoğu zaman herkes sorumluluğu bir başkasına veya başka bir kuruma bırakıyor. Sonunda ortada sahiplenen kalmıyor.
Cami yönetimi sadece kapıyı açıp kapatmak değildir.
Denetim şarttır.
Ses sistemleri düzenli kontrol edilmeli.
Temizlik standartları takip edilmeli.
Görevliler koordineli çalışmalı.
“Birileri yapar” mantığıyla camiler yönetilmez.
Eğer bir camide ses sitemi bozuksa, tuvaletler kirliyse, çocuklar ve gençlerle iletişim zayıfsa; orada denetim zinciri kopmuş demektir.
Kurumsal ciddiyet, Allah’ın evine gösterilecek en büyük saygıdır.
Kardeşlerim,
Camilerimiz panayır yeri değildir. Tribün hiç değildir. Orası secdegâhtır.
Geliniz, camilerimizin ruhunu yeniden diriltelim.
Sesini düzeltelim ki Kelam-ı İlahi kalbimize işlesin.
Temizliğini artırıp denetimini sıkı tutalım.
Gençliği disiplinle kazanalım.
Unutmayalım:
Allah’ın evine gösterdiğimiz özen, kalbimizin aynasıdır.
Takva, sözde değil; hizmetle ölçülür.
Bugün mübarek Cuma günü…
Ramazan-ı Şerif’in ikinci günündeyiz. Henüz yolun başındayız. Henüz kalplerimizi toparlamak, niyetlerimizi yenilemek için vaktimiz var.
Geliniz bu mübarek günün hürmetine önce kalbimizi temizleyelim, sonra evimizi, sonra mahallemizi, sonra camilerimizi.
Rabbim bu ikinci günde oruçlarımızı kabul eylesin. Namazlarımızı huşû ile kılmayı nasip eylesin. Gençlerimizi camilerle diriltsin. Hizmet edenlere ihlas, sorumluluk taşıyanlara ciddiyet, eksiklerimizi görenlere hikmetli bir dil nasip eylesin.
Bu mübarek Cuma’nın yüzü suyu hürmetine;
Kalplerimize takva,
Hizmetlerimize ihsan,
Camilerimize vakar,
Evlerimize huzur nasip eylesin.
Hayırlı Cumalar…
Ramazan’ımız mübarek olsun.
Selam ve dua ile…