İşten eve dönerken otobüste Ersin Çelik’in Sumud Filosu’ndan yazdığı günlükleri okudum. Her satırı kalbime işledi, gözyaşlarımı tutamadım. O an anladım ki bu yazılar sadece birer satır değil; vicdan borcu, iman feryadıydı. Çünkü Ersin’in kelimeleri, birkaç tekneyi değil, bütün insanlığın vicdanını o kanlı sahile çağırıyordu.

Filoda bulunan kıymetli kardeşim Sait Ercan’ın sözleri hâlâ kulağımda:

“SUMUD filosuna katılmak üzere yola çıktım. Haklarınızı helal edin. Çocukların özgür olduğu bir dünyayı hep birlikte kuracağız inşallah. Gazze Ruhu’nu yaşatacağız.”

Bu sözler bana güç verdi. Ersin’in yazdıklarıyla birleşince kalbimde derin bir sorumluluk doğdu. Yazdığım her cümle bu haykırışa, bu nidaya verilmiş bir kardeşlik sözüdür.

SUMUD: VİCDANIN KALESİ

“Sumud” Arapçada sabır, direnç demek. Bugün bu isimle denizlere açılan filo 49 gemiden oluşuyor. 44 ülkeden yaklaşık 500 vicdanlı insan bir araya geldi. İçlerinde doktor, hukukçu, sanatçı, farklı inançlardan insanlar var. Türkiye’den 50 kardeşimiz de bu yolculukta yer alıyor.

Bu filo, basit bir yardım konvoyu değil; dünyaya fırlatılmış büyük bir özgürlük çağrısıdır.

FIRTINALARA ALDIRMAYAN YÜREKLER

O tekneler küçük sandallar değil. İçinde yürekli insanlar var. Onlar Gazze’ye sadece gıda ve ilaç taşımıyor; insanlığın alnındaki utanç lekesine karşı bayrak açıyor.

O bayrağın adı: Onur!
O bayrağın adı: Vicdan!
O bayrağın adı: Gazze!

GAZZE SAHİLLERİNDE BEKLEYİŞ

Gazze sahillerinde çocuklar gözlerini ufka dikmiş bu filoyu bekliyor. Kimi kumlarda koşuyor, kimi elinde Filistin bayrağıyla dalgalara bakıyor. Onlar oyun oynamıyor; umutla Sumud Filosu’nu bekliyor. Çünkü biliyorlar ki, her tekne sadece yardım değil, yarına dair umut taşıyor.

GAZZE KIYISINDAN ÇAĞRI

Evet! İsrail donanması pusuda bekliyor.
Evet! Dronlar tepelerinde dolaşıyor.
Evet! Dünya susuyor.

Ama o tekneler füzelerden daha güçlü bir haykırışı taşıyor. Dünyaya şu mesajı veriyor:
“Susmayacağız! Vazgeçmeyeceğiz! Mazlumun ahı sahipsiz değildir!”

DUAM

Ben bu satırları yazarken filonun akıbeti henüz hebelli değildi. Siz okurken büyük ihtimal akıbetleri belli olmuş olacaktır. Rabbimden duam; Gazze sahillerinde ellerinde bayraklarla bekleyen çocuklarla kucaklaştıkları anı hep birlikte görebilmek. O sevinç gözyaşlarına şahit olmayı bizlere nasip etsin. Diğer ihtimalleri düşünmek bile istemiyorum. Rabbim korusun, muhafaza etsin.

ÂHİR KELAM

Bu tekneler sadece Gazze’ye değil, bizim vicdanımıza da yol alıyor. Eğer onlar varmazsa biz eksileceğiz. Onların sesi kesilirse biz de susmuş olacağız.

Ben o otobüste ağladım. Ama kalbim son nefese kadar haykıracak:

“Ey Filistinli, Gazzeli kardeşlerim! Sizlerle aynı dalgada, aynı seferde, aynı gemide yürüyoruz ve yürümeye devam edeceğiz!”

Selam ve dualarımla,
Muhammed Sarı
02 Ekim 2025 / Ümraniye