ÇARE BELLİDİR: İSLAM'A SIĞINMAK ‼

“Fitneler (karanlık) geceler gibi çöktüğü zaman evinde otur, dilini tut, haramı helali bil, Allah’a sığın.”
(Ebû Dâvud, Fiten 3; İbn Mâce, Fiten 12)

İkbal’in yıllar önceki çığlığı bugün bize sesleniyor:
İkiyüzlülerin safından kaç, Müslümanlığın özüne sığın, yeniden diril!

Kardeşlerim!

Etrafınıza bakın…
Sözünde durmayan, emanete ihanet eden, yalanı ustaca söyleyen, komşusunun hakkına göz diken, kardeşinin onurunu sosyal medyada linç eden, hakkı ve hukuku paraya değişen, tefecilikle can yakan; dilinde Allah, kalbinde kin, fesat ve riya taşıyan tipler öyle çok ki!

Bu manzaralar karşısında ruhumuz daralıyor, vicdanımız sızlıyor, kalbimiz sıkışıyor. Bazen içimizden haykırıyoruz:
“Yeter artık!”
Bu riyakârlardan, bu ikiyüzlü tavırlardan kaçmak istiyoruz. İşte o anda hatırlıyoruz Muhammed İkbal’in haykırışını:
“Müslümanlardan kaçtım, Müslümanlığa sığındım…”
Demek ki o da daralmış, o da çareyi İslam’ın özüne sığınmakta bulmuştu!

Evet, bu çarpıklıklar yüzünden İslam’ı terk edemeyiz. Çare; insanları bahane edip dinden uzaklaşmak değil, tam aksine İslam’ın özüne, ruhuna sığınmaktır.

İKBAL’İN AYNASI

"Bir zamanlar bizdik dünyaya nizam veren;
adaletle, hakikatle, merhametle…"
Fatih’le, Selahaddin’le, Alparslan’la mazlumların umudu, zalimlerin korkusuyduk.

Bugün ise zillet ve dağınıklık içindeyiz.
İkbal, yıllaar öncesinden soruyor:
“Bu zillete neden düştünüz?”

Ve cevabı kendi veriyor:
“Kur’an’ı terk ettiniz, onunla amel etmediniz, nefsinizin esiri oldunuz, sonra da bana şikâyet ettiniz!”

Bu sözler tokat gibi yüzümüze çarpıyor.
Demek ki asıl düşman ne Batı ne Doğu; asıl düşman, kendi nefsimiz!
Evimizin içini düzeltmeden dünyayı düzeltmeye kalktık.
Kendi cemiyetimizde adaleti tesis etmeden dünyaya adalet dersi vermeye kalktık.

GÜNÜN ŞARTLARI: DİRİLİŞ ZAMANI

Bugün yeryüzü kan gölü;
Gazze’de çocuklar ölürken, Suriye’de, Yemen’de analar ağlarken hâlâ birbirimizle uğraşıyoruz!
Birbirimizi karalıyor, hizipçilikle bölünüyor, sosyal medyada linç ederek oyalanıyoruz.

Artık silkelenme zamanı!
Kardeşliğimizi diriltme, nefislerimizi arındırma, cemiyetimizi ihya etme zamanı!

ÇAĞRI: YENİDEN DİRİLİŞ

Ey kardeşlerim!
İkbal’in çığlığı bize sadece geçmişi hatırlatmıyor; geleceğe davet ediyor.

Tevazuyu kuşanalım, adaleti ayağa kaldıralım, emaneti ehline verelim.
Riyadan, fesattan, ikiyüzlülükten arınalım.
İslam’ın güzelliğini hayatımızda gösterelim.

Bir zamanlar cihanı titreten bu ümmet yeniden dirilebilir.
Ama bunun tek bir yolu var:
Müslümanlığa sığınmak!
Kendi nefsimizi düzeltmeden başkasından adalet beklemeyelim.

DUA VE HAYKIRIŞ

Allah’ım!
Kalplerimizdeki kini, fesadı, riyayı ve ikiyüzlülüğü temizle!
Bizi nefsimizin esaretinden kurtar!
Bizi Kur’an’a sarılan, adaleti ayakta tutan, merhameti kuşanan bir ümmet eyle!
Gazze’de, Kudüs’te, ümmetin neresinde bir feryat varsa
oraya umut, direniş ve zafer gönder!

Allah’ım!
Bu milleti yeniden dirilt!
Bizi birbirine düşman değil, omuz omuza veren kardeşler kıl!
Ve bize İkbal’in haykırdığı o diriliş yolunu aç:
Kur’an’a sarıl, ayağa kalk, yeniden diril!

Selam ve dualarımla