Cuma günü kalbimize düşen hatırlatma: Vefa, imanın meyvesidir!

Aziz Kardeşlerim,
Hayırlı Cumalar!
Rabbim bizleri vefalı kullarından eylesin.
Zira vefa, sadece bir huy değil; imanın meyvesidir!
Zaman öyle bir zamana geldi ki; dostluklar menfaatle, sözler koltukla, sadakatler makamla ölçülür oldu.
Ama unutmayalım: Hakikat, rüzgârın yönüyle değil; kalbin istikametiyle belli olur!

Bir insanın değeri, zor günde belli olur!
Lideri büyüten makam değil, yanında dimdik duran dostların vefasıdır.
Ama bugün görüyoruz ki, bir zamanlar aynı sofrada oturmuş, aynı dava uğruna ter dökmüş bazıları, şimdi o davaya taş atıyor!
Kendini unutan, yolunu kaybeden nice eski dost, bugün ekranlarda kendi gölgesine bile yabancılaşmış hâlde…
Vaktiyle Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında yürüyen, onun çilesine, mücadelesine şahitlik eden kimi isimler; bugün o lideri hedef alıyorsa, bu fikir ayrılığı değildir!
Bu, düpedüz vefasızlıktır!
Ve biliniz ki, vefasızlık; dostluğun değil, imanın çürümesidir!

BİR ZAMANLAR “MAĞDUR”UN YANINDA OLMAK CESARETTİ!

Unutmalım!
Bir zamanlar o cezaevi kapısında dua edenler vardı…
Erdoğan için, “Bu milletin umudu” diyenler vardı…
Ama bugün aynı insanlar, aynı liderin arkasından konuşuyor, ona dil uzatıyor!
İşte insanı asıl üzen budur:
Bir zamanlar omuz omuza yürüdüğün birinin, şimdi sırtına yük olması…
Ne acıdır ki, Hüseyin Kocabıyık da o isimler arasına katıldı.
Bir dönem AK Parti milletvekiliydi; yıllarca Cumhurbaşkanına yakın çevrede bulunmuş, ondan hürmet görmüş, güven duymuştu.
Ama geçtiğimiz günlerde Cumhuriyet gazetesine verdiği röportajda:
“Herkesi devletle menfaat ilişkisine soktular, çıkar sağlayarak susturuyorlar” sözleriyle hem partisini hem de yıllarca omuz omuza yürüdüğü liderini hedef aldı.
Röportajının ardından kısa bir süre sonra, Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla tutuklandı.
Bu tablo bize bir kez daha gösterdi ki:
Vefa, menfaatle ölçülmez; imanın, ahlakın ve sadakatin terazisinde tartılır!
Davasına ihanet eden, aslında kendi geçmişine ihanet eder.
Ve en acısı: Vefasızlık, insanın kendi kendini küçültmesidir.

VEFA, DAVANIN MAYASIDIR!
Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.), vefanın zirvesidir.
O’nun hayatı, “unutmamanın” ve “hatırlandığında hâlâ yanında olmanın” en güzel örnekleriyle doludur.
Bir gün ganimetler paylaşılırken, yıllar önce kendisine iyilik yapan yaşlı bir kadını hatırlayıp,
“O bizim dostumuzdu, ona da pay verin.”
buyurmuştu.
Uhud’da şehit düşen arkadaşlarının ailelerini unutmamış, yıllar sonra bile onları ziyaret etmiş,
“Dostlarıma vefa göstermek, imandandır.”
demiştir.
Ve düşünün kardeşim…
Mekke fethedildiğinde, zaferin ve kudretin tam ortasında bile, gözleri bir müşriği aradı!
Bir zamanlar kendisine iyilik eden, fakat hâlâ iman etmemiş olan Hâris bin Hâlid’i sordu.
Çünkü Efendimiz için vefa, inançtan da düşmanlıktan da üstündü!
Düşman bile olsa, yapılan iyiliği unutmayan bir Peygamber’in ümmetiyiz biz!
“Vefa, imanın bir parçasıdır.”
(Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 394)
İşte, gerçek vefa budur!
Ne makamla, ne menfaatle değişmeyen sadakattir bu!
Bu örnekleri duyanın artık bahanesi kalmaz.
Dava, zafer anında alkış tutmakla değil; çile gününde omuz vermekle büyür!
Vefa, sadece hatırlamak değildir; hatırlandığında hâlâ yanında olabilmektir.
Bir liderin arkasında durmak, sadece slogan atmakla değil; sadakatle, sabırla, samimiyetle mümkündür.

Unutmayalım:
Gemiyi fırtına batırmaz kardeşim,
Gemiyi batıran; küreği bırakıp kaptanı suçlayan vefasızlardır!

Bu millet nice fırtınalar gördü, nice ihanetlere şahit oldu…
Ama her defasında, vefalı yürekler bu gemiyi yeniden yüzdürdü!
Çünkü bu milletin mayasında ihanet değil, vefa vardır!

Bugün Cuma...
Bir nefeslik ömrümüzün daha muhasebesini yapma vaktidir.
Herkes,kendi kalbine sorsun:
Ben Rabbime vefalı mıyım?
Peygamberimin izine sadık mıyım?
Davamı, dostumu, yol arkadaşımı menfaat karşısında satıyor muyum?

Unutma, vefasızlık sadece karakter zafiyeti değildir; Allah katında bir ihanettir!
Dava arkadaşını, liderini, yolunu terk eden; aslında kendi izzetini kaybeder.
Bu dava, rüzgârla savrulanlarla değil, fırtınada dimdik duran vefalı yüreklerle yürüyecek!
Çünkü Allah, sadakat gösterenleri sever.

Selam ve dualarımla,

Muhammed Sarı
Ekim 2025 / Ümraniye