Son günlerde kamuoyuna yansıyan bazı görüntüler, vicdanları rahatsız eden ibretlik bir manzarayı hepimizin önüne koydu.

Bir mezar başında, aleni şekilde içki içildiğine dair görüntüler…

Üstelik bu fiil, sıradan insanlar tarafından değil; toplumu yönetmeye talip, millet adına söz söyleyen, oy isteyen siyasetçiler eliyle işlenmişti.

İsimler tartışılabilir, görüntülerin ne zaman çekildiği konuşulabilir.

Ama ortada tartışmasız bir hakikat var:

İçki, Dinimiz İslam’da haramdır.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bu gerçeği açıkça ifade eder:

“İçki bütün kötülüklerin anasıdır.”

Bu mesele basit bir “kişisel tercih” meselesi değildir.

Bu mesele; ahlâk, emanet, sorumluluk ve yönetme ehliyeti meselesidir.

BİR SORU SORALIM KARDEŞLERİM

Sarhoş olduğunu bildiğiniz bir şoförün arabasına binip yolculuk yapar mısınız?

Aklı başında olan herkesin cevabı nettir:

Hayır!

O hâlde soruyu biraz daha büyütelim:

Açıkça içki içtiğini söyleyen, bunu gizleme ihtiyacı bile duymayan insanlara ülke yönetimi nasıl teslim edilir?

Belediyeler, bütçeler, gençlerin geleceği, milletin emaneti sarhoş ellere nasıl bırakılır?

Bu bir inanç dayatması değildir.

Bu, aklın ve vicdanın ortak sorusudur.

BİREYSEL GÜNAH BAŞKADIR, ALENİ GÜNAH BAŞKA

Evet, insan şaşar.

Evet, insan yanlışa, harama bulaşabilir.

Ve evet, tevbe kapısı her zaman açıktır.

Dinimiz kimseyi geçmişiyle yargılamayı emretmez.

Ancak şunu da öğretir:

Günah gizli işlenir, edep korunur.

Günah aleni hâle gelmişse, artık mesele bireysellikten çıkar, toplumu ilgilendirir.

Hele ki bu aleniyet mezar başında yapılıyorsa…

MEZAR BAŞINDA ALKOL ALMAK NASIL BİR FANTAZİ

Mezar; ibret yeridir.

Ölümü hatırlatır, faniliği gösterir, insanı hizaya çağırır.

Mezar başında içki içmek;

– Ölüye saygısızlıktır

– Mekâna saygısızlıktır

– Toplumun değerlerine saygısızlıktır

Buna özgürlük demek mümkün değildir.

Bu, açıkça edepsizliktir.

TECESSÜS AYRI, SORUMLULUK AYRI

Bu görüntüleri kim servis ettiyse, orada da ayrı bir yanlış vardır.

İslam’da tecessüs yoktur; insanların özelini araştırmak, gizlice kaydetmek, ortaya dökmek haramdır.

Bunu açıkça ifade edelim:

İnsanların özelinin peşine düşmek de yanlıştır.

Ancak şu farkı da iyi bilelim:

Bu kişiler topluma mal olmuş, toplumu yönetmeye talip insanlardır.

Ve yapılan fiil, özel bir evde değil; mezar başında, aleni şekilde gerçekleşmiştir.

Burada artık “özel hayat” perdesinin arkasına saklanılamaz.

SAHTE İLERİCİLİK, SARHOŞ MODERNLİK

Bu zihniyeti biz geçmişten iyi tanıyoruz.

Bir dönem bu ülkede Cumhuriyet balolarında alkol servis edilmesi,

kameralar önünde kadeh tokuşturulması,

devlet erkânının sarhoş sofralarda boy göstermesi

“ilericilik”, “çağdaşlık”, “modernlik” diye pazarlanıyordu.

Sanki kadeh kaldırmadan çağdaş olunmazmış gibi…

Sanki alkol olmadan medeniyet kurulmazmış gibi…

Oysa bu;

ilericilik değil köksüzlük,

çağdaşlık değil kendi değerlerinden utanmak,

modernlik değil millete tepeden bakmaktı.

Gerçek ilerleme; aklı, ahlâkı ve vicdanı birlikte yükseltmektir.

HAMDIMIZ VAR…

Hamdolsun ki bugün bu ülke;

sarhoş sofralarıyla değil,

alkollü balo görüntüleriyle değil,

milletin inancıyla barışık bir anlayışla yönetiliyor.

Bu ülkeyi;

alkol masalarında verilen pozlardan,

milletin değerlerini rencide eden sahnelerden

kurtardığı için Rabbimize hamd ediyoruz.

Bu hadisede adı geçenlere çağrımız nettir:

Eğer Müslümansanız, Rabb’inize yönelin, bağışlanma dileyin.

Milletten özür dileyin..

Ve bu milletin hassasiyetlerini taşıyamıyorsanız, emaneti ehline bırakın.

Çünkü bu millet;

sarhoş ellere değil,

emin ellere

memleketini teslim eder.

Unutmayınız:

Emanet ağırdır, taşıyamayan altında kalır.

Selam ve dua ile..