Kıymetli kardeşlerim,
Öncelikle tüm dostlarımın, okuyucularımın, üç aylarını gönülden tebrik ediyorum. Rabbim bu mübarek zamanları; kendimize gelmeye, kalbimizi toparlamaya, eksiklerimizi görmeye ve telafi etmeye vesile kılsın.
Hayat dediğin şey sadece bir takvim yaprağı değildir; ama takvim, insana bazen durması gerektiğini hatırlatır. Devlet bile işi ciddiye alırken “sürekli” olanla yetinmez. Aylık bildirimler vardır; bir de yıl içinde daha geniş bir hesap dönemi gelir. Çünkü büyük hesaplar, küçük notlarla kapanmaz.
İbadet de böyledir.
Namaz her gün farz. Helal–haram hassasiyeti her an geçerli. Kul hakkı zaten her gün omzumuzda. Ama insanız; dalıyoruz, yoruluyoruz, bazen de “sonra yaparım” diyerek erteliyoruz. İşte üç aylar, dinin yerine yeni bir şey koymak için değil; kendimizi toparlamak için önümüze konulmuş güçlü bir fırsattır.
Şimdi samimiyetle soralım:
Üç aylar vesilesiyle özel bir ibadet paketi olmadığını kabul etsek bile, bu zamanları kendimizi çek etme, muhasebe yapma, yönümüzü düzeltme fırsatına dönüştüremez miyiz?
Elbette dönüştürebiliriz. Hatta tam da bunu yapmalıyız.
“Üç aylar yoktur” diyenlere…
Açık konuşalım: Üç aylar diye farz kılınmış özel bir ibadet listesi yoktur. “Şu gece şu kadar rekât, şu gün şu kadar sevap” diye dolaşan rivayetlerin çoğu sağlam değildir. Buna itiraz eden kardeşlerimize haksız diyemeyiz. Din, uydurma ritüellerle değil; sahih ölçülerle yaşanır.
Ama şu da bir gerçektir:
Receb sıradan bir ay değildir; haram aylardandır.
Şaban sıradan bir ay değildir; Peygamber Efendimizin özellikle oruçla ihya ettiği bir aydır.
Ramazan ise zaten başlı başına bir ufuktur; oruç farzdır, Kur’an ayıdır.
Demek ki mesele “ibadet icadı” değil; mesele farkındalık ve yöneliştir.
Kimse “üç aylar geldi, namaz şimdi farz oldu” demiyor.
Diyoruz ki:
“Dur, bir aynaya bak. Kalbine bak. Defterine bak.”
Üç aylar ne değildir, ne olmalıdır?
Üç aylar; sadece kandil mesajı atıp vicdan rahatlatma zamanı değildir.
Bir gecede her şeyin sıfırlandığını sanma kolaycılığı da değildir.
Üç aylar şudur:
Nasıl hesap dönemi gelince insan evrakını açar, “Bir yanlış var mı?” diye bakar; işte bu aylar da kalbin dosyalarını açma mevsimidir. Üç aylar ihmalleri meşrulaştırmaz; telafiye çağırır.
BİR HESABI DA GÖNÜLLERLE YAPALIM
Üç aylar sadece bireysel ibadeti artırma mevsimi değildir; asıl mesele, gönüllerle olan hesabı yeniden yapabilmektir. Çünkü Rabbimizle olan bağımız, insanlarla olan ilişkimizden bağımsız değildir. Secdede eğilen bir baş, hayatta kibirliyse; o secde eksik kalır. Duada açılan eller, kul hakkıyla kirliyse; o dua yarım kalır.
Geliniz, bu ayları vesile bilip büyük bir muhasebeye cesaret edelim.
Rabbimizle aramıza ne girdi?
Duayı aceleye getiren neydi, secdeyi kısaltan ne?
Kur’an evin köşesinde mi duruyor, yoksa kalbin merkezinde mi?
Anne-babamız…
Sesleri bize hâlâ “yük” mü geliyor, yoksa “dua” mı?
Bir hâl hatır sormayı, bir gönül almayı ne zamandır erteliyoruz?
Eşimizle, çocuklarımızla…
Aynı evdeyiz ama aynı kalpte miyiz?
Bir sofrada oturup ayrı dünyalara mı bakıyoruz?
Çocuklarımızın gözünün içine bakıp “Seni duyuyorum” demeyi en son ne zaman başardık?
Akrabalarımız, komşularımız, dostlarımız…
Kırgınlıkları haklılıkla mı büyüttük, susarak mı derinleştirdik?
Bir selamı, bir tebessümü çok mu gördük?
Helalleşmeyi “sonra”ya bıraktık ama o “sonra”nın garantisi var mı?
İş arkadaşlarımız, emek ve sorumluluk…
Birinin hakkı bize mi geçti, biz mi birinin yükünü artırdık?
İşimizi layıkıyla mı yaptık, yoksa “nasıl olsa olur” mu dedik?
Üç aylar, işte bütün bu soruları yüksek sesle sorma zamanıdır.
Bu sorular insanı ürkütür; ama asıl diriliş de buradan başlar.
Üç aylar;
ne sihirli bir formül,
ne de boş bir gelenektir.
Üç aylar;
hesap gününü hatırlatan bir prova,
kalbi ayağa kaldıran bir ikaz,
merhameti, vefayı, adaleti tazeleyen bir rahmet mevsimidir.
Madem “özel ibadet listesi” tartışılıyor…
O hâlde gelin en azından şunu yapalım:
Kendimizi çek edelim.
Günahlarımıza tövbe edip, Rabbimizden af dileyelim.
Biraz daha dua edelim.
Biraz daha Kur’an’la buluşalım.
Bir gönül alalım.
Bir hakkı iade edelim.
Bir kırığı onaralım.
Çünkü bazı aylar geçer…
Bazı aylar geçerken insanı değiştirir.
Selam ve dua ile.