Değerli Kardeşlerim,
Miladî 2025’in son günündeyiz…
Bir yılı daha geride bırakırken, hafta sonu hafızalara kazınacak bir ana şahitlik ettik. Takvimler değişirken, bu milletin hafızasına kazınan sahne Hatay’daydı. Ama hatırladığımız acı, yalnızca bir şehrin değil; 11 vilayetimizi içine alan büyük bir yıkımın ortak hafızasıydı.
6 Şubat 2023’te bu ülke, Cumhuriyet tarihinin en ağır imtihanlarından birini yaşadı.11 il aynı anda sarsıldı, şehirler yerle bir oldu.On binlerce canımızı toprağa verdik.
Soğuk vardı, karanlık vardı, çaresizlik vardı…
Ama o sabah sadece fay hatları kırılmadı; milletin yüreği de yerinden söküldü.
Aradan geçen zamanın sonunda, hafta sonu Hatay’da 450 bininci konutun anahtarı teslim edildi.
Bu anahtar, sadece bir evin kapısını değil; yıkılmış şehirlerin, yarım kalmış hayatların ve sabırla bekleyen gönüllerin kapısını aralıyordu. Devletin zirvesi Hatay meydanındaydı. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Meclis Başkanımız, bakanlar, devlet erkânı… Ama aslında o meydanda bulunan, sadece isimler değil; devletin bizatihi kendisiydi.
Cumhurbaşkanımızın kürsüden Hatay meydanında söylediği şu söz, yılın son gününde yüreklere kazındı:
“Biz enkazdan sadece binalar değil, umut inşa ettik. Verdiğimiz her sözü tuttuk, tutmaya da devam edeceğiz.”
Bu cümle bir nutuk değil; 6 Şubat’ın karanlık sabahından 2025’in son gününe uzanan bir iradenin, bir sabrın ve bir kararlılığın özeti gibiydi.
Depremin ilk anından itibaren devlet sahadaydı. AFAD’ıyla, ordusuyla, sağlık ekipleriyle, gönüllüsüyle… Eksikler oldu mu? Oldu. Acı büyük müydü? Hem de nasıl… Ama bir şey hiç eksik olmadı: Devletin iradesi.
O günlerden sonra kameralar enkaz başlarında, çadır kentlerde, konteyner önlerinde depremzedelere uzatıldı. Kimi gözyaşıyla, kimi titreyen bir sesle şunu söyledi:
“Devlet bizi bırakmadı. Cumhurbaşkanımız söz verdi, geldi, tuttu.”
Bir başkası, elindeki anahtarı göstererek şöyle diyordu:
“Biz bu günleri göremezdik sanıyorduk ama Allah razı olsun, evimize kavuştuk.”
Bu sözler bir metin değil, bir slogan değil; yaşanmışlığın içten şahitliğiydi.
Bugün dönüp 1999 Marmara Depremi’yle kıyasladığımızda fark çok net görülüyor. O gün koordinasyon yoktu, AFAD yoktu, devlet dağınıktı. İnsanlar yıllarca konteynerde yaşadı, kalıcı konutlar gecikti. Bugün ise bambaşka bir tablo var. İlk günden itibaren tek merkezden yönetilen bir süreç, bir yıl dolmadan teslim edilen yüz binlerce konut, zemin etütleri yapılmış, sağlam planlarla kurulan yeni şehirler…
Bu tablo açıkça şunu söylüyor: Bu devlet, 1999’daki devlet değil.
Depremin hemen ardından bazı muhalefet çevreleri çıkıp “Bu iş olmaz” dedi, “Bu konutlar bitmez” dedi, “Devlet sınıfta kaldı” dedi. Bugün ise cevap konuşarak değil, yaşayarak verildi. Anahtarlar elde, evler ayakta, şehirler yükseliyor. Eleştiri elbette haktır; fakat enkaz başında siyaset yapmak, milletin acısını malzeme yapmak değildir. 2025’in son gününde konuşulan şey 450 bin konut ise, söz de cevap da zaten ortadadır.
Hatay meydanında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yaptığı tespit, bu sürecin ruhunu özetliyordu. Bahçeli konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günümüzün Süleyman Han’ıdır. Murat Kurum ise modern zamanların Mimar Sinan’ıdır.”
Bu sözler bir alkış cümlesi değil; bir devlet okumasıydı. Bir yanda liderlik ve irade, diğer yanda şehircilik aklı ve teknik birikim… Devlet dediğin, felaket anında milletinin elinden tutup onu yeniden ayağa kaldırabilendir.
Miladi yeni bir yıla girerken gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz:
Bugün teslim edilen bu konutlar sadece beton değil; dua ile yoğrulmuş umutlardır.
Bu anahtarlar sadece metal değil; sabrın, direncin ve vazgeçmemenin karşılığıdır.
Rabbim bu evlere oturacak depremzede kardeşlerimize huzur nasip eylesin.
Enkaz altında can veren kardeşlerimize rahmet eylesin.
Devletimize zeval vermesin, milletimizi bir ve diri kılsın.
Bizler de tevekkülü elden bırakmadan; yaşadığımız evlerin depreme dayanıklılığını sorgulayıp, kentsel dönüşüm dâhil gerekli tedbirleri geciktirmeden almakla mükellef olduğumuzu unutmayalım.
Rabbim,milletimizi bir daha böyle büyük acılarla imtihan etmesin.
Selam ve dua ile.